uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sonra iş hayatına atıldı ve ticaretle uğraştı.Luego se retiró del servicio y se dedicó al comercio.
Günümüzde parapsikoloji ile uğraşanlar "parapsikolojik" terimi yerine "psişik" terimini tercih eder.Los coreógrafos contemporáneos prefieren hablar de "duo" en lugar de paso a dos.
Bu kapıyla uğraşmadan Fume-shroom ya da catapult bitkileriyle öldürülebilir.Puede ir con botavara o sin ella.
Bunlar, yüksek değerli Çin sert hamur porselen’i ni taklit etmek için bir uğraşta geliştirildi.Estos tipos de porcelanas se fueron desarrollando para imitar la porcelana china de pasta dura.
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.Sigue conservando industria cerámica.
Bu iki devlet yoneticisi Mısır'daki Fatımi idaresinin düzenlenmesi ile ugrasmaya basladi.Las dos superpotencias ciertamente deseaban implantar su modelo de gobierno en todo el planeta.
Sark'ta üzüm bağları ve turizm ile uğraşılır.En la zona cobra auge el turismo.
Yararsız, boşu boşuna zaman kaybı yaratan işlerle uğraşmak anlamına gelir.Lo recomendable es el trabajo minucioso sin pérdida de tiempo.
İlk ve orta öğrenimini Eskişehir'de tamamladıktan sonra çiftçilikle uğraştı.Estudió la primaria y la secundaria y luego se dedicó a las labores agrícolas.
1895 yılında isyancıların saldırısına uğrasa da bu durum kısa sürede bastırıldı.Como consecuencia de estos ataques, en 859 se intentó detenerlos de nuevo.
Mısırbilimi ile uğraşan kişilere Mısırbilimci ya da Mısırolog adı verilmektedir.Creo que Cristianos como nosotros deben apoyar a Israel y a las personas judías.
Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı.Al final cumple su sueño de ser actriz en el teatro.
1944 yılında bazı değişikliğe uğrasa da 1977 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.Durante su gestión —que se prolongó hasta 1974— se llevaron a cabo algunos cambios formales.
Köy insanları inşaatçılıkla uğraşır.Se centran en la construcción de viviendas.
Chucky, Nica'yı da öldürmek için çok uğraşır ancak bir türlü öldüremez.Luego, intenta dispararle a Chucky/Nica, solo para descubrir que ya no le queda munición.
Faal nüfusun %45'i tarım, balıkçılık, Arıcılık, ormancılık ve hayvancılık'la uğraşır.De este valor, el 53% corresponde al ganado, la pesca y la silvicultura.
Polo gibi sporlar kraliyet uğraşları arasına girdi.Equipos como el Real Betis preguntaron por él.
Bu yüzden kerestecilik önemli bir uğraştır.La extracción es una ardua tarea.
Bu yıllar boyunca Okul Savaşı ve Belçika Kongo Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ile uğraşmak zorunda kaldı.Durante questi anni ha dovuto fare i conti con la guerra scolastica e l'indipendenza del Congo belga.
Fakat deneyle uğraşan kişiler farklı bir şey yapmaya karar vermişlerdir.Ma gli sperimentatori ora decidono di provare qualcosa di diverso.
Gübre ve mevduat ile uğraşıyor ve küçük bir maaş alıyor.Si occupa della concimaia e del deposito e riceve una piccola paga.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.Aveva previsto di tornare al college per studi sulla salute e sull'esercizio.
Diğer ikisi de güya sarraflık ile uğraşmaktaydılar.Entrambe le trincee erano tra loro collegate da passaggi.
Annesi doğumundan hemen sonra ölmüştür, babası ise denizcilik ve askerlikle uğraşmıştır.Sua madre morì subito dopo la sua nascita e suo padre fu ufficiale di marina e poi soldato di fanteria.
Halkın büyük bir kısmı, ilçenin adından da anlaşılacağı üzere, aşçılıkla uğraşmaktadır.Ma lo! molti sono indotti dalla loro propria lussuria verso l'ignoranza.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Tom dovrà faticare moltissimo per provare la propria innocenza.
Can Yayınları - Yaşama Uğraşı / Günlükler 1935-1950Il mestiere di vivere: diario 1935-1950.
1967'den itibaren kalp krizleriyle uğraşmaya başladı.Dal 1939 cominciò a manifestare problemi cardiaci.
Bu o zamanlar için son derece zor bir uğraştı.Fu un'opera colossale per quei tempi.
Bu sebepten Tenaya yeniden güncellendiğinde bile onu yok etmek için uğraşır.Quando il gruppo comincia a litigare, è quello che cerca di rimediare.
Kısa bir uğraştan sonra kolaylıkla öğrenilebilir ve kullanılabilir.Una scimmia poco veloce può essere facilmente inseguita e raggiunta.
Fakat Carlo Anjulu bu rakipleri ile uğraşmaya zaman bulunmadı.Comunque, Hill non era ancora pronto a parlare con gli inquirenti.
Dışarıda da uğraşmaya devam eder.Ma anche qui continua a lavorare.
Halen Ankara'da ticaretle uğraşmakta, bir restoran işletmektedir.Attualmente Mera risiede a Tokyo, dove gestisce un ristorante.
Bir hal doğal olarak geçicidir, kişi uzatmaya uğraşmamsı gerekir.Un ḥāl è transitorio per natura e non si dovrebbe tentare di prolungarlo.
Buford onunla sürekli uğraşır.Ford è solito conversare con lui.
Philip Tattaglia ;New York'taki 5 Mafya ailesinden biri olan ve fuhuşla uğraşan Tattaglia Ailesinin lideri.Tattaglia era il capo di una delle Cinque Famiglie mafiose di New York.
Uzun yıllar ticaret ile uğraştı.Da molti anni è impegnato nel volontariato.
Batman'ın belediye olması için uğraş verdi.Farà indagare Batman sulla corruzione del sindaco.
1748 yılında Eüler'in aynı problem üzerinde uğraştığı, fakat başarı sağlayamadığı bilinmektedir.Eulero aveva lavorato sullo stesso problema intorno al 1748, ma senza successo.
Bunun için uğraşıyorum” diyor.Ed è proprio questo che sto cercando di fare".
Roma'ya gitti ve orada hayır işleri ile uğraşmaya başladı.Andò a Roma dove si fece prelato.
Büyü ile uğraşan kişiler büyücü ya da sihirbaz olarak tanımlanır.Chiunque fosse in grado di utilizzare le pietre veniva chiamato Mago.
Ayıltmak için uğraşmanıza gerek yoktur.Non ho bisogno di stare tranquillo.
Topolojik uzaylar, matematiğin Topoloji dalının başlıca uğraş konularıdır.In matematica, lo spazio topologico è l'oggetto base della topologia.
Japon fotoğrafçı Nobuyoshi Araki’nin sözleriyle: "Bu incelik isteyen bir uğraş.Il suo aspetto ricorda Nobuyuki Masaki di Chi ha bisogno di Tenchi?.
Uzun uğraşlar sonucu uçak pistine varırlar.Sono previsti ulteriori prolungamenti come quello per raggiungere l'aeroporto internazionale.
Yalak'ta yaşayan köylüler pamuk ile uğraşırlar.Nel kolchoz, i contadini si stanno occupando della raccolta del cotone.
Burada Rusya'ya karşı savaș ile hemen uğraşmaya başladı.Quindi mobilitare subito contro la Russia.
Sadullah Paşa edebiyatla da uğraşmıştır.Disraeli si dedicò anche alla letteratura.
Ayrıca ticaret ile uğraşanlarda bulunmaktadır.Presenti comunque anche attività commerciali.
Külüstür bir çakı ile kırılan uçları açmak için uğraşıyordum.Come cercare di sbarazzarsi di un ombrello rotto.
Ayrıca reklamcılık, pazarlama, emlakçılık ve yayıncılıkla da uğraşmaktadır.Si occupa di consulenze nell'ambito della ristorazione, di licensing, pubblicità e di editoria.
Geleneksel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraşılır.Sono per tradizione contadini e fattori.
Alâüddîn Muhammed, uzun seneler Moğol saldırılarına karşı koymakla uğraştı.Allen aveva per lungo tempo sperato di poter conquistare Montréal.
Satrançla uğraşmaya başladı.Comincia a giocare al Teplice.
PJ ile uğraşmayı ve onunla vakit geçirmeyi sever.Adora passare il tempo con il commissario Gordon.
Fred, Spike'ı o cehennem boyutundan kurtarabilmek için çok uğraşmıştır.Tu, Pino, insegni come salvarsi da questo pericolo.
Ariobarzanes de babasının bu politik uğraşına devam etti.Quanto a Pigorov, anche egli iniziò a seguire la sua bella quella sera.
Köylünün %90'ına yakını İstanbul'da ticaretle uğraşmaktadır.A Marsiglia il 90% degli arrivi prendevano la via di Istanbul.