uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.Trots att reglerna är mycket enkla, kan spelet bli mycket svårt.
3956 aile çiftçilikle uğraşmaktadır.2 936 personer är landslagsaktiva idrottare.
İlk başlarda su işleriyle uğraşan Mısırlı işçilerin geçici bir konaklama yeri idi.I början flyttade mest vita arbetare in.
Roma'ya gitti ve orada hayır işleri ile uğraşmaya başladı.Robin kommer dit och de börjar prata om kärlek.
Uzun uğraşlar sonucu uçak pistine varırlar.Det enda sättet att ta sig dit är genom flyg.
Çok uğraşmışlar ama tutturmak bir türlü mümkün olmamış.Och ja, det kan jag ha varit, men inte på något kränkande sätt.
1976’dan sonra yalnızca şiirle uğraştı.1979 - Jag hade en isdröm, dikter.
Marmara denizinde antik çağlardan beri balıkçılık önemli bir uğraştır.Tonfisken har alltsedan forntiden vid Medelhavsstränderna varit föremål för ett betydande fiske.
Çoğunlukla balıkçılık, ticaret ve turizm ile uğraşırlar.Befolkningen ägnar sig huvudsakligen åt fiske, hantverk och turism.
Tarımla geçinen bu halklardan bazı gruplar, balıkçılık ve gemicilikle uğraştı.Före kontakten med Europa så foragerade, jagade och fiskade den här gruppen.
Bu uygulamalarla uğraşan bilim insanlarına "genetik mühendisi" denir.Den som arbetar med ingenjörsvetenskap kallas ingenjör.
Kendi şirketini kurarak ticaret işiyle uğraştı.Med detta kapital börjar han göra affärer.
Genel dil bilimi alanı öncelikle temel araştırmalarla uğraşır.Dessa är statligt oberoende och inriktar sig främst på grundforskning.
Dilimizi bozmaya uğraşıyorlar.De försöker förstöra vårt språk.
Wattpad bir yıl içinde birkaç küçük ve bir de büyük olan rekabetlerle uğraşıyor.Wattpad проводить кілька малих конкурсів за рік і один головний.
Konserlerde, Ohlin sahnede istediği atmosfer ve görüntüyü vermeye çok uğraşırdı.Олін був готовий на все, щоб досягти бажаного образу і атмосфери на концертах.
Hatta ilk bakışta kolay bir uğraştır.На перший погляд їх легко сплутати.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.11 років професійно займалася танцями.
Uzun yıllar ticaret ile uğraştı.Багато років працював у системі торгівлі.
Ancak yüksek derecede beceri gerektiren bir uğraştır.Це вимагає дуже високої майстерності.
Bir süre muhasebecilikle uğraştı.Відтак кілька років працював бухгалтером.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Потім вирішив зайнятися важкою атлетикою.
İdari işlerle imparatorun kendisi uğraşıyordu ve ona bu işte İmparatorluk Sarayı Bakanı yardım etmekteydi.Адміністративними питаннями займався імператор, якому допомагав голова Міністерства імператорського двору.
Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır.Філософія історії покликана відповісти на питання про те, що є історія.
Athoslular tarımla uğraşan teknolojik bakımdan gelişememiş bir toplumdur.Люди були змушені пристосовуватися до світу без технологій.
İlerleyen haftalarda Randy & Bob Orton, Undertaker'la uğraşmayı sürdürdüler.Через два місяці Ренді і Боб Ортон програли в гандикап поєдинку з трунами.
Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başlamıştır.Він втік від чаклуна до того, як був завершений.
Ancak Memun devrinden sonra eskisi kadar canlı bir tercüme uğraş görülmedi.Я задумався… Відтоді рідній мові не зраджую.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.Там же й лишився працювати.
Serbest Ticaret ile uğraşmıştır.Провадилася боротьба із приватною торгівлею.
Kendisi ayrıca güreşle de uğraştı.Також займався боксом.
Bazıları zengin olurken, çoğu boşa uğraşmış, yalnızca 4.000 kadarı altın çıkarabilmiştir.Лише близько 4 тисяч змогли знайти золото, із них лише сотня дійсно розбагатіли.
Heykeller yapar, sanatla uğraşır.Пише картини, займається оформлювальним мистецтвом.
Bu sırada Çin yönetimi komünistlerle uğraştığından işgale müdahale edemedi.Чан не мав наміру зупиняти війну з комуністами.
Güçsüzlere yardım eder, ailesinin intikamını almak için uğraşır.Вона бажає скористатися напругою і помститися за смерть своїх близьких.
Bir süre animatörlük ile uğraştı ve sonra tekrar New York'a döndü.Скоро він розчаровується в цій роботі і повертається в Нью-Йорк.
Akköy'de geçici bir uğraşı bulurlar.Їх чітко чути за межами акваріуму.
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.З 1991 року почав активно займатися музикою.
Ticaretle de uğraşılmaktadır.Займалися також торгівлею.
Devletin mafyayı yönetmesi için uğraşır.Уряд розширює комендантську годину.
Bir hal doğal olarak geçicidir, kişi uzatmaya uğraşmamsı gerekir.Замість тікати від абсурду, людина може прийняти його.
Boruyu kırmaya uğraştılar ama başaramadılar.Хотіли зірвати замок, але він не піддавався.
Genellikle tarımla değil, hayvan avlama (özellikle bizon) işi ile uğraşırlardı.Займалися переважно полюванням та скотарством, збиральництвом.
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.З раннього дитинства займалася кількома видами спорту.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Він спитав Джека, чи справді він набирає команду.
Her aile tarımla uğraşır.Кожна родина займалася своїми промислом.
Melkor, Gizli Ateş'i arzuladı ve boşu boşuna ele geçirmeye uğraştı.Мелькорові не вдавалося знайти Вогню, бо Вогонь був із Ілуватаром.
Daha çok geleneksel müzikle uğraşan bir aile.Народився в сім'ї з багатолітніми музичними традиціями.
Meksikalı kaçakçılar, ABD'deki alkol yasağı süresince alkol kaçakçılığıyla uğraştılar.Штатам США було дозволено вводити свої власні закони щодо контролю за алкоголем.
Bunun için uğraşıyorum” diyor.Я запевняю вас, що я спробував це.”
Sultan yalnız bu ikinci tehlike ile uğraştı.Плем'я старається самостійно впоратися з цією загрозою.
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.Вони залучили до справи Серафима.
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.На щастя вона розрахована на багато років уперед.
Daha sonra serbest meslekle uğraştı.Згодом він працював у більш вільній манері.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Для того часу це було екстраординарно.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.Вона любить працю заради праці.
Erişim tarihi: 8 Ağustos 2014. Çok uğraştılar ama ayrılıktan kaçamadılar Kilometre TaşlarıПроцитовано 22 жовтня 2014. Not Yet Ready for His Last Mile.
Çerçilikle uğraşanlar çoğunlukla erkektir.В більшості випадків кривдники — чоловіки.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.Мій батько копав.
Halkı bağcılık, gemicilik ve tarımla uğraşır.Жителі міста займалися виноградарством, мореплавством та землеробством.