uğraş ile cümle

uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.Там же продолжала работать.
Silah ticaretiyle uğraşırlar.Занимался торговлей оружием.
Hayvancılıkla uğraşırlar.Занимаются скотоводством.
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.С детства занимается различными видами спорта.
Şu anda hakemliğin yanında sigortacılık mesleğiyle de uğraşmaktadır.Параллельно с тренерской работой он занимается страховым бизнесом.
Çocukluktan temel hobisi kitap okumak ve sporla uğraşmak olmuştur.С детства главным хобби Ровшана было чтение книг и занятия спортом.
Köyün neredeyse tamamı fındıkçılıkla uğraşmaktadır.Почти вся страна занята пустыней.
Eskiden bir karış tarla kalmazdı ekilmedik, ancak 15 yıldır kimse tarımla uğraşmıyor.Когда я начал заниматься архитектурой, около 30 лет назад, никто не говорил об окружающей среде.
Çiftçilik ve siyaset ile uğraştı.Занимался земледелием, увлекался политикой.
Babsı Bakü'de küçük çaplı ticaret ile uğraşıyordu.Хлебопашец, занимался мелкой торговлей.
Tavium hakkında bilinen az sayıda şeyden biri, kentte madencilikle uğraşıldığıdır.Один из немногих памятников в Минске, посвящённых детям. kudago.
Stüdyodaydık, bu şarkıyla uğraşıyordu ve bana dedi ki, 'Eva, bu şarkıyı benimle yapmak ister misin?'Я позвонил ему и сказал: "Эй, парень, ты должен услышать эту песню.
Halk; açık sebzecilik, meyvecilik ve seracılıkla uğraşmaktadır.Гусеницы питаются цветами и плодами живокости и аконитов.
1990 yılından itibaren profesyonel olarak tiyatro ile uğraşmaya başladı.С 1990 года — на профессиональной театральной сцене, с 1998 года занимается кинематографом.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.В зимнее же время изготавливали одежду и обувь.
Bu noktadan itibaren tüm çalışmalarında, hatta uğraşılarında buna odaklandı."Эта работа плоха со всех точек зрения, включая его собственную».
Brader aynı zamanda resim çiziyor ve makaleler ile de uğraşıyor.Также Вирпи коллекционирует кукол, занимается фотографией.
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.Он постоянно выражает желание пообщаться с отцом.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Очень скоро капитану предоставляется возможность доказать свою невиновность.
Bu tarihten sonra tamamen çeviri işleri ile uğraştı.Потом занялся исключительно переводческой деятельностью.
Bu yüzden üstünde uğraşılarak, titiz bir şekilde hazırlanma şansı bulunmuştur.Она ставилась и с некоторой степенью вероятности решалась.
Diğer ikisi de güya sarraflık ile uğraşmaktaydılar.Двое ребят сидели друг напротив друга и были разделены ширмой.
Şeyh Cüneyd posta oturuncaya kadar Erdebil Şeyhleri siyasetle ilgilenmez, sadece dinsel işlerle uğraşırlardı.До шейха Джунейда Ардебильские шейхи не интересовались политикой, занимались только религиозными делами.
Uyuşturucu kaçakçılıyla uğraşırken kardeşi tarafından ihbar edilerek müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.Заниматься наркоторговлей он начал из-за долгов своего старшего брата, который попал в тюрьму.
Adorno'nun eğitmenlik uğraşısı 1933 kış sömestirinde bitiyordu.Особняк Буксгевденов был разобран зимой 1933.
İlçe genelinde nüfusun bir bölümü tarımla uğraşmaktadır.Каждое из семи поколений основной серии посвящено новому региону.
Şövalye beğenisi yüksek olan, sanat ve edebiyatla uğraşan bir insandı.Отец писателя был высокообразованным человеком, увлекавшимся литературой и искусством.
Bu bilimle uğraşanlara doğa tarihçisi ya da natüralist denir.В настоящее время эти направления наук относят к естествознанию или естественным наукам.
20 yıl yıl boyunca halvethanesinde riyazetle uğraştı.Более 20 лет работала в риэлторском бизнесе.
Boş zamanlarında yemek yapmayı ve ağaç işleriyle uğraşmayı sever.В свободное время любит работать по дереву.
Sanatla ve ilimle uğraşırdı.С искусством, с самим собой.
Mezunların iş yerlerine tayini ile "Azerbaycan Hava Yolları" uğraşıyor.На старте карьеры играл на правах аренды в азербайджанском «Туран Эйре».
Babası gezici antikacılık işi ile uğraşıyordu ve gittiği her yere ailesini de sürüklüyordu.Его дед путешествовал по миру и собирал старинные вещи.
Ancak yüksek derecede beceri gerektiren bir uğraştır.Выполняют самую высококвалифицированную работу.
Bir kısım aile arıcılık ile uğraşmaktadır.Крепко дерется наша часть за родную Отчизну.
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.Они узнали об этом только спустя годы.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Кроме того, занималась бальными танцами на протяжении десяти лет.
Yaratıcı düşünme ve araştırma ruhunu geliştirmek, düşünme uğraşısının kendi başına değerini göstermek.Воспитывали уважение к человеку и его разуму, учили самостоятельно мыслить.
Bu sırada atletizm sporu ile uğraşmaya başladı.Тогда же начал заниматься тяжелой атлетикой.
Türkiye'ye dönünce bankacılık ve tarım ile uğraştı.Вернувшись в Россию, занялся сельским хозяйством и общественной деятельностью.
İlerleyen haftalarda Randy & Bob Orton, Undertaker'la uğraşmayı sürdürdüler.Спустя два месяца Рэнди и Боб Ортон выиграли в хандикап поединке с гробами.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.Долго говорим о том о сём.
Köye ilk yerleşen aileler hayvancılıkla ugraşmaktadırlar.Первыми постройками в селе были сараи для скота.
Epey bir uğraş sonucu tünelin sonuna gelmişlerdi.Но всё равно, в конце тоннеля — надежда.
Edebiyatla uğraşmak adına subaylıktan ayrıldı.По увольнении из армии занялся литературной работой.
Bunun yanında klasik şiirle de uğraşmış, bir divan oluşturabilecek kadar şiir yazmıştır.Дар к стихотворству у него тоже был, он даже составил диван...
Daha sonra memleketine dönerek burada çiftçilikle uğraştı.Он вернулся на родину и занялся сельским хозяйством.
Burada yine Cezayir ve Mısır problemleri ile uğraşmaya başladı.وعمل مرة أخرى على مشاكل مصر والجزائر.
Muhaddis, (Arapça: ''''محدث'''') Hadis bilimiyle uğraşan kimselere verilen İslâmi bir unvandır.قال ابن إسحاق : فهذا حديث محمد بن كعب القرظي ، وبعض أهل نجران عن عبد الله بن الثامر ، والله أعلم أي ذلك كان .
Çocuklarla uğraşmanın iş hayatından daha zor olduğuna inanıyor.وصدقت أن الاعتناء بالأطفال أصعب بكثير من الحياة العملية.
2001 yılında sağlık sorunlarıyla uğraşan Aksu'nun o yaz verdiği altı konser büyük ilgi gördü.وفي عام 2001 صارعت آكسو مشاكلها الصحية وجذبت حفلاتها الست التي أقامتهم بالصيف إهتماماً كبيراً.
1839’da Yorkshire’daki birçok ailenin evinde mürebbiyeliğe başladı ve 1841’e kadar bu işle uğraştı.في عام 1839، عملت كمربية خاصة لدى عدد من العائلات في يوركشاير، وظلت في هذه المهنة حتى عام 1841.
Radyonun gelişim sürecinde, telsiz telgraf ile de uğraştı.خلال تطوير جهاز الراديو، عمل أيضا على الإرسال التلغرافي اللاسلكي.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.كانت تخطط للعودة إلى الكلية لدراسة الدراسات الصحية و ممارسة الرياضة.
1935 yılında Le Corbusier’in ABD’ye göçmen olarak gelmesi için uğraş verdi.في عام 1935 بدأت رحلة لو كوربوزييه في الولايات المتحدة.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.وقد كان الخريف فترة انشغال نظرًا لضرورة تخزين المواد الغذائية وتجهيز الملابس لفصل الشتاء.
Savaşı takiben Los Angeles'a yerleşmeden önce Guatemala'da ananas yetiştiriciliğiyle uğraştı.وبعد الحرب انتقل إلى غواتيمالا وزرع الأناناس، قبل أن يستقر في لوس أنجلس.
Montaj işi oldukça uğraştırdı." dedi.لابد أن الشكرة كانت تفعل شيئا صحيحاً".
Yalnızca edebiyat ile uğraşmaktaydı.ولكنها انتهت ليكرس نفسه فقط للأدب.
Köy insanları inşaatçılıkla uğraşır.الأطفال يعيدون بناء القرية.

İlgili Sayfalar