uğraş ile cümle

uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Karaaslan ailesi ticaretle de uğraşmaktadır.A comunidade arménia também se dedicou ao comércio.
Kendisi ayrıca güreşle de uğraştı.Ele também já competiu no Strikeforce.
Ayrıca iplik eğirme ve dokumacılık da uğraşırlar.Eles também refrigeram e lubrificam o processo.
Bunun için uğraşıyorum” diyor.Então eu brigo por isso".
Sörf ile uğraşmıştır.É operado pela Supervia.
Kress, yüzyılın dönümünde, motorlu hava taşıtına geçiş için uğraşan yarışçılardan biriydi.No virar do século XIX, Kress era um dos principais concorrentes para a invenção do motor das aeronaves.
Başlangıçta kızkardeşin uğraşları işe yaradı.No início, a família ficou ressabiada.
Sanatla ve ilimle uğraşırdı.Discutiam arte e religião.
Bu durum hayvancılıkla uğraşan kesimi koyun ve sığır besiciliğine yöneltmiştir.Isto é um reflexo das características que compartilham bisão com gado.
Yerleşimde arıcılık ile uğraşanlar da vardır.Também há quem venha em busca de tranquilidade.
Sabahları, en büyük zevki sazları ile uğraşmak olurdu.Meia hora mais tarde, estão prontos para fazer o gosto dos mais gulosos.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.Participaram na Queima das Fitas de Leiria.
Uzun uğraşılardan sonra, buradan kurtuldu.Com muito esforço, conseguiram tirá-la dali.
Jeff gençliğinde klasik gitarlar ile uğraşmıştır.Estudou violão clássico na juventude.
Ama yine de Tayy bedevi aşireti bu dönemde eşkiyalıkla uğraştı.Também Joaquim, enquanto guardava o gado, ia matutando neste dilema.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Os riscos, seja como for, estão sempre presentes.
Şu an Google'da Go dilinin geliştirilmesi ile uğraşmaktadır.Suporte avançado para sistema de línguas de consulta semelhante ao Google.
Onlara göre; edebiyat, çok ciddi bir uğraştır.E em termos de letra, é um grande trabalho para mim.
Nüfusun hemen hemen %80'lik bir bölümü çeşitli tarım işleriyle uğraşıyordu.Há décadas, cerca de 75% de toda área era ocupada por dezenas de famílias de agricultores.
Göç edenlerin yüzde 90'ı tekstil işi ile uğraşmaktadır.90% dos consumidores lêem documentos transacionais.
İklimin etkisi ile tarım ile uğraşılmaktadır.O impacto da agricultura sobre o meio ambiente.
Avukat oldu ve bir süre politika ile uğraştı.Passou então a exercer a advocacia e dedicar-se à política.
Yaratıcı düşünme ve araştırma ruhunu geliştirmek, düşünme uğraşısının kendi başına değerini göstermek.Exercitar a mente e o corpo e ser capaz de avaliar o próprio esforço.
Daha çok geleneksel müzikle uğraşan bir aile.É um instrumento muito relacionado à música tradicional.
Erişim tarihi: 1 Şubat 2013. ^ "ŞAHAN GÖKBAKAR'LA KİM UĞRAŞIYOR?G1, 14 de fevereiro de 2008 "Onde está o Beijoqueiro?".
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.Estava com 26 anos e deveria passar muitos anos encarcerado.
Uzun uğraşlardan sonra (1708) bunlar tekrar eski yerlerine yerleştiler.A missão foi mudada posteriormente inúmeras vezes até 1708, quando foi estabelecida na sua localização atual.
Giles: "Bunlarla uğraşacak zamanımız mı var?" der.Então, Paulo perguntou: Em que, pois, fostes batizados?
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.Sempre pede para o tio brincar com ele.
Bir süre hücredeki sobayı yakmakla uğraşır, daha sonra paltosunu çıkarmadan kerevete uzanır.Ele retira a máscara, e a enterra em seu porão, prometendo nunca mais usa-la.
Bu olaydan sonra yaşamı boyunca uyuşturucu sorunuyla uğraşır.Ela teria de lidar com as feridas do acidente por toda a vida.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Seu pai fazia trabalhos manuais.
Hayvancılıkla da uğraşılmaktadır.Disto também se ocupa a zootecnia.
Seriler birçok kayda değer tema ile uğraşmıştır.Os vândalos partiram com inúmeros objetos de valor.
Futbol ve judo sporları ile uğraşmıştır.O Clube dedica-se ao Futebol e ao Judo.
Bu bilimle uğraşanlara doğa tarihçisi ya da natüralist denir.A uma pessoa interessada em história natural chama-se naturalista.
Babası gezici antikacılık işi ile uğraşıyordu ve gittiği her yere ailesini de sürüklüyordu.Seu pai era um pastor Adventista e levava sua família aonde quer que ele trabalhasse.
Bilinçsiz yapıldığından ne kadar uğraşılsa da bir yararı olmayacaktır.De nada vale o conhecimento se não se tornar útil.
Çevre köylerden gelip ticaretle uğraşanlar iş yerlerini istasyon civarına kurmuşlardır.Comerciantes de perto e de longe vêem aqui para fazer negócios.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.No entanto apesar do aspecto simples o jogo tem um grau de dificuldade grande.
Hep Baljeet'le uğraşır.Sempre discutindo com a Yellow Buster.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Ele agora precisa contar com a ajuda dela para poder provar a sua inocência.
1895 yılında isyancıların saldırısına uğrasa da bu durum kısa sürede bastırıldı.Como consequência destes ataques, em 859 tentou-se detê-los de novo.
Heykeller yapar, sanatla uğraşır.Ele dá show, ela negocia cachê.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Por seu lado, o filho John aceita mal a ideia de cuidar do pai.
Sonra iş hayatına atıldı ve ticaretle uğraştı.Largou tudo e foi trabalhar com prostituição.
Kendi şirketini kurarak ticaret işiyle uğraştı.Com isto, ele resolve montar seu próprio negócio.
Lucifer'in serbest kalmak için uğraştığı öğrenilir.O objetivo dela era que Lúcifer fosse libertado.
Mahalleden göç ederek ticaretle uğraşanlar mahallenin ekonomisine katkı sağlamaktadır.E os povos que moravam nessa região participavam ativamente do comércio na região.
Ayrıca kadının doğası, mantığı ve ruhuna dair sorularla uğraşmıştır.Também é discutida qual é a natureza de milagres e da alma.
Çiftçilik ile uğraşmıştır.Trabalhou na fazenda.
Bilim adamları başta fizik konuları ağırlıklı olarak uğraşırlar.Os cientistas lidam principalmente com temas de física.
Washington 1906 veya 1907'de Guatemala'da çiftlikçilikle uğraşmıştır.George Washington werkte in 1906 of 1907 op een ranch in Guatemala.
Halkın büyük bir kısmı, ilçenin adından da anlaşılacağı üzere, aşçılıkla uğraşmaktadır.De meeste namen van aartsengelen eindigen op el, een verwijzing naar (de naam van) God.
Arnold, Tell ve Walter İsviçre'nin ulusal egemenliğini kazanması için uğraşacaklarına birlikte yemin ederler.Arnold, Tell en Walter zweren een eed om Zwitserland te bevrijden.
Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur.Ze werkt mee in de zaken en wordt rijk.
Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar.Doordat zij alleen maar opkomt voor andere mensen, wordt zij op haar eigen eenzaamheid gewezen.
1935 yılında Le Corbusier’in ABD’ye göçmen olarak gelmesi için uğraş verdi.In 1935 bezochten Léger en Le Corbusier de Verenigde Staten.
Çocukken müzikle çok uğraşmıştır.Ze was als kind al veel met muziek bezig.
Kendisi ayrıca güreşle de uğraştı.Ook probeerde hij het professioneel worstelen.

İlgili Sayfalar