uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu dönemde devrimci faaliyetlerle uğraşır.Κατά τη διάρκεια αυτής της περιόδου ασχολήθηκε με την επαναστατική πολιτική.
Kısa bir uğraştan sonra kolaylıkla öğrenilebilir ve kullanılabilir.Τότε επινόησε μία μέθοδο για να μαθαίνονται ευκολότερα και γρηγορότερα.
Daha sonra Zagreb'de Centar 2000 adlı bir iş merkezinde yöneticilik yaptı ve gayrimenkul işiyle uğraştı.Παράλληλα έχτισε ένα συγκρότημα επιχειρήσεων στο Ζάγκρεμπ, το οποίο ονόμασε Centar 2000.
Ama boşuna uğraşmıştı.Την αναζήτησε αλλά μάταια.
Annesi, Emma Swindells, yerel olarak tekstille uğraşan bir aileden geliyordu.Η μητέρα του, Έμμα Σουίντελς (Emma Swindells), ήταν από μια τοπική οικογένεια κλωστοϋφαντουργών.
Tıp çalışmalarına ağırlık verdiği bu dönemde bestecilik yönünü kendi kendine geliştirmeye uğraştı.Στην προσπάθειά του να βελτιώσει τις θεραπευτικές μεθόδους της εποχής, προσβλήθηκε ο ίδιος.
Anayasa mahkemesi birincil olarak anayasal hukukla uğraşan yüksek mahkemedir.Το Ανώτατο Δικαστήριο έχει εξουσίες Ανωτάτου Συνταγματικού Δικαστηρίου πρωτόδικα και κατά έφεση.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Από τη γέννησή του είχε πολλά προβλήματα υγείας και δυσμορφία.
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.Ήταν 27 ετών και άγαμος.
Sayılar Teorisi'nin en önemli uğraşısı asal sayılar hakkındaki bu tür sorulardır.Βασικό αντικείμενο μελέτης της θεωρίας αριθμών είναι οι πρώτοι αριθμοί.
Emekliliğinden sonra oyun yazarlığıyla uğraştı.Μετά την συνταξιοδότηση του ασχολήθηκε με την συγγραφή.
Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı.Παράλληλα με τη Λογοτεχνία ασχολείται και με τη Ζωγραφική.
Ayrıca arıcılıklada uğraşılmaktadır.Ο ίδιος είναι Προτεστάντης.
Mahallede tarım alanlarının azlığı tarımla uğraşıyı azaltmıştır.Οι πτωχεύσεις των μικρών αγροτικών νοικοκυριών ενισχύουν αυτή τη διαδικασία.
Üstelik, bu savaştan herkes nasibini alacak ve hayatta kalmak için tüm insanlar uğraş verecektir.Κι έτσι η παρέα αυτή πρέπει να παλέψει αν θέλει να επιβιώσει ολόκληρη.
Denizci, ticari ve amatör anlamda denizcilik işiyle uğraşanlara denir.Ναύτες και αξιωματικοί θεωρούσαν εαυτούς συνεταίρους στη δράση.
Yeniçerilerin arasında sadece ticaretle uğraşanlar yoktu.Δεν ανακάλυψε μόνο δεινόσαυρους.
Edebiyatla da uğraştı.Είχε ασχοληθεί και με τη λογοτεχνία.
Boruyu kırmaya uğraştılar ama başaramadılar.Προσπάθησαν να καταλάβουν το λόφο με έφοδο αλλά απέτυχαν.
Araştırmacılar uğraşlar sonucu bu bilgilere ulaştı.Στην έρευνά μας ανακαλύψαμε στοιχεία σχετικά με αυτό τον παράγοντα.
Babası kereste ticareti ile uğraşıyordu.Ο πατέρας του εργαζόταν ως μεσάζοντας σε δημοπρασίες.
Aynı zamanda Beyaz Eşya ticaretiyle uğraşmaktadır.Παράλληλα ασχολήθηκε με το εμπόριο καπνού.
Siyasetten emekli olduktan sonra kendini sosyal projelerle uğraştı.Μετά την αποστρατεία του ασχολήθηκε με την πολιτική.
Bu da birçok sosyal sorunla uğraşmalarına neden oldu.Αυτό οδήγησε σε πολλές εμφύλιες διαμάχες.
Her şeye rağmen, sezon sonunda istifa etti ve edebi uğraşılarını sürdürdü.Παρόλα αυτά, παραιτήθηκε στο τέλος της θεατρικής περιόδου και επέστρεψε στις λογοτεχνικές του δραστηριότητες.
Hatta ilk bakışta kolay bir uğraştır.Μπορεί να φαίνονται παράξενες με την πρώτη ματιά.
Ayrıca köy vatandaşlarının bir kısmı arıcılık ile uğraşır.Μερικοί κάτοικοι ασχολούνται και με τη γουνοποιία.
Depardieu sinema kariyerinin yanı sıra bağcılıkla uğraşmaktadır.Ο Χιουζ παράλληλα με τον κινηματογράφο θα ασχολήθει και με την αεροπλοία.
Avukat oldu ve bir süre politika ile uğraştı.Άσκησε τη δικηγορία ασχολούμενος παράλληλα με την πολιτική.
Kinematik, kuvvetleri hesaba katmadan hareketlerin etkileri ile uğraşır.Σε αντίθεση με τη Κινηματική που εξετάζει την κίνηση των σωμάτων χωρίς την επίδραση δυνάμεων.
Kendisi aynı zamanda "Set Abomine" adlı bir kitap üstünde uğraşmaktadır.Επίσης, κυκλοφορεί σε ένα τόμο με τον τίτλο "Panoptikum.
Bu süre boyunca Amerika Birleşik Devletleri'nden vize almaya uğraştı ama başarılı olamadı.Στο παρελθόν έγιναν προσπάθειες εισαγωγής του είδους στις ΗΠΑ, που όμως δεν στέφθηκαν με επιτυχία.
Bu uğraşından esinlenerek bir komedi hikâyesi yazma çalışmalarını sürdürmektedir.Ακολουθεί μια αντιπροσωπευτική παράθεση έργων του.
Köy halkının bir kısmı küçük balıkçılık ile uğraşmaktadır.Οι λιγοστοί κάτοικοι ασχολούνται με την αλιεία.
Ailenin hepsi sanatla uğraşan 4 kız çocuğundan biridir.Από τα 6 αδέρφια της οικογένειας, τα 4 ασχολήθηκαν τελικά με την τέχνη.
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.Από το 2008 έχει αποσυρθεί από την ηθοποιία και ασχολείται με την μουσική.
Bu dönemde kafelerde konserler verdi ve popüler müzik ile uğraştı.Τ' απόγευμα, πήγαινα εκεί και έπαιζα αναζητώντας κάποια παρηγοριά στη μουσική.
Her iki sorun da uğraşması çok zor olmasına rağmen asla çekiciliğini yitirmemiştir.Και τα δύο προβλήματα αποδείχθηκαν δύσκολα, αλλά δεν έχασαν ποτέ το ενδιαφέρον τους.
Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı.Ασχολούμενος με το θέατρο αναδείχθηκε σπουδαίος θεατρικός συγγραφέας.
Özellikle bir aktivite ile uğraşırken suya ihtiyaç duyulur.Εννοώ, περπάτημα πάνω στο νερό; Χρειάζεται... μια πράξη πίστης.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Οι άντρες ασχολούνται με το κυνήγι.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.«Μου αρέσει να δουλεύω με παιδιά.
Köyü büyük çoğunluğu ticaretle uğraşmaktadır.Οι περισσότεροι κάτοικοι ασχολούνται με το εμπόριο.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Bilecik’e yerleşerek çiftçilik ve ticaretle uğraştı.Μετά την οριστική αποστρατεία του, ασχολήθηκε με την παραγωγή και εμπορία πλαστικών.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.Αποφεύγει την διαφήμιση.
La Salon Courbé (2007) benzer tartışmalı konularla uğraştı.Το βιβλίο του Connes (1994) ασχολείται με πιο επιτηδευμένα θέματα.
Tom bunu yapmak için çok uğraştı.Ο Θωμάς προσπάθησε πολύ να το κάνει αυτό.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Jeg gik igennem nogle personlige ting.
Sayid, Kate ve Boone, Fransız mesajını telsizle üçgene almak için uğraşırlar.Sayid, Kate og Boone forsøger at triangulere det franske signal.
Gençliğinde birçok farklı işle uğraşmasına karşın hep aktör olmak istedi.Selvom han havde mange beskæftigelser, da han var yngre, har han altid villet være skuespiller.
New Directions, koreografi ile uğraşmaktadır ve amigo takımı üyelerinin sabotajlarına karşı koyarlar.New Directions kæmper med koreografi, og at modstå forsøg på sabotage af medlemmer af cheerleadertruppen.
Garibaldi'nin ailesi deniz taşımacılığı işi ile uğraşıyordu ve deniz hayatı için yetiştirilmişti.Garibaldis familie drev kysthandel, og sønnen blev opdraget til et liv til søs.
Aynı zamanda Bolşeviklerin yasadışı örgütsel faaliyetleriyle de uğraşır.Han styrede samtidig den illegale bolsjevikkiske bevægelse.
Hayatındaki en önde gelen uğraşısı idi.Han har begået den største fejltagelse i sit liv.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Denne gang kom Anders Borre Mathiesen med i bandet.
Kendisi ayrıca güreşle de uğraştı.Han ville også bokse kampe.
Harry Styles, "Biz yoldayken, havaalanındayken hep şarkı yazmaya uğraşıyoruz.Styles sagde, "vi skriver dem altid på vejen til hoteller og lufthavne.
Bu iş kendisine tarım, edebiyat ve sanatla uğraşabilecek zamanı da tanıdı.Hans stilling giver ham også tid til at fordybe sig i agrikultur, kunst, og litteratur.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Efterhånden overtog byborgere i de samme byer handelen.
Nexus, Cena ile uğraşmaya devam etti.Derefter gik Sixtus i gang med finanserne.