uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu halk bölgedeki ilk tarımla uğraşan kişilerdi.أنتم من أوائل من يحملون هذه الشهادة على مستوى المنطقة.
İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.أول من مر على المدينة من الأوروبيين كانوا المبشرين وتجار الفرو الفرنسيين.
Bu dönemde yeğeni olan Mustafa Reşid'in eğitimini arttırmakla uğraştı.عمه رودجر هو من يقوم بواجبات تدريب ابن اخيه حاليًا.
2013 senesinden 2014 yılına kadar müzik teorisi ve piyano uygulama bilgisini geliştirmek için uğraş verdi.بين عامي 2013 و2014، عمل هين على تحسين معرفته في ممارسة الموسيقى النظرية والعزف على البيانو.
Roma gençliği zıplama, güreş, boks ve yarış gibi çeşitli oyun ve egzersizlerle uğraşırdı.شباب روما عدة أشكال اللعب وممارسة، من قبيل القفز، المصارعة، والملاكمة، وسباقات.
Sadece bize en yakın yıldız için mümkün olan detaylı ölçümlerle uğraşır.حيث تتعامل الفيزياء الشمسية مع القياسات التفصيلية لأقرب نجم لنا.
Mahallenin ekonomisi halkın tamamı çiftçilik , hayvancılık ile uğraşır.بينما يقوم الوحش بإرهاب المجتمع الزراعي المحلي بأسره.
Edirne'nin imar edilmesi için uğraştı.فكانت مؤيدة لما كان "إدينجتون" متوقعه.
Bilimle uğraşmak bir prestij haline gelmeye başlamış ve etkilerini göstermeye başlamıştır.وقد بدأ الانشغال بالعلم في التحول إلى هيبة ومكانة عظيمة، وقد بدأ في إظهار وتوضيح التأثيرات.
II. Dünya Savaşı sırasında Savaş Bakanlığında çalıştı, ayrıca antikacılıkla uğraştı.شاركت في أعمال الإغاثة في الحرب العالمية الأولى، وعملت كذلك في رعاية الأيتام.
Bozkurt halkının çoğu tarım ile uğraşmaktadır.معظم البنغلاديشيين كسب عيشهم من الزراعة.
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.يدخل في صناعة السيراميك.
Chucky, Nica'yı da öldürmek için çok uğraşır ancak bir türlü öldüremez.كانت ستكون فتاة سنيك إذا لم تكن تركز على قتله".
MÖ 3. binyılda Hint yarımadasında matematikle uğraşıldığı ve matematiksel hesapların yapıldığı bilinmektedir.من المعروف أن في الألفية الثالثة ق.م بُذِلْت جهود في العلوم الخاصة بعلم الرياضة وتم القيام بالحسابات الرياضية.
Kariyerinin ardından uzun bir süre ticaretle uğraştı.عائلته كانت تزاول التجارة منذ زمن طويل.
Korsanlarla uğraşı kötü bitti ve sürgün edildi.بشكل عام، كان من الصعب مطاردة القراصنة والقبض عليهم .
Bu konu ile uğraşanlara toponimist denir.نذكر في هذا الجزء الأشخاص الذين تعامل معهم.
Onlara göre; edebiyat, çok ciddi bir uğraştır.ووفقا لاراءهم ان الادب هو تعما جدي جدا.
Satrançla uğraşmaya başladı.لعب الشطرنج مع رجل.
Elmacılık en önemli uğraş koludur.فتخفيف معاناته هو الشيء الأهم.
Halkın çoğunluğu tütün ve şekerkamışı tarımı ile uğraşmaktadır.تشتهر البلدة بزراعة التبغ والقمح.
Evli ve iki çocuk babası olan Bayram Coşkuner' in çocukları da kendisi gibi müzikle uğraşmaktadır.حول أوروبا وأنجبا ثلاثة أطفال من بينهم كوزيما التي ألهمت الموسيقيين نفسها.
O din ilimleriyle uğraşan bir aileye mensuptur.و هي عائلة معروفة بنشاطاتها المشبوهة.
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.كان يذهب لمدراس مختلفة يومياً في طفولته.
Mahallede neredeyse tüm aileler hayvancılıkla uğraşır.تقريبا كل المزارع لديها أبقار على أرضها.
Bu varlıklarla uğraşmak tehlikelidir.صعوبة التعامل مع الاكساء.
Bunun için uğraşıyorum” diyor.بل لأني مأمورٌ بذلك".
İthalat ve ihracat işiyle uğraştı.ذلك لعمليات الاستيراد والتصدير.
Sonra iş hayatına atıldı ve ticaretle uğraştı.بعدها اتجه إلى العمل الحرفي واشتغل بالنجارة.
Ticaretle uğraşmış ve bu nedenle Mısır'da bulunmuştur.تعلم بها وعمل بالتجارة في البلاد المصرية، إلى أن توفي بزفتى.
Ebû Hanîfe, ilimle uğraşmaya başlamadan önce başarılı bir tüccardı.كان مشردًا قبل أن يصبح شخصيًة ناجحة.
Bu yer aynı zamanda sosyalleşme ve entelektüel uğraşılar için de kullanılırdı.كان كذلك جامعا بمعنى فضاء للاجتماع والنشاط الفكري.
De Stijl taraftarları tinsel harmoninin ve düzenin yeni bir ütopik idealinin uğraşındadırlar.يسعى أنصار De Stijl بشكل أو آخر إلى التعبير عن المثالية الطوباوية الجديدة، من حيث الانسجام الروحي والنظام.
Boruyu kırmaya uğraştılar ama başaramadılar.حاولوا شنقه، ولكن السلاسل كانت تنكسر.
Hatta bazı kaynaklarda belirtildiği üzere boş işlerle uğraşırdı.وكما نفترض، فإن لدينا بعض الأشياء المجردة.
Verdi bestesinin taslağını hazırlamak için ön ay uğraşdi, besteyi 1 Kasım 1886 günü tamamladı.كتب ماركس حصة أكبر من العمل، وأتم الكتابة بحلول نهاية نوفمبر 1844.
Keşişler dünya işleri ile uğraşmazlar, dış dünya ile bağlantı kurmazlar.يتوجب على الاثنين العمل للنجاة، دون وسائل اتصال بالأرض.
İki karakter de eski hayatlarının parçalarını bir araya getirmeye uğraşır.ولإيجاد مختلف عناصرها، نجمع العنصرين السابقين.
Birkaç aile de arıcılıkla uğraşmaktadır.وتسكن غربة عدة عائلات.
Oyunun kuralları oldukça basit olmasına rağmen oynarken çok fazla uğraş gerektirir.على الرغم من بساطة قواعد اللعبة فإن استراتيجيتها معقدة إلى درجة كبيرة.
Metrodan inmek için uğraştım.عانيت لأخرج من الميترو
Kim uğrarsa uğrasın, kapıyı açmamalısın.كائن من يكون الذي يمر يجب ان لاتفتح له الباب
Onlar çocukları korumak için 20 yıl uğraştılar ve bana teşvik ve destek verdiler.Eles têm trabalhado na proteção das crianças por vinte anos e só me dado incentivo e apoio.
Her iki ülke de sürekli askeri uğraştan dolayı tükendiğinden, barış müzakereleri başladı.Como ambos os Estados estavam exaustos pelo esforço militar, as negociações de paz começaram.
Arnold, Tell ve Walter İsviçre'nin ulusal egemenliğini kazanması için uğraşacaklarına birlikte yemin ederler.Arnold, Tell e Walter fazem um juramento de livrar a Suíça.
Ona göre Marksizm kendi içinde ve kendisi için olan, insanlıktan bağımsız bir gerçeklikle uğraşmaz.Para Gramsci, o Marxismo não lida com uma realidade que existe em si e por si, independente da humanidade.
Bunlar bir zamanlar matematik felsefecilerinin başlıca uğraşı alanıydı.Estes foram uma vez o estudo primário dos filósofos da matemática.
Bu yüzden Minkowski uzayının eğri bir genelleştirilmesi ile uğraşmıyoruz.Consequentemente, estamos lidando agora com uma generalização curva do espaço de Minkowski.
Bu itibarla, Senato'yu büyüterek aristokrasiyi güçlendirmekle uğraştı.Como tal, procurou fortalecer a aristocracia, e por extensão, o senado.
MPI'ın yaptığı gibi mesaj geçirmeyle uğraşmaya gerek yoktur.Prós Simples: não precisa lidar com a passagem de mensagens como MPI faz.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.Já vínhamos tratando isso há alguns dias.
Ticaret ile uğraştı.Tem a ver com negócios.
1860 - 1890 yılları arasında faal idi ve albümünün baskı fotoğraflarıyla uğraştı.Atuou entre 1860 e 1890 e trabalhou com impressão em albuminas.
Kelt müziği ile uğraşmaktadırlar.É um trabalho dedicado à música celta.
Bu aileler arıcılıkla uğraşmış ve bal elde etmişlerdir.Porém, logo foram martirizados com Abúndio e Abundâncio.
Annesi doğumundan hemen sonra ölmüştür, babası ise denizcilik ve askerlikle uğraşmıştır.Sua mãe morreu rapidamente após o seu nascimento e seu pai era oficial da marinha.
Bu sebepten Tenaya yeniden güncellendiğinde bile onu yok etmek için uğraşır.Assim, por mais que ele tente salvar o mundo, ele está destinado a destruí-lo.
Ayrıca Moğol ittifakını güçlendirmek için uğraştı, babası I. Hetoum da 1247'de Moğol otoritesini tanımıştı.Ele também lutou para reforçar a aliança com os mongóis, a quem seu pai havia submetido o reino em 1247.
İlk önce yurt dışına transfer olmak için uğraştı.Começou por ser reconhecida no estrangeiro.
Bununla beraber, bu uğraşını "çok küçük bir deney" olarak değerlendirmiştir.No entanto, foi considerado "um pouco demais no nariz".