uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1170'te Thomas Becket'in öldürülmesi vakasını incelemekte olan papalık temsilcisi ile uğraştı.1170年 - カンタベリー大司教トマス・ベケット暗殺事件。
Ethel sohbeti uzatmak için uğraşsa da Ray kıza ilgi göstermez.ジェイクはサムについてもっと話すように頼み、テッドは状況を説明する。
Fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır.写真家を目指している。
Şimdi yayıncılıkla uğraşıyor...現在は出版業を行っている。
Hat sanatıyla uğraşmıştır.六条と付き合っている?
Şiirin yanı sıra hat, tezhip ve resimle de uğraştı.かつみのそばにいたくてフォト部も兼部。
Yaşamını sürdürdüğü köy, Dağyolu'nda çiftçilikle uğraşmıştır.祖父母は山奥で農業を続けている。
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.子どもの頃からいくつものスポーツを経験。
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.32歳と長寿であった。
Annesi banka memuresidir, babası ise demir çelik işiyle uğraşmıştır.祖父、父が鉄鋼業に従事する家庭で育った。
Bu da birçok sosyal sorunla uğraşmalarına neden oldu.作品は社会的な問題をとりあげたものが多い。
İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.地域に最初に入った白人はフランス人とイギリス人の毛皮交易業者だった。
Ahali bu uğraştan galip çıkan Prensi alkışlamaya koyulur.人格者であり、王子が手討ちにしようとした侍女を救っている。
Şirket asıl amacın yanı sıra mal ve köle ticaretiyle de uğraştı.その経済は奴隷労働と奴隷貿易に大きく依存する。
MPI'ın yaptığı gibi mesaj geçirmeyle uğraşmaya gerek yoktur.僕みたいなヘボにそんな話をする資格なんかないんだ。
Korsanlarla uğraşı kötü bitti ve sürgün edildi.偽物に気を取られていた海賊たちは一網打尽にされ逮捕された。
Onlara göre; edebiyat, çok ciddi bir uğraştır.例:辞書作りは退屈な仕事だ。
Daha sonra memleketine dönerek burada çiftçilikle uğraştı.帰国後郷里で農業に従事。
Ticaretle uğraşmış ve bu nedenle Mısır'da bulunmuştur.試作のみに終わり、のちにエジプトに売却された。
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.武芸に長じている。
Günümüzde kitap çevirmenliğiyle uğraşmaktadır.そこでは今でも翻訳書を入手出来る。
Yüksek akım, elektrik(güç) mühendisliği'nin uğraş alanıdır.専門分野は高電圧大電流工学。
1983 yılında kamu görevinden ayrıldı, serbest müteahhitlik ile uğraştı.1983年に自由契約となり現役を引退。
Babasının işyerinin yanındaki çelik işi ile uğraşan firmada gece bekçiliği olarak çalışmaya başladı.機材は祖父が夜警員として働いていた仕事場近くの廃棄鉄工場から借用していた。
Ticarette daha çok manavlık ve pazarcılıkla uğraşılır.忙しい麻陽に代わって買い物をしたりしている。
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.アフガニスタン紛争の結果生まれた難民のための救援活動も行った。
Moralıoğlu emlakçılık ile uğraşmaktadır.森本家扱い。
Şarkının videosu da büyük uğraşlar ve efektlerle yapılmış safari formatında bir kliptir.地歌のなかでも複雑な構成と技巧をこらした風格のある大曲とされている。
Fakat babası bu olayın gitdikçe ileri gitmemesi için uğraşırken John bu becerisini kayb eder.しかし、それまでにジョンが仕事でミスをしないかヒヤヒヤしている。
Bu uğraşından esinlenerek bir komedi hikâyesi yazma çalışmalarını sürdürmektedir.家業を手伝いながら、漫画執筆を続ける。
Bu süre boyunca Amerika Birleşik Devletleri'nden vize almaya uğraştı ama başarılı olamadı.その後2年間、アメリカで仕事を手に入れようと試みたが成功しなかった。
Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler.人々は勤労の義務を有し、日頃は農業にいそしみ(労働時間は6時間)、空いた時間に芸術や科学研究をおこなうとしている。
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.1998年から本格的に音楽活動を開始。
Babası kereste ticareti ile uğraşıyordu.父は問屋業に従事していた。
Mitya bahçeden kaçmakla uğraşmaktadır.テーセウスが迷宮から脱出する手助けをした。
Mevcut sayfayı yeniden yüklemek için Yenile butonu Uğraşıyı durdurmak için Dur butonu.再生中にこのボタンを押すと停止する。
Bir doktorun yanında çalışarak ailesini geçindirmeye uğraştı.父は、仕事上の理由からある友人のそばに近づきたかった。
Güçlerini gizlemek için uğraşan sportmen çocuktur.子供の姿を活かしただまし討ちを得意とする。
Köylüler tarımla uğraşmanın yanında hayvancılıkla da uğraşmaktadırlar.農民が地主と戦うには団結するべきである。
Buradan çıktıktan sonra, 3 yıl ticaretle uğraştı.3年間の勤務を経て退社した後はフリーに転向。
Bu Kültepe kazıları için Tahsin Özgüç 57 yıl uğraşmıştır.この年自己ベストの71ヤードのパントを蹴っている。
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.白人も黒人も就職を争ったのである。
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.これと闘うのは常に危険が伴った。
Gündelik işlerle uğraştı, 6 yılda 19 kitap çevirdi sonra bir gazete için muhabir olarak çalıştı.生活を支えるために新聞の通信員となり、翻訳をして6年間に19冊を出版させた。
Mantar toplama da köylüler için zevkli bir uğraştır.藁人形は農民の喜びの象徴である。
Rusça anlamı (тюрк. «бегущий снег») olup yani uğraşan kar demektir.「ブラン」とは「吹雪」特に「ステップの猛吹雪」を意味するロシア語。
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.而自古希腊以来数学家就在尝试解决这三个难题了。
Bunun yanı sıra ticaret ve taşımacılıkla uğraşanlar da vardır.攜米糧及其他必需品,與漁民交換參貝。
Bir kısmı da ticaretle uğraşır.部分人以经商为业。
Gündelik işlerle uğraştı, 6 yılda 19 kitap çevirdi sonra bir gazete için muhabir olarak çalıştı.另外他6年里翻译了19本书,作为他的日常工作。
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.與一馬一樣因太忙而疏於照顧家庭。
Senbei, kendisine aşık olmuş ve uzun uğraşlar sonunda kendisi ile evlenebilmiştir.是后收其孤嗣,爱同己子。
2013 senesinden 2014 yılına kadar müzik teorisi ve piyano uygulama bilgisini geliştirmek için uğraş verdi.从 2013 到2014, 他把主要精力放在了提高他的音乐理论水平与钢琴的练习上。
Burada ticaretle uğraştım.這時商鞅獻策。
Şanlıurfa'da ticaret ve tarımla uğraşmıştır.在上海从事工会和互济会工作。
Gerçel sayıların karekökleriyle uğraşırken bu yapılan çok kolaydır.在处理实数的平方根时这是容易做到的。
Bu sırada kendi taraftarlarını önemli işlere yerleştirme ile uğraştı.他的朋友們在關鍵時刻對他生出了援手。
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.現在來談談體育。
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.在当时来说是非常复杂的。
Kendi şirketini kurarak ticaret işiyle uğraştı.她勇敢地一手经营他的生意。