uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kendisi ayrıca güreşle de uğraştı.He also drove in a run.
Bob ve Bunny, o yıllardan beri müzik ile uğraşmışlar.Ben and Jerry have been doing this for over 20 years now.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Bilecik’e yerleşerek çiftçilik ve ticaretle uğraştı.Despite being deaf, after the war he engaged in mercantile pursuits and farming.
De Stijl taraftarları tinsel harmoninin ve düzenin yeni bir ütopik idealinin uğraşındadırlar.Proponents of De Stijl sought to express a new utopian ideal of spiritual harmony and order.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.His father also hunted.
The Mars Volta'nın yanında Juan kendi müzikal projeleriyle de uğraştı.Aside from The Mars Volta, Alderete has been invested in his own musical projects.
Havacılık ile uğraştığı için aylığından ceza kesildi, sonunda işinden kovuldu.He, being unhappy with AIR, quit his job in a year.
1993 yılında müzik kariyeri başlayan O'neal rap tarzı müzikle uğraşmaktadır.Beginning in 1993, O'Neal began to compose rap music.
Ayrıca reklamcılık, pazarlama, emlakçılık ve yayıncılıkla da uğraşmaktadır.I even handle the finances, distribution, and publicity.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.He likes surfing and flirting with girls.
Bir kısım aile arıcılık ile uğraşmaktadır.We're all sitting here talking family entertainment.
Gençliğini, geçmişinin utancından uzaklaştırmaya uğraşarak geçirmiştir.At the dinner, she exposes his disgraceful past.
İşlerini çocuklarına devretti ve çeşitli sosyal çalışma ve araştırmalarla uğraşmaya başladı.She began working with a group of them and saw a need for common life and formation.
1920'lerde Finler Bolşevikleri Doğu Karelya'dan atmak için uğraştı.In the Treaty of Tartu negotiations in 1920, Finland demanded more of Eastern Karelia.
Frank kendisini temize çıkarmak ve Jack'i bulmak için uğraşır.She asks if it is accurate and they go to Jack to find out.
Köy halkı tarımcılıkla uğraşmaktadır.Civil servants themselves admit to corruption.
Bu yüzden kerestecilik önemli bir uğraştır.Therefore, scalability is an important issue that needs addressing.
Amaç, sadece probleme neden olanlarla uğraşmak değil, herhangi bir meydan okumaya muktedir olmaktır.The goal is to be able to challenge anything at all, not just items which are problems.
Çok uğraşmışlar ama tutturmak bir türlü mümkün olmamış.He survived, although it seemed impossible.
Bu arada Sabri sürekli olarak Rıfkı'nın köyden gitmesi için uğraşmaktadır.It becomes obvious that someone is trying to sabotage the trip to the island.
Ariobarzanes de babasının bu politik uğraşına devam etti.Rudolf II continued his father's policies.
Kendi şirketini kurarak ticaret işiyle uğraştı.Soon, he was able to establish his own trading business.
Bu sertifikasyon popüler EAP tiplerinin uyumlu bir şekilde çalışması için bir uğraştır.This Council is responsible for ensuring that the various ABCs function coherently.
Bu halk bölgedeki ilk tarımla uğraşan kişilerdi.They were the first people that they met on Earth.
Augustus'un İmparatorlukta istikrarı sağlama uğraşlarının başarıya ulaştığını sembolize eder.Restoration efforts by the state of New York are underway and appear to be successful.
Eduardo'nun babası ihracat, giyim, emlak ve nakliye ile uğraşan bir sanayiciydi.Saverin's father, Roberto Saverin, was a businessman working in clothing, shipping, and real estate.
Meksikalı kaçakçılar, ABD'deki alkol yasağı süresince alkol kaçakçılığıyla uğraştılar.The US military has since banned alcohol for its troops.
Daha sonra yazarlık, öğretmenlik ve yayımcılıkla uğraştı.He later pursued a writing, teaching, and television career.
Bu uğraşta başarılı olmasının baş nedeni Büyük Selçuklu Devletinin çökmesiydi.The spur for this was undoubtedly the success of the Front National.
Satrançla uğraşmaya başladı.Getting Started with Game Maker.
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.Since 2008 the music has started prior to Thanksgiving.
Kısa bir uğraştan sonra kolaylıkla öğrenilebilir ve kullanılabilir.The stages of this can be identified, quickly learned and readily applied.
Faal nüfusun %45'i tarım, balıkçılık, Arıcılık, ormancılık ve hayvancılık'la uğraşır.From this value, 53% correspond to livestock, fisheries and forestry.
Bu yer aynı zamanda sosyalleşme ve entelektüel uğraşılar için de kullanılırdı.It was also a place for socializing and engaging in intellectual pursuits.
Alâüddîn Muhammed, uzun seneler Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı.Consequently, Modena was, in many cases wrong in attacking the Talmudists.
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.He is always trying to give his father advice.
Araştırmacılar uğraşlar sonucu bu bilgilere ulaştı.Researchers have treated the topic summarily.
Şirket asıl amacın yanı sıra mal ve köle ticaretiyle de uğraştı.He also speculated heavily in real estate and the slave trade.
Daha çok geleneksel müzikle uğraşan bir aile.His mother listened more to traditional Mexican music.
Boruyu kırmaya uğraştılar ama başaramadılar.They tried to break it but failed.
Kendisini bir sanatçı yapmak için uğraşan annesi ile arası daha sonra açılmıştır.He teaches her to be a con artist.
Bir süre muhasebecilikle uğraştı.He worked for some time for The Inquirer.
Londra'ya kaçtı ve yeniden ticaretle uğraşmaya başladı.He returned to London and engaged in business for some years.
Kalvert, 2000'li yıllarda genellikle yapımcılıkla uğraşmıştı.Hibs used the war years productively, however.
Kariyerinin ardından uzun bir süre ticaretle uğraştı.He has a long career behind him.
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.Throughout his childhood, he played several different sports.
Ayrıca ticaret ile uğraşanlarda bulunmaktadır.The same thing is happening with commercials.
Umudu edebi uğraşlarıyla geçimini sağlayabilmekti.She worked with Project HOPE.
Kerestecilik ve patates yetiştirme gibi geleneksel uğraşlar bugün gene önem taşımaktadır.Conservation efforts such as captive breeding and reintroduction are currently in practice.
Bu daire sanki bir "zındık avcılığı" uğraşına girdi.They go in there to kind of headhunt.
Madencilikle uğraşan Kezan Trolleri, çıkardığı bazı madenleri ayinlerinde kullanıyorlardı.The tramroad was entirely dependent on the activity of the mines it served.
Her aile tarımla uğraşır.Each community must address this problem.
Seçim zamanı Albert bölgedeki reşit Siyahlar'ı oy kütüklerine yazdırmak için uğraştı.They worked in rural areas on registering blacks to vote.
Uzun uğraşlar ardından Saruman pes ederek geri döndü ;ancak Mavi Büyücüler orada kaldılar.Al-Muwaffaq then returned to his camp and prepared his troops for an assault on al-Mansura.
İlçe nüfusunun % 70-75' ini çiftçilikle uğraşan nüfus teşkil etmektedir.Almost 70-75 percent of people's livelihood depend on farming.
Bu tavernada Alfonsina, çeşitli gündelik işlerinde uğraştı.During his career, Macourek worked in various professions.
Bu da oyuncuların oyunda sürekli bir uğraşı olmasını sağlayan bir etkendir.The weather is also something the player must always bear in mind.
Kumaş ticareti ile uğraşan bir aileden gelmektedir.He came from a family of merchants who were engaged in the tea trade.
Sanatla ve ilimle uğraşırdı.With our art and with our fashion.
Ignatius, daha sonra tarikatın kurumsal işleriyle uğraşmış, ayrıca kendi anılarını yazmıştır.Accordingly, Adsit sold the business, with her good will, and resumed writing.