uğraş ile cümle

uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1994 yılından beri kayak sporuyla uğraşmaktadır.Jarecka sporty walki uprawia od 1994 roku.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Dziewczęta muszą same prowadzić firmę i dbać o pracowników.
Kendi şirketini kurarak ticaret işiyle uğraştı.W wyniku kłopotów zakłada własną firmę.
Bu tarihten sonra petrol pazarlama ve dokumacılık işi ile uğraştı.Od tego czasu pełnił funkcje magazynu nafty i manufaktury papieru.
Snellman hayatının geri kalanını da politikayla uğraşarak geçirdi.Sennewald resztę życia spędził żyjąc z kapitału.
Ticaretle uğraşmış ve bu nedenle Mısır'da bulunmuştur.Rękopis powstał w Egipcie i został odkryty w Egipcie.
Otları toplayıp kulübe yaparlar, tarım ile uğraşmazlardı.Odwiedza ogrody i farmy, nie obawia się ludzi.
Bu arada Stan fesat ablasıyla uğraşmaktadır.Jej miejsce w Sejmie zajął Stanisław Fal.
Şiir ve müzikle uğraşmıştır.Interesował się poezją i muzyką.
Jokey olmasına vesile, babası ve ağabeyinin atçılıkla uğraşmasıydı.Naprawdę miał na imię Bonifacy i kiedyś wraz z ojcem i bratem zajmował się rozbojem na gościńcu.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.Pozwolił na przysyłanie paczek żywnościowych i odzieży na zbliżającą się zimę.
McDonagh ayrıca sinema ile uğraşmaktadır.Sam Meyerhold także interesował się kinematografią.
Henri bu sefer de Latinlerle uğraşmak zorunda kaldı.Tym razem zajął się tym Pininfarina.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.Planowała studiować kierunki związane ze zdrowiem i ćwiczeniami fizycznymi.
Northumberland Kontu'nu tutan York Başpiskoposu ile uğraşması gerekmektedir.Został biskupem Northumbrii z siedzibą w York.
Ben' in parasının yerini bulmak için uğraşsa da ondan hiçbir şey öğrenemez.Tam Ben podejmuje decyzję aby go wysłać tam gdzie nikt go nie odnajdzie.
Bu göllerden birisi mevcut yönetimin uğraşlarıyla 2012 yılında doldurulmuştur.W 2012 ostał zburzony przez obecnego właściciela.
Başlıca tarım uğraşı bağcılık ve zeytinciliktir.Upierzenie głównie oliwkowozielone.
Mecnun'u depresyondan çıkarmak için uğraşmaktadır.Stara się wyciągnąć Honor z depresji.
Hatta ilk bakışta kolay bir uğraştır.To była miłość od pierwszego wejrzenia.
Formayı kapmak için uğraşacağım ve alacağım.Ustawię się na zbiórce, zachowam się w szyku i zamelduję się.
Bu amaçla sistemler üzerinde düzenlemeler yaparak sistemlerin daha etkin hale getirilmesi için uğraşırlar.Umyślnie te kraje Zwiedzam, bym polepszyła wasze obyczaje.
Bütün hayatı boyunca müzik ve müzik teknikleriyle uğraştı.Niemal do końca życia aranżował utwory muzyczne.
Sadece bazı haneler hobi olarak bahçe işleriyle uğraşmaktadır.Przy swoim domu hobbystycznie zajmuje się ogrodnictwem.
Bunun üzerine Mehmed Çelebi uzun bir sure, kaçan kardeşi Musa Çelebi'yi yakalamak için uğraşıya geçti.Al–Otaibi rozpoczynał swoją karierę w Al-Shabab, z którego przeszedł do Al-Ittihad.
Buford onunla sürekli uğraşır.Buford zakłada się z nimi.
River, Doktor'u çok sevdiğini ama onun kendisini sevmediğini, aşkla uğraşacak birisi olmadığını söyler.Roni przekonała go jednak, że nie jest sam i będzie go kochać, nie ważne co zrobi.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Uwielbiał imprezować i spotykać się z dziewczynami.
Kumaş ticareti ile uğraşan bir aileden gelmektedir.Pochodził z rodziny, zajmującej się handlem drewnem.
Fakat Carlo Anjulu bu rakipleri ile uğraşmaya zaman bulunmadı.Karol nie miał chwilowo czasu na rozprawę z oponentami.
Edebiyatla uğraşmak adına subaylıktan ayrıldı.Poza służbą w armii zajmował się literaturą.
Genel uğraşları ise yerel seçimler olmuştur.Wszystkie decyzje podejmowane są kolektywnie na szczeblu lokalnym.
Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı.Oprócz działalności literackiej zajmował się także malarstwem.
Köy halkının bir kısmı küçük balıkçılık ile uğraşmaktadır.Część mieszkańców trudni się rybołówstwem.
Ayrıca ticaret ile uğraşanlarda bulunmaktadır.Zawarte są w nim także wydarzenia biznesowe.
Eskiden bir karış tarla kalmazdı ekilmedik, ancak 15 yıldır kimse tarımla uğraşmıyor.Jag vet inte./.../Jag har aldrig prövat att jobba, utom förra sommaren.
Tekrar almak için uğraştı ama alamadı.Han försökte komma om, men klarade det inte.
Sörf ile uğraşmıştır.Denna möter förurladdningen.
Bu bilimle uğraşanlara doğa tarihçisi ya da natüralist denir.Den som studerade naturhistoria kallades naturhistoriker eller naturforskare.
Etkinme ile uğraşmanın bir diğer yaklaşımı ise, üretimden sonra azaltmaktır (donanımda ve yazılımda).Ett undantag är ប៉ (bâ som ändrats till ett -ljud) sorteras direkt efter omodifierad ប bâ.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.Jasså, du är ute och jagar du också.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Larry övertalar Doc att låtsas vara hans läkare.
Brader aynı zamanda resim çiziyor ve makaleler ile de uğraşıyor.Plura ägnar sig även i viss utsträckning åt att måla tavlor.
Ticaretle de uğraşılmaktadır.Även sheriffen kommer till affären.
Bu süre zarfında Şapur doğu sınırındaki Kuşan işgaliyle uğraşmak durumunda kalmıştı.För att ta sig dit var de tvungna att passera Borstbäcken i östlig riktning.
Yalak'ta yaşayan köylüler pamuk ile uğraşırlar.Kem Kem Iridjalene är kullar i Algeriet.
İngiliz asıllı her ikisi de akademik olarak bilimle uğraşan anne ve babadan Saskatchewan, Kanada'da doğmuştur.Han föddes i Saskatoon i Saskatchewan i Kanada till engelska föräldrar som bägge var akademiska forskare.
Burada yaşayanların avcılıkla uğraştıkları söylenmektedir.Motiven bekräftar att ett fångst- och jägarfolk levt här.
Ondan sonra çok uğraştım sesimin kimliğini bulmak için."Han hjälpte mig att hitta min röst."
Aynı zamanda iç mimarlık ve dekorasyon işleriyle uğraştı.Där utfördes också monterings- och dekorationsarbeten.
Pavese'nin Yaşama Uğraşı" yazılı olarak bulunmuştur."Svårigheter är vår prövning" skrev Lidia en gång.
Ancak kışları ise hayvancılık ile uğraşırlar.Före vintersömnen äter djuren sig feta.
Genel kadın haklarını elde etme uğraşı, erkeklerin seçim hakkının kaldırılması uğraşı ile iç içe girmiştir.Allmän rösträtt för män träder i kraft.
Bu türün kıyafet bilimiyle uğraşanlarına "kayif" ya da "kıyafet şinas" adı verilir.Dessa får då namnet kostymprovspelning, et cetera.
Şirket asıl amacın yanı sıra mal ve köle ticaretiyle de uğraştı.Det var kompaniet som bedrev handeln med slavar och andra varor.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Föräldrarna arbetade inom textilbranschen.
Satrançla uğraşmaya başladı.De börjar spela Monopol.
Eski Türk devletleri de aynı şekilde göçebe hayvancılıkla uğraşmıştır.Andra indiska stater utförde också avrättningar med elefanter.
Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı.Detta ledde till att teatern engagerade henne som fotograf.
Başlangıçta kızkardeşin uğraşları işe yaradı.Familjen var till en början tillfreds med sin situation.

İlgili Sayfalar