uğraş ile cümle

uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ziraat ve Belediyecilik ile uğraşmıştır.觸界或欲界繫。
Babası tütün ticareti ile uğraşan bir tacir ve aynı zamanda kaçakçıydı.他的父親是一間雜貨店的老闆,後來也曾經營農具銷售。
Bir süre muhasebecilikle uğraştı.期間又負責過會計工作。
Ariobarzanes de babasının bu politik uğraşına devam etti.拉普朗什继续着他的政治活动。
1839’da Yorkshire’daki birçok ailenin evinde mürebbiyeliğe başladı ve 1841’e kadar bu işle uğraştı.夏綠蒂從1839年開始在約克郡擔任許多家庭的女教師,直到1841年為止。
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.父亲经营纺织业。
İkinci sezonunda en iyi formunu yakalamak için uğraştı.他當選為該球季最佳陣容。
Ebû Hanîfe, ilimle uğraşmaya başlamadan önce başarılı bir tüccardı.他在踏入政壇之前是一位成功的商人。
Giles: "Bunlarla uğraşacak zamanımız mı var?" der.”孝绪曰:“安知后爻不为上九?”果成《遁卦》。
Bu arada hükümet ordu içindeki askerlerin siyasetle uğraşmasını yasaklar.在这个时期,军人禁止入党,军队内部禁止党派活动。
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.至今其父依然坚持许霆无罪。
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.穎敏強記,於書無不精研。
Genel kadın haklarını elde etme uğraşı, erkeklerin seçim hakkının kaldırılması uğraşı ile iç içe girmiştir.男人从未允许妇女行使其不可剥夺的选举权。
Ayrıca arıcılıkla da uğraşılmaktadır.頗具苦心志也。
Etkinme ile uğraşmanın bir diğer yaklaşımı ise, üretimden sonra azaltmaktır (donanımda ve yazılımda).碇唯死后,他将真嗣交给他人照顾,与真嗣关系冷淡。
Beş yaşından beri softbol, atletizm, kick boks ve jimnastik gibi spor dallarıyla uğraştı.布利斯在五歲時已經開始進行各種運動,如壘球、田徑、跆拳道和體操比賽。
Ben Katyan ailesi ünlü Hadrami hançer yapımcıları olup altın işlemeyle uğraşmaktadırlar.顏玉瑩家族是著名的華商家族,祖籍福建海澄,以生產白花油聞名。
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.性格開朗,喜歡和女生搭訕。
Hat sanatıyla uğraşmıştır.共計六種職業。
Gençliğini, geçmişinin utancından uzaklaştırmaya uğraşarak geçirmiştir.為依止故生起慚愧。
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.一共传了32代,经历了数百年。
Az miktarda arıcılıkla uğraşanlar da vardır.另一方面,關係不好的人也不少。
En önemli ikinci uğraş hayvancılıktır.最重要的財產是牲畜。
Bu yıllar boyunca Okul Savaşı ve Belçika Kongo Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ile uğraşmak zorunda kaldı.이 세월 동안에 그는 또한 학교 전쟁과 벨기에령 콩고의 독립과 함께 다루어야 하였다.
Köy halkı, ilk zamanlar hayvancılıkla uğraşmışlar, sonraları ise tarıma yönelmişlerdir.처음에는 평양(平壤)에 도읍을 정하였다가 뒤에는 백악(白岳)으로 도읍을 옮겼다.
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.고대 그리스 시대 이래, 많은 수학자들이 이 문제들을 풀기 위해 헛되이 시도했었다.
Boruyu kırmaya uğraştılar ama başaramadılar.그들은 유리창을 깨려 하였으나 실패하였다.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.당시에는 굉장히 어려운 일이었다.
Uzun uğraşlar ardından Saruman pes ederek geri döndü ;ancak Mavi Büyücüler orada kaldılar.이후 유인원은 손인사와 함께 군사를 거느리고 돌아갔으며, 유인궤가 병사를 나누어 사비성에 주둔하였다.
Bilinçsiz yapıldığından ne kadar uğraşılsa da bir yararı olmayacaktır.그러나 채무자의 고의나 과실없이 이행할 수 없게 된때에는 그러하지 아니하다.
Bir süre muhasebecilikle uğraştı.훗날 그는 회계사에서 일하였다.
İlk gençlik yıllarında atletizm ve futbol ile uğraştı.곧 스포츠를 시작하여 축구와 수구를 활약하였으나 육상으로 전향하였다.
İkinci döneminde ilerleyen yaşı yüzünden daha çok kendi sağlık sorunlarıyla uğraştı.그녀는 어떤 면에서는 매우 성숙하기 때문에 자기 또래 친구를 사귈 때 어려움을 겪기도 한다.
Şiirin zor bir uğraş -sanat- olduğunu biliyorum.젤리 씹히는 질감이 예술이라고 말한다.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.그는 데이브가 그의 삶을 찾기 위해 노력하고 있다고 말했다.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.약한 모습을 보이지 않았던 것은 훗날 변호사가 되어 부친에게 죄가 없음을 증명하기 위해서였다.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.광고도 좀 보죠.
Etkinme ile uğraşmanın bir diğer yaklaşımı ise, üretimden sonra azaltmaktır (donanımda ve yazılımda).연의에서는 손권(孫權)이 손책(孫策)의 뒤를 이은 후 인재를 모을 때 등용된 것으로 나온다.
2 yıl boyunca jimnastikle uğraştı.가노와는 2년 전까지 교우관계가 있었다.
Ethel sohbeti uzatmak için uğraşsa da Ray kıza ilgi göstermez.공작부인이 어떤 이야기든 교훈을 늘어 놓자 앨리스는 지루해 한다.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.일 정도로 운동을 좋아한다.
Ayıltmak için uğraşmanıza gerek yoktur.안심시키려 하지 말아야 한다.
Satrançla uğraşmaya başladı.서브로 경기를 시작한다.
V. Konstantinos saltanatı boyunca bu sorun ile uğraşmak zorunda kalarak dokuz kez sefer düzenlemiştir.비잔티움 제국의 황제 콘스탄티노스 5세는 이 위기를 활용하여 불가리아를 멸망시키기 위해 9번의 원정을 단행하였다.
Ticaretle de uğraşılmaktadır.마케팅에서도 중요하다.
Bu arada hükümet ordu içindeki askerlerin siyasetle uğraşmasını yasaklar.하지만 전쟁 과정에서 공화국 내부에서는 육군의 정치력이 증가하였다.
Uzun uğraşlardan sonra (1708) bunlar tekrar eski yerlerine yerleştiler.다시 1708년(숙종 34년) 원래의 시호대로 회복되어 문충으로 다시 복작되었다.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.날카로운 부리를 이용해 나무의 잎을 잘라내어 삼켰을 것이다.
Ama boşuna uğraşmıştı.근데 뜻대로 풀리지 않더군요.
Halkın büyük kısmı çiftçilikle uğraşmaktadır.마을 주민의 대부분은 농업에 종사하고 있다.
Başbakan olarak Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı.그것으로써 1차 세계 대전 이후 시작된 영향의 초석이 다져졌던 것이다.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.여러 자치사업을 벌였다.
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.두루마리는 배우지 않은 주문이나, 책 형식으로 획득할 수 없는 주문을 욀 수 있게 한다.
Ancak yüksek derecede beceri gerektiren bir uğraştır.하지만 본인의 일에서만큼은 독보적인 실력자다.
Dil felsefesi, felsefenin dil ile uğraşan bir dalıdır.언어철학(言語哲學)은 언어에 대해 다루는 철학의 한 분야이다.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.הייתי צריך לטפל בבעיות אישיות.
Bu daire sanki bir "zındık avcılığı" uğraşına girdi.המבנה דומה ללהקת ציידים נודדת.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.כך גם נפסק להלכה.
Şiir ve müzikle uğraşmıştır.הילכו יחדיו פוליטיקה ושירה?
Stüdyodaydık, bu şarkıyla uğraşıyordu ve bana dedi ki, 'Eva, bu şarkıyı benimle yapmak ister misin?'התחלנו לדבר על מוזיקה ועל החיים ופתאום שאנן שאל: תגיד, בא לך לכתוב שיר ביחד איתנו?.

İlgili Sayfalar