uğraş ile cümle

uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla beraber, bu uğraşını "çok küçük bir deney" olarak değerlendirmiştir.Nel complesso, valutò l'evento come "leggermente raccomandato".
Aynı zamanda iç mimarlık ve dekorasyon işleriyle uğraştı.Si interessò anche di antiquariato e arti decorative.
Bu söz yüzyıllar boyu değişime uğraşmış ve günümüz Tıva'da 'Tülüş' olarak söylenmektedir.La pronuncia nel corso dei secoli si è modificata, fino a diventare l'attuale "Saitama".
Sultan yalnız bu ikinci tehlike ile uğraştı.Mainardo II si ritrovò quindi solo ad affrontare la minaccia bellica.
Birkaç aile de arıcılıkla uğraşmaktadır.Una vecchia coppia vive poveramente.
Matematik, teorik mekanik ve fizikle uğraşmıştır.Si occupò di meccanica, matematica e fisica.
Bir süre çiftçilikle uğraştı.Operò a lungo nel campo dell’agricoltura.
Mahalleden göç ederek ticaretle uğraşanlar mahallenin ekonomisine katkı sağlamaktadır.I Sim possono ora investire in attività commerciali già presenti nel quartiere.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Jack cerca di ritardare il suo trattamento.
Norma Bates ise Norman'la tek başına uğraşmak zorunda kalıyor.Gilbert Burns avrebbe dovuto affrontare Norman Parke.
İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.I primi uomini bianchi che entrarono nella contea furono francesi e britannici, commercianti di pellicce.
Bu iki devlet yoneticisi Mısır'daki Fatımi idaresinin düzenlenmesi ile ugrasmaya basladi.Per questi ultimi due tenevano contatti con la criminalità albanese.
İlçede yaşayanların birçoğu emekli, geri kalan kısmı ise tarım ve hayvancılık ile uğraşmaktadır.La maggior parte degli abitanti sono contadini, mentre il resto lavora nei servizi e nel commercio.
Bu göçerlerin bir kısmı 1970-1980 yılları arsında yerleşik hayata geçmiş ve tarımla da uğraşmışlardır.Interi paesi tra gli anni Quaranta e gli anni Settanta si spopolarono a causa di questo fenomeno.
Kaçakçılar ile uğraşmak için ülke ekonomisi para ve emek harcar.Soldi che vanno in tasca a passeurs e militari.
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.I bianchi e le persone di colore devono unirsi e lavorare insieme.
Oğlu ve iki torunu da denizcilikle uğraşıp kaptanlık yapmıştır.Si sposò ed ebbe due figli e lavorò come capitano nella marina mercantile.
Yöre halkı tarımcılık ve bahçıvanlık ile uğraşır.L'esercito si occupa dell'accoglienza e della logistica.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Ha fatto parte per undici anni della Nazionale danese.
Babsı Bakü'de küçük çaplı ticaret ile uğraşıyordu.Lui però entra in affari con Minni vendendo pacchetti pranzo.
Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler.Per sei mesi la costrinse a studiare sei ore al giorno, usando una tecnica stabile e ferma.
Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar.Si curano solo della propria felicità, cibandosi delle disgrazie altrui.
Pavese'nin Yaşama Uğraşı" yazılı olarak bulunmuştur.Immagino che l'autore di Beowulf direbbe la stessa cosa.».
Böyle bir sorun ile uğraşmak zordur.Трудно смириться с такой проблемой.
Annem yemek ile uğraşıyorken ben de bu sırada televizyon izliyordum.Мама хлопотала над готовкой; в это время я только смотрел телевизор.
Tom bugün bununla uğraşmayacak.Том не будет сегодня этим заниматься.
Bir şekilde bu hâlin devam etmesi için uğraştım.Я пытался как-то удержать это состояние.
Wattpad bir yıl içinde birkaç küçük ve bir de büyük olan rekabetlerle uğraşıyor.Wattpad проводит несколько малых конкурсов за год и один главный.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Джон пытается вовлечь отца в повседневную жизнь, например, в дела по дому.
İlk Avrupalı kafilelerin bu topraklara gelişi Fransızlar ve kürk ticareti ile uğraşanlar vasıtasıyla olmuştur.Первыми европейцами, пришедшими в эти земли, были французские охотники и торговцы.
Altı hafta uğraşılması planlanan B'Day albümü, Knowles'ın doğum günü için üç haftada tamamlandı.B’Day,посвященный дню рождению Ноулз, был закончен за три недели, хотя планировалось за шесть.
Sörf ile uğraşmıştır.Занимался сёрфингом.
Bir süre çiftçilikle uğraştı.Какое-то время они занимались крестьянством.
Gençliğini, geçmişinin utancından uzaklaştırmaya uğraşarak geçirmiştir.Несчастный юноша всегда стыдился своего прошлого.
Konserlerde, Ohlin sahnede istediği atmosfer ve görüntüyü vermeye çok uğraşırdı.Олин был готов на всё, чтобы достигнуть желаемого образа и атмосферы на концертах.
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.Мне приходилось и на такие вещи идти.
Güzellik salonu kadınlar ve erkekler için spa ve kozmetik tedavilerle uğraşan bir kurumdur.Салон красоты — заведение, занимающееся косметическим обслуживанием мужчин и женщин.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Отец был занят в текстильном производстве.
Uzun süren uğraşların ve belirlenen planların ardından saldırıya geçilir.Много ещё нужно сделать, много планов и намеченных целей.
Optik aletlerle uğraşıyordu.Занимался конструированием оптических инструментов.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Устраивал личные дела.
Bu sırada sahildekiler uçağın gövdesi ile uğraşmaktadır.Те, кто остался на берегу, укрываются под обломками самолёта.
Rusya egemenliğinde yaşayan halkları Ruslaştırmak için uğraş verdi.Здесь покоятся те, кто отдал жизнь за Россию.
Konya'da ticaretle uğraşmıştır.Мы на работу добирались на конке.
Onlara göre; edebiyat, çok ciddi bir uğraştır.До глубины понять, что ответственность литературы большой труд.
Annesi doğumundan hemen sonra ölmüştür, babası ise denizcilik ve askerlikle uğraşmıştır.Его мать умерла вскоре после его рождения, а отец служил в пехоте, а затем был морским офицером.
O gece bir klanın ağırlıklarını kayık ve sallara yüklemekle uğraşmaktaydılar.В тот день на борту шла великая война с клопами и тараканами.
Desmond, çocuğunu evlatlık vermek için uğraşan Claire Littleton (Emilie de Ravin) ile karşılaşır.Дезмонд встречается с Клер Литтлтон, когда она идёт решать вопросы усыновления.
Satrançla uğraşmaya başladı.Затем стал заниматься всерьёз шахматами.
Chang, Parker'a kafayı takıyor ve onunla uğraşmaya başlıyor.Чанг подходит к сыну и начинает успокаивать.
İdari işlerle imparatorun kendisi uğraşıyordu ve ona bu işte İmparatorluk Sarayı Bakanı yardım etmekteydi.Административными вопросами занимался император, которому помогал глава Министерства императорского двора.
Tıp eğitimi aldı, ancak 1957 yılında askere çağrılmadan evvel fotoğrafçılıkla uğraşmak için tıbbı bıraktı.Он почти не мог говорить, но отказывался обращаться к врачу до января 1956 года.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Жители села занимались рыбацким промыслом.
1975 yılından bugüne grafik ve karikatür sanatıyla uğraşmaktadır.Живописью и графикой занимается с 1975.
Modelliğe başlamadan önce, para kazanmak amacıyla pek çok işle uğraştı.Рисовать он начал потому что ему обещали за это много денег.
Öğüt verici bilgileri ile insanların hayatlarında daha kolay bir yaşam için uğraş vermişlerdir.Он посвятил свою жизнь науке в надежде сделать жизнь людей лучше.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Макс пытается разыскать этого человека.
Bu, normalde geleneksel folk müzikle uğraşan insanlar için oldukça sıra dışı".Что обычно происходит с людьми безупречно творческими».
Tekrar almak için uğraştı ama alamadı.После этого он попытался его добить, но не смог.
Bu adada daha çok denizcilikle uğraşanlar yaşamaktaydı.Раньше на островах временно жили несколько рыбаков.

İlgili Sayfalar