uğraş ile cümle

uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Babası çok sayıda dekor işleriyle uğraşırken, küçük Simon da kendisine yardım ediyordu.Közben nyaranta építkezéseken dolgozott, ebben édesapja is segíteni tudott neki.
Ailenin hepsi sanatla uğraşan 4 kız çocuğundan biridir.Egy leány- és négy fiútestvére közül mindegyik fiú lelkipásztori pályára került.
Boruyu kırmaya uğraştılar ama başaramadılar.Szét akarja törni, de nem sikerül.
Takım arkadaşları Maya ve Boomer ile dövüş sanatlarıyla uğraşır.Küldetésében nincs egyedül; Maya és Boomer hűséges kísérői föld körüli útja során.
Uzun yıllar antikacılık mesleğiyle uğraştı.Ő már több éve foglalkozik arcplasztikázával.
Sayid, Kate ve Boone, Fransız mesajını telsizle üçgene almak için uğraşırlar.Sayid, Kate ja Boone yrittävät kolmioida ranskalaista hätäviestiä.
Buna göre bir çiftçi, çiftçilikten başka bir işle uğraşamıyordu.Miesten oli vaikeaa löytää muuta työtä kuin maanviljelyä.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Emme halua kiirehtiä hänen kanssaan.
İlk önce yurt dışına transfer olmak için uğraştı.Syyria haki ensi kertaa ulkomailta apua..
Yayıncılık ve dağıtımcılık işiyle uğraştı.Hän tutki kaupan jakelu- ja kannattavuuskysymyksiä.
Kendisi ayrıca güreşle de uğraştı.Hän harrasti myös kilpajuoksua.
Fakat babası bu olayın gitdikçe ileri gitmemesi için uğraşırken John bu becerisini kayb eder.Johnin isä ei aikonut menettää poikaansa sellaisissa oloissa.
Lane, film boyunca eski sevgilisini geri almak için uğraş vermektedir.Elokuvassa nainen haluaa vielä kerran tavata entisen rakastettunsa.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Tämä oli siihen aikaan hyvin harvinaista.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Kysymyksen ottamiseen sisältyi siis aina riski.
Bu iş kendisine tarım, edebiyat ve sanatla uğraşabilecek zamanı da tanıdı.Hänelle jäi myös aikaa kiinnostua maanviljelystä, kaunokirjallisuudesta ja taiteista.
Şiirin zor bir uğraş -sanat- olduğunu biliyorum.Hankaluutena on saada ternimaitoa. artikkelia.
İnşaat çalışmaları çok uğraştırıcı ve masraflı olmuştur.Huoltotoimet olivat osoittautuneet kalliiksi ja hankaliksi.
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.Hän tappelee jatkuvasti isänsä kanssa.
Buffy ise hayvan kanı bulmak için uğraşmaktadır.Fry pyrkii saamaan lemmikkinsä takaisin eloon.
Hatrı sayılır derecede ceviz ile de uğraşılmaktadır.Kannen tulee olla myös tarpeeksi raskas.
Onun son uğraşları arasında eski öğrencisi Thomas Aquinas'ın inancını savunması vardı.Elämäntyönsä lopuksi hän puolusti aikaisemman oppilaansa Tuomas Akvinolaisen opetuksia.
Göktürkler ticaret ile uğraşan kişilere satıkçı demişlerdir.Yritysmyyjäksi kutsutaan henkilöä, joka tekee kauppaa yritysten välillä.
Uzun yıllar ticaret ile uğraştı.Hän on toiminut usean vuosikymmenen ajan liike-elämän palveluksessa.
Matematikçi, matematikle uğraşan ve matematik konusunda uzman olan kişilere denir.Usko pois; näin matematiikkaa tekevät jopa ammattilaiset.
Ayrıca iplik eğirme ve dokumacılıkla da uğraşırlar.Naisetkin uskaltavat opettaa ja jopa kastaa.
Bu işe ilk soyunanlar ise halat ve yelken işiyle uğraşanlar olmuştur.Alustyypin ensisijaisena tehtävänä oli vartiointi ja kalastuksenvalvonta tehtävät Kuriileilla.
Tac Mahal maketiyle uğraşmaya devam etti.Karttunen on jatkanut yhteistyötä Parviaisen kanssa.
Şimdi sıra İason'la uğraşmaya gelmiştir.Niinpä hän päätti pysyä Ashen kanssa saadakseen niitä.
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.Totuus kävi ilmi vasta vuosia myöhemmin.
Ülkesinde politika ile uğraşmıştır ve İsveç Liberal Halk Partisi başkanlığı yapmıştır.Poliitikon uralle hän lähti Sveitsin vapaiden demokraattien puolueen ehdokkana.
İnşaat sektöründe ticaretle uğraşmıştır.Hän toimi rakennusteollisuuden alalla.
Çiftin üç çocuğu vardır ve iki kızları, Pik kardeşler ismi altında müzikle uğraşmaktadırlar.Hänellä on kolme aikuista lasta, kaksi nuorempaa avioliitosta muusikko Pekka Tirkkosen kanssa.
Alan Ritchon oyunculuğun yanı sıra müzikle de uğraşmaktadır.Musiikin lisäksi Anja Rupel on ollut aktiivinen myös näyttelemisen saralla.
Yalnız, parasız ve çocukluğundan kalma sağlık sorunları da dahil pek çok sorunla uğraşmak zorunda kalır.Monilla lapsilla on kehitysvamman lisäksi muitakin terveysongelmia.
Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başlamıştır.Nainen oli ennen kuolemaansa taikurin avustajana.
Araştırmacılar uğraşlar sonucu bu bilgilere ulaştı.Tutkijat selittivät havaintonsa seuraavasti.
Zor uğraşlara rağmen ölümün kaçınılmaz olduğunu bilen dörtlü yine de yollarına devam ederler.Toiset ihmiset taas yrittävät pysyä kuolemasta kaukana sen väistämättömyydestä huolimatta.
Ayrıca her birimde kendi uğraş alanı ile ilgili çağdaş araştırma deneyevleri yer almaktadır.Lisäksi jokainen pelastusalan ammattilainen antaa yksityiselämässään turvallisuusneuvontaa jatkuvasti.
ABD'ye göç eden 4000 Meşhed Yahudisi ise kuyumculuk ve halıcılıkla uğraştı.Eloonjääneet 43 000 juutalaista keskitettiin ghettoihin ja pakotettiin pakkotyöhön.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.Sen sijaan tekee hän mielellään kauppaa.
Genel uğraşları ise yerel seçimler olmuştur.Kyse on paikallisvaaleista.
Burada ticaretle uğraştım.Suvussa oli kauppiaita.
Tarımla uğraşanlar hala saban kullanmaktadır.Sivistyskielenään kodagut käyttävät kannadaa.
Boyacılık; soytarılık; denizcilik uğraşlarının hepsini denedi.Puhuri eli myötätuuli, purjehdustuuli, purjehdussää.
Dil biliminin içinde, dilin özel yönleriyle uğraşan çok sayıda büyük ve küçük alanlar vardır.Maissa, joissa puhutaan jopa satoja vähemmistökieliä, monen kielen oppiminen on välttämätöntä ja luonnollista.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Tällä kertaa Avery oli mukana yhtyeessä.
Yerli halk genel olarak tarımla uğraşmaktadır.Ja isänmaallinen kansa kokonaisuudessaan on kanssamme.
Uyuşturucu kaçakçılıyla uğraşırken kardeşi tarafından ihbar edilerek müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.Epäonnisen viinan salakuljetusmatkan jälkeen poikien isä joutuu vankilaan.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Tekee henkilökohtaisen tutkimuksen.
Teknik terimler konusunda petrol mühendisliği ile uğraşan kişilere yardımcı olunması amaçlanmıştır.Siihen hän tarvitsee Tallinnan sähkölaitoksella työskentelevän teknikon apua.
Türk Musikisi ile uğraşmıştır.Ασχολήθηκε με την τουρκική μουσική.
Eski Yunanlardan beri matematikçiler tüm bu problemleri çözmek için boşuna uğraştı.Οι μαθηματικοί είχαν μάταια προσπαθήσει να λύσουν όλα αυτά τα προβλήματα από την εποχή των αρχαίων Ελλήνων.
Lex ise yeni bir tehlike ile uğraşmak zorundadır.Τότε ο Χάρι έχει να αντιμετωπίσει καινούριους κινδύνους.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Τώρα πια ο δικαστής κρίνει ότι πρέπει να αθωώσει τον πατέρα της.
Bu dönemde müzik besteciliği ile de uğraştı.Την ίδια περίοδο ασχολήθηκε και με την βυζαντινή μουσική.
Bir kısım aile arıcılık ile uğraşmaktadır.Ξεχωριστό τμήμα αφιερώνεται στην οικιακή σαπωνοποιία.
Satrançla uğraşmaya başladı.Παράλληλα ασχολήθηκε με το σκάκι.
İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.Οι πρώτοι Ευρωπαίοι που διήλθαν από την περιοχή ήταν Γάλλοι ιεραπόστολοι και οι έμποροι γούνας.
Sörf ile uğraşmıştır.Συμμετέχει στην Σούπερεταν.

İlgili Sayfalar