uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.I went through some personal things.
Bunlar, yüksek değerli Çin sert hamur porselen’i ni taklit etmek için bir uğraşta geliştirildi.Again, these were developed in an effort to imitate high-valued Chinese hard-paste porcelain.
ITF müfettişi Ken Fleming bu satışla mürettebatın alacaklarının ödenmesi için uğraştı.This enabled ITF Inspector Ken Fleming to pay the crew their arrears.
Kwolek, Kevlar'ın pratik uygulamaları geliştirmeyle çok fazla uğraşmadı.Kwolek was not very involved in developing practical applications of Kevlar.
Annesi, Emma Swindells, yerel olarak tekstille uğraşan bir aileden geliyordu.His mother, Emma Swindells, came from a local textile family.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.He called HUAC's activities "the most un-American thing we have to contend with today.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.She planned to return to college to study health and exercise studies.
Bu noktadan itibaren tüm çalışmalarında, hatta uğraşılarında buna odaklandı."From this point on, all his studies, and even his pastimes, were focused on that subject."
Her iki ülke de sürekli askeri uğraştan dolayı tükendiğinden, barış müzakereleri başladı.As both countries were exhausted by the sustained military effort, peace negotiations began.
UNIX'de olduğu gibi, Mach da donanımla uğraşmak için bir sürücü kavramını tutar.As with UNIX, Mach keeps the concept of a driver for handling the hardware.
Her şeye rağmen, sezon sonunda istifa etti ve edebi uğraşılarını sürdürdü.He nonetheless resigned at the end of the season, and resumed his literary activities.
Anayasa mahkemesi birincil olarak anayasal hukukla uğraşan yüksek mahkemedir.A constitutional court is a high court that deals primarily with constitutional law.
2016 yılına kadar, malların üretimiyle uğraşan işçiler için aylık ortalama ücret 424 dolar oldu.By 2016 the average monthly wage for workers engaged in manufacturing goods for export was $424.
Aynı zamanda Fonksiyon işlevleri ve kompozisyonları ile de uğraşma yeteneğine sahiptir.It is also capable of dealing with functions and compositions of them.
Bu aktivite ile uğraşan kişiye vücut geliştirici (Bodybuilder) denir.An individual who engages in this activity is referred to as a bodybuilder.
MPI'ın yaptığı gibi mesaj geçirmeyle uğraşmaya gerek yoktur.Simple: need not deal with message passing as MPI does.
Fakat deneyle uğraşan kişiler farklı bir şey yapmaya karar vermişlerdir.But the experimenters now decide to try something else.
Bu iş kendisine tarım, edebiyat ve sanatla uğraşabilecek zamanı da tanıdı.It also gave him the time to study agriculture, literature and the arts.
Ziraatla uğraşan halkın dışındaki vatandaşlar ilçe dışında iş aramaktadır.As a general rule, those seeking work must do so outside the village.
1935 yılında Le Corbusier’in ABD’ye göçmen olarak gelmesi için uğraş verdi.In 1935, Le Corbusier made his first visit to the United States.
Ailenin hepsi sanatla uğraşan 4 kız çocuğundan biridir.She is one of four sisters, all of whom are involved in the arts.
Videoda ikili bir tepenin zirvesinde bulut avcısı makinenin çalışması için uğraşılar.The video shows the two on the top of a hill trying to make the cloudbuster work.
Bir süre hikâye ile uğraştı.She stuck with this story for hours.
En önemli ikinci uğraş hayvancılıktır.The second most important activity is raising cattle.
Şiir ve müzikle uğraşmıştır.It included poetry and music.
Bu bilimle uğraşanlara doğa tarihçisi ya da natüralist denir.A person who studies natural history is called a naturalist or natural historian.
Heykeller yapar, sanatla uğraşır.They live there and make art.
Daha sonraları ise aynı zamanda müzikle de uğraşmaya başlamıştır.Whatever happens next, I will continue to make music.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.You did not want to fuck with him.
Ayıltmak için uğraşmanıza gerek yoktur.You cannot afford to relax.
İki karakter de eski hayatlarının parçalarını bir araya getirmeye uğraşır.Both characters struggle to piece their lives back together.
Uğraşısının ağırlıklı noktası gittikçe daha kapsamlı olan yazışmalarının üzerinde toplandı.The theme of fire would assume an increasingly great place in her writings.
Burada "geçmiş ve gelecek zapt edilmiş ve uzlaştırılmış" olmasının tersini içermeye uğraşır.It strives to contain opposites: "The past and future / Are conquered, and reconciled."
Formayı kapmak için uğraşacağım ve alacağım.I want to step up to the plate and do it.
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.The idea was realized years later.
"Devlete neden itaat etmeliyim?" gibi normatif sorunlarla uğraşır."정두언 "정부 왜 檢 눈치보는지 說난무 딱해"".
Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır.The translation of this book is currently under way.
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.Both the Black and White Guardians sought it.
Altıncı bölüm dengeyle ilgiliydi ve sekizinci bölüm ağlamak ve göz yaşıyla uğraşıyordu.Episode six revolves around balance and episode eight deals with crying and tears.
1860 - 1890 yılları arasında faal idi ve albümünün baskı fotoğraflarıyla uğraştı.He was active during the period 1860-1890 and worked in albumen prints.
Yalıtılmış hayatı içerisinde sadece bahçeyle uğraşırken üretken olabilmektedir.He prepares himself for possible attacks by working out alone in the palace.
Sultan Bey hayatının ilk zamanlarında hayvancılık ile uğraşmıştır.Dr. Vartan first received patients in his own home.
Orton, The Singh Brothers'ın saldırısına uğrasa da onları geri püskürttü.Orton was then attacked by The Singh Brothers, but fended them off.
Erkek ve kadın şehvetleriyle uğraşır.I make men and women happy.
Ömer Hayyam gibi polinomların köklerini bulmak için uğraşmıştır.He shows them how to find gold nuggets.
1450-1460 seneleri arasında yoğun biçimde mimarlıkla uğraştı.He was active between 1450-1465.
Mantar toplama da köylüler için zevkli bir uğraştır.Rabbit rearing has also become an attractive venture to the farmers.
Ayrıca arıcılıkla da uğraşılmaktadır.Also slightly embarrassed.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.There they had been stockpiling food and supplies for the winter.
Bu yüzden Minkowski uzayının eğri bir genelleştirilmesi ile uğraşmıyoruz.Consequently, we are now dealing with a curved generalization of Minkowski space.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.It loves to work.
Lületaşı madenciliği ile uğraştı.He made his fortune in tin-mining.
Gizemli ve karışık davaları çözmekle uğraşır.He works to solve inscrutable and complicated cases.
""Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala"".And together, we catch killers."
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.I wanted to clear up the slum of legs.
Keşişler dünya işleri ile uğraşmazlar, dış dünya ile bağlantı kurmazlar.As far as possible, the monks have no contact with the outside world.
Grail dergisinde başlattığı kampanya ile dilin standartlaşması için uğraş verdi.The magazine had a major effect on standardizing the language.
Güreşçi olmadan önce, McKay basketbol sporu ile uğraşmıştır.Prior to becoming a wrestler, McKay excelled in basketball.
Burada ticaretle uğraştım.I deal in commerce.
Her iki sorun da uğraşması çok zor olmasına rağmen asla çekiciliğini yitirmemiştir.Both problems proved difficult, but they never lost interest.