uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şiir ve müzikle uğraşmıştır.Met voorgelezen gedichten en muziek.
Pavese'nin Yaşama Uğraşı" yazılı olarak bulunmuştur.Piet heeft het boek (lijdend voorwerp) (van Jan) geleend.
Anahtarın üzerindeki kan lekesi ne kadar uğraşsa da çıkmaz.Over het bloed heen stroomt de Bovenvecht.
Aleksandar Karađorđević zamanında Jagodina'da ticaretle uğraştı.Hierdoor kwam Alain Detemmerman reeds op jonge leeftijd in contact met het vakbondswerk.
Medhes: Bozuk arzulara saptırmak için alimlerle uğraşır.Toezang: men zal pogen de ontevredenen te sussen.
Burada ticaretle uğraştım.Ze werkten in de handel.
Büyü ile uğraşan kişiler büyücü ya da sihirbaz olarak tanımlanır.Mensen met de mogelijkheid magie te gebruiken worden tovenaars of heksen genoemd.
Reklamcılıkla uğraşmaktadır.De publiciteit wordt aangepakt.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.De opdracht was kredieten te verlenen aan de land- en tuinbouwsector én met staatswaarborg.
İki oğlu doğduktan sonra işini bıraktı ve evde farklı uğraşlar edindi.Na zijn studie ging hij thuis weg en had hij verschillende banen.
Karakterler okuyucunun hikayeye doğrudan katılmasını sağlar ve bunun için uğraşırlar.Tom legt zijn lezers rustig uit hoe dit probleem aan te pakken.
Bu tarihten sonra tamamen çeviri işleri ile uğraştı.In de periode daarna hield hij zich voornamelijk bezig met vertaalwerk.
Ondan sonra çok uğraştım sesimin kimliğini bulmak için."Ik heb het al moeilijk genoeg om mijn eigen bestaansrecht te voelen.'
Ticaretle uğraşanlar da vardır.Daarnaast had zij een handel in verven.
Senbei, kendisine aşık olmuş ve uzun uğraşlar sonunda kendisi ile evlenebilmiştir.Zij trad met hem in het huwelijk en deelde haar verdere leven met hem.
Temelini bilgi bilimine dayandıran ve bilgi işleri ile uğraşan kişiler de bilgi bilimci olarak adlandırılır.De kennis die hiervoor nodig is, en de wetenschap die zich daarmee bezighoudt, heet bouwkunde.
İlk gençlik yıllarında atletizm ve futbol ile uğraştı.In zijn jeugdjaren speelde hij voetbal en tennis.
Fakat deneyle uğraşan kişiler farklı bir şey yapmaya karar vermişlerdir.De mannen vonden het tijd om ieder wat anders te gaan doen.
Halkın %80'ine yakını tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Ongeveer 80% van de bevolking werkt in de landbouw en veeteelt.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Hier begon hij met atletiek.
Bu arada besteleri ile de uğraştı ve bestelediği operalarla tanındı.Ondertussen bleef hij concerten geven en stond bekend als cellovirtuoos.
Hanedanlığı güçlendirmek ve yerel güçleri yok etmek için uğraştı.Hij wilde de koninklijke macht versterken en binnenlandse facties vernietigen.
Philip Tattaglia ;New York'taki 5 Mafya ailesinden biri olan ve fuhuşla uğraşan Tattaglia Ailesinin lideri.Tattaglia is het hoofd van een van de vijf New Yorkse Families, die zijn naam draagt.
Tarımla uğraşılmaktadır, ve meyvecilikle de aktif olarak rol oynar.Hier werd en wordt de landbouw beoefend, met de nadruk op de fruitteelt.
Uzun uğraşmalardan sonra suçlu yakalanır, bir ağaca asılır.Twee dagen later werd hij na een showproces ter dood veroordeeld en aan een boom opgehangen.
Ömer İnönü siyaset ile hiç uğraşmadı.De politiek deed niets met de petitie.
1170'te Thomas Becket'in öldürülmesi vakasını incelemekte olan papalık temsilcisi ile uğraştı.Het bekendst is de kathedraal echter vanwege de moord op Thomas Becket in 1170.
Bu aileler arıcılıkla uğraşmış ve bal elde etmişlerdir.Vandaar de wijken Bezuidenhout en Benoordenhout.
Şirket asıl amacın yanı sıra mal ve köle ticaretiyle de uğraştı.Hij hield zich bovendien bezig met zaken als slavenhandel en smokkelen.
Buradan çıktıktan sonra, 3 yıl ticaretle uğraştı.Nadat hij afgestuurd was werkte hij drie jaar voor de staat.
Henüz yeni yeni bağcılıkla da uğraşılıyor.Ook is er nieuw remmingwerk geslagen.
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.Dit incident werd pas jaren later geopenbaard.
Onlara göre; edebiyat, çok ciddi bir uğraştır.Het grote idee daarbij is dat de literatuur van wezenlijk belang is in het leven.
Yalak'ta yaşayan köylüler pamuk ile uğraşırlar.Verder werken een aantal dorpsbewoners in Jakoetsk.
Cevahir sürekli onunla uğraşır ve gittikçe Zeynep'e gönlünü kaptırmaktadır.Ze blijven weer alleen achter en Zjenja wordt steeds assertiever.
Bellibaşlı kişiler soğancılıkla uğraşırlar ve pazarlamasını kendileri yaparlar.Het vuile werk door anderen opknappen en het resultaat zelf pakken.
La Salon Courbé (2007) benzer tartışmalı konularla uğraştı.In 2007 voerde Ajoka het toneelstuk Burqavaganza (Boerka-vaganza) op dat voor grote controverse zorgde.
Diğer ikisi de güya sarraflık ile uğraşmaktaydılar.De twee begroetten elkaar met een omhelzing en praatten enige tijd met elkaar.
Daha sonraları ise aynı zamanda müzikle de uğraşmaya başlamıştır.Korte tijd later begonnen zij ook te handelen in muziekinstrumenten.
Tarımla da uğraşan Frizler, aynı zamanda denizci ve tüccar bir halktı.Een der oudere matrozen was daarom naast visserman tevens kok.
Ama yine de Tayy bedevi aşireti bu dönemde eşkiyalıkla uğraştı.In werkelijkheid was Boudewijn tijdens deze slag nog instaat op een paard te zitten.
2008 yılından itibaren etkin olarak müzikle uğraşmaya başladı.Vanaf 2008 begon zij weer muziek te maken.
Ayrıca keçe sanatıyla uğraşan insan sayısı da oldukça azdır.Toch is het aantal kunstenaars dat de techniek voor hoofdwerken toepast vrij gering.
Mitya bahçeden kaçmakla uğraşmaktadır.Maria probeert tevergeefs het paleis te ontvluchten.
Benimle uğraşma.Rotzooi niet met me.
Şimdi bununla uğraşmak zorundayım.We moeten hier nu mee omgaan.
Giles: "Bunlarla uğraşacak zamanımız mı var?" der.Według słów Whedona: „They said, 'Do you want to do a show?'
Berlin’de küçük bir dükkân açarak tütün ticareti ile uğraştı.W Dublinie otworzył sklep z tytoniem.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Przechodziłem wtedy przez sprawy osobiste.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Jego ojciec działał w branży tekstylnej.
Bu sırada kendi taraftarlarını önemli işlere yerleştirme ile uğraştı.Próbuje namówić przyjaciół do aktywnego spędzania czasu.
Satrançla uğraşmaya başladı.Walczył przeciwko Szachowi.
Jack bu sorunla uğraşırken ikinci ve daha büyük bir problemle karşılaşır.Jack początkowo z trudem dostosowuje się do życia w nowym, większym świecie.
Uzun uğraşlar sonucu itiraf mektubunu yazdırır.Wypracowali oni ostateczny tekst deklaracji.
Hıristiyan Demokrat Partisi üyesi olarak siyasetle uğraşmıştır.Jako polityk związany był z Chrześcijańskimi Demokratami.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.W tamtych czasach było to niezwykle trudne wyzwanie.
Bu dönemde verdiği bir röportajda, kenara çekileceğini ve yeni sanatçılar bulmakla uğraşacağını söylemişti.W jednym z wywiadów stwierdził, iż zamierza usunąć się w cień aby zrobić miejsce dla nowych artystów.
Takım arkadaşları Maya ve Boomer ile dövüş sanatlarıyla uğraşır.Towarzyszą mu przyjaciele – Maya i Boomer.
1137'de Katalonya ve Aragon'un birleşmesiyle kentte ticaretle uğraşan varlıklı sınıfların siyasi gücü arttı.W 1137 r. zawarta została unia personalna ze wzrastającą w siłę Aragonią.
Bu nedenle Turandot da bu uğraşa katılmaması gerektigini Prens'e ikaz eder.Ferrardo niepokoi się tym, że książę tak długo nie wraca.