uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kara Ay tarikatı ile uğraşmaktadır.Black er et nedslagskrater på Månen.
Burada Rusya'ya karşı savaș ile hemen uğraşmaya başladı.Først derefter ville man gå aktivt ind i krigen mod Rusland.
Ama boşuna uğraşmıştı.Tilsyneladende forgæves.
Uzun yıllar ticaret ile uğraştı.Den havde i mange år egen købmandsforretning.
Dil felsefesi, felsefenin dil ile uğraşan bir dalıdır.Sprogfilosofi er en gren af filosofien som beskæftiger sig med sproget.
Çiftçilik ve siyaset ile uğraştı.Han har navnlig befattet sig med landbrugsvæsen og socialpolitik.
Bu uğraş başarısız oldu.Dette forehavende mislykkedes.
Ayrıca meyvecilikle de uğraşılmaktadır.Desuden spiser de frugt.
Özellikle bağcılıkla uğraşılır.Støtter især i sideretningen.
Büyü ile uğraşan kişiler büyücü ya da sihirbaz olarak tanımlanır.Ofte beskrevet som en heks og/eller healer.
Nüfusun büyük çoğunluğu hayvancılıkla uğraşmaktadır.Størstedelen af befolkningen lever af husdyrhold.
Son 5 yıldan beri köy halkının büyük bir kısmı meyvecilikle uğraşmaktadır.Den øvrige del af året var stærkt optaget af velgørenhedsvirksomhed.
Ana madde: Antik Yunanistan'da tarım Yunan insanlarının yaklaşık %80'i tarım ile uğraşıyordu.Uddybende artikel: Swazilands økonomi Mere end 80 procent af befolkningen lever af landbrug.
Bunlar çoğunlukla at ticareti ve ticaret gemilerine adam toplamakla uğraşıyorlardı.Hun malede især heste og fiskerbåde.
Çiftçidir ve serbest ticaret ile uğraşmaktadır.Hun er veganer og går ind for fri sex.
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.I 2008 begyndte de deres musikalske samarbejde.
Tarım ile uğraşan bir ailenin dört kızının en büyüğüdür.Han er den sidste i de to familier, som har berøring med landbruget.
Bu sanatla uğraşanlara kum ressamı denir.Sidstnævnte kaldes kunstmaler.
Ziraatla uğraşan halkın dışındaki vatandaşlar ilçe dışında iş aramaktadır.De andre spor vi må gå ad, udenfor offentligheden.
Bellibaşlı kişiler soğancılıkla uğraşırlar ve pazarlamasını kendileri yaparlar.Smarte er kompagniets sælger af alt muligt.
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.Intet hjalp, da han ikke kunne koncentrere sig om at læse.
Bob ve Bunny, o yıllardan beri müzik ile uğraşmışlar.Björn & Benny havde arbejdet musikalsk sammen siden 1967.
1990'ların sonunda, Fruitopia karlı bir profil sürdürmek için uğraştı.I slut-1960'erne fortsatte Zappa også med at udvikle den forretningsmæssige side af sin karriere.
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.Tingene blev først fundet igen flere år senere.
Garibaldi'nin ailesi deniz taşımacılığı işi ile uğraşıyordu ve deniz hayatı için yetiştirilmişti.Garibaldis familie drev med kysthandel, og sønnen ble oppdratt til et liv til sjøs.
Sayid, Kate ve Boone, Fransız mesajını telsizle üçgene almak için uğraşırlar.Sayid, Kate og Boone prøver å triangulere den franske radiosendingen.
Filateli ile uğraşanlara filatelist denir.Personer som bedriver filantropi kalles filantrop.
Le Preste ailesi noter olarak çalışmaktaydı ve tarım ve ormancılıkla uğraşıyordu.Le Prestre-herrene virket som notarer og virket i jordbruket og skogbruket.
Şiir ve müzikle uğraşmıştır.Poesi og musikk.
Serbest Ticaret ile uğraşmıştır.Han skrev Fri Handel.
Felsefe insanın kendisiyle uğraşmasıdır.Gi mennesket troen på seg selv.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Schinkel var delaktig i arbeidene også denne gangen.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Det dreide seg om et personspørsmål.
Büyü ile uğraşan kişiler büyücü ya da sihirbaz olarak tanımlanır.De enkle menneskene kaller ham trollmann.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.De liker å jobbe.
İlk önce yurt dışına transfer olmak için uğraştı.I utgangspunktet ønsket han seg til utlandet.
Ondan sonra çok uğraştım sesimin kimliğini bulmak için."(«Det var der jeg lærte mitt kall å kjenne».)
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.Dette ble oppdaget mange år senere.
Genelde amatörce ve hobi uğraşıları için kullanılmıştır.Dette blir som oftest gjort av entusiaster og hobbyister.
Dünya Müzik ve Müzisyenler Toplantısı düzenlemek için uğraşmaktaydı.Kunstnere og musikere fra hovedstaden kom og underholdt.
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.Han var da 24 år og 89 dager gammel.
Çiftçilik ile uğraşmıştır.Han arbeidet med landbruk.
Buna göre bir çiftçi, çiftçilikten başka bir işle uğraşamıyordu.Gårdsdrift hadde ikke bare med landbruk å gjøre.
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.Han engasjerte seg dessuten for flyktningene fra Eritrea.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Nytten må imidlertid alltid veies opp mot risikoen.
Yaşamının son 25 yılında heykelle de uğraşmıştır.Hvem skrev hva i de siste 25 år.
Halen akıl felsefesi ile uğraşan Kartezyen düalizminin bazı formlarını çözümlemeye de yardım edebilir.Det kan bidra til å løse noen typer av cartesisk dualisme som fremdeles rir sinnets filosofi.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Etterhvert tok byborgere i de samme byene over handelen.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.Ryddet gården Skavlan i Snåsa.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.Dette har vært diskutert lenge.
İlaca direnç, lepra uzmanlarını uğraştıran önemli bir konudur.Det er borgerlige saker, som krever behandling av sakkyndige.
""Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala"".Du må hjelpe meg, gendarmene er etter meg.»
Protestan ülkelerde kadın hakları savunucuları imza listeleri oluşturmakla uğraşmışlardır.I USA jobber Safe Hands For Girls med prosjektet Breaking Barriers.
Bu bilimle uğraşan kişilere yazıt bilimci ya da epigrafist denir.Kyssing innen vitenskapen kalles filematologi.
Başbakan olarak Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı.Han var statsminister da første verdenskrig brøt ut.
Nüfusun %85'i kırsal alanda yaşamakta, bunların çoğu hayvancılıkla uğraşmaktadır.85 prosent av dem er restaurert, de fleste på gårder.
Alâüddîn Muhammed, uzun seneler Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı.Mayaene fortsatte imidlertid med sin motstand mot spanjolene i lang tid.
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.Dette ønsker vi å gjøre noe med!
Aynı zamanda Bolşeviklerin yasadışı örgütsel faaliyetleriyle de uğraşır.Han har også arbeidet utrettelig for UNESCOs kampanjer mot analfabetisme.
New Directions, koreografi ile uğraşmaktadır ve amigo takımı üyelerinin sabotajlarına karşı koyarlar.New Directions kesulitan dengan koreografi mereka dan menghadapi sabotase dari anggota Cheerleader sekolah.