uğraş ile cümle

uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Senbei, kendisine aşık olmuş ve uzun uğraşlar sonunda kendisi ile evlenebilmiştir.Casó y tuvo una amplia descendencia que sigue.
Gençliğinde birçok farklı işle uğraşmasına karşın hep aktör olmak istedi.Aunque tuvo muchos trabajos cuando era joven, siempre quiso ser actor.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.Llamó a las actividades de la HUAC "las cosas menos americanas con las que hayamos tenido que lidiar hoy.
Her iki ülke de sürekli askeri uğraştan dolayı tükendiğinden, barış müzakereleri başladı.Ya que ambos países estaban agotados por el esfuerzo militar sostenido, iniciaron negociaciones de paz.
Bu uğraşından esinlenerek bir komedi hikâyesi yazma çalışmalarını sürdürmektedir.Me muero de ganas de escribir una comedia...
Bob ve Bunny, o yıllardan beri müzik ile uğraşmışlar.Sydney y sus hermanos hacen música hace más de 7 años.
Kraliyet Derneği’nin başkanı olan Newton, Hooke’u örtbas etmek için çok uğraştı.Newton, como Presidente de la Royal Society, hizo mucho para eclipsar a Hooke.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Le gusta burlarse o meterse a discusiones con ella.
Az da olsa hayvancılık ve tarımla uğraşan kesim de vardır.Es una pequeña obra sobre las alegaciones y arrepentimientos de Alá.
Genel uğraşları ise yerel seçimler olmuştur.Su método de elección es mediante elecciones locales.
Burada yaşayanların avcılıkla uğraştıkları söylenmektedir.Todavía hay familias que viven de su caza.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.El padre se prepara para ir de caza.
Şiir ve müzikle uğraşmıştır.También se dedicó a la poesía y a la música.
Stüdyodaydık, bu şarkıyla uğraşıyordu ve bana dedi ki, 'Eva, bu şarkıyı benimle yapmak ister misin?'Lo llamé sólo para decir, 'Hey, hombre, tienes que escuchar esta canción.
Kümes hayvancılığı sadece birkaç aile tarafından ekonomik bir uğraş olarak yapılmaktadır.El cultivo de marihuana era visto como un simple trabajo de algunas familias.
Uzun yıllar ticaret ile uğraştı.Desde hace algunos años está dedicado a labores empresariales.
Tekrar almak için uğraştı ama alamadı.Intentaron recuperarlo pero no pudieron.
Onun büyük düşü, resim sanatı ile uğraşmaktı.Y con gran interés, se dedicó al arte del dibujo.
Cinlerle uğraşan kişilere denir.Pacientes que se consideran víctimas.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.No luchar contra él.
İnşaat sektöründe ticaretle uğraşmıştır.Afecta al comercio durante su construcción.
Ayrıca öğrencilik yıllarında sporla uğraşmıştır ve birçok atletizm dalında başarılı olmuştur.En su juventud tomó parte durante varios años en pruebas atléticas con notable éxito.
Philip Tattaglia ;New York'taki 5 Mafya ailesinden biri olan ve fuhuşla uğraşan Tattaglia Ailesinin lideri.Tattaglia era el jefe de una de las cinco familias de Nueva York, que lleva su nombre: Los Tattaglia.
Bu, normalde geleneksel folk müzikle uğraşan insanlar için oldukça sıra dışı".Definitivamente no es el tipo de música que hago normalmente. "
Barsbay Memluklulerin Kızıl Deniz üzerindeki ticareti kontrol altına almak için uğraşlar da bulundu.Los Vénetos controlaban también el comercio marítimo en toda la región.
Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur.En poco tiempo, se hacen ricos y famosos.
Hassenreuter ve Bay John gelirler ve Bayan John kendini aklayabilmek için uğraşır.Holmes y Moriarty se enfrentan, mientras John va a auxiliar a la señora Hudson.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Aun así, tomando precauciones siempre hay riesgos.
Bu olaylar sonrasında Destiny's Child, büyüdüklerini ve başarılı olduklarını kanıtlamak için uğraşmıştır.Destiny's Child volvería y así fue.
Bu durum hayvancılıkla uğraşan kesimi koyun ve sığır besiciliğine yöneltmiştir.Es entonces cuando se reemplaza la minería por el ganado mular y vacuno.
B Real günümüzde müzikle uğraşmaya devam etmektedir.¿Es ella realmente intentando atrapar la música?
Bu dönemde müzik besteciliği ile de uğraştı.En ese momento también se sentía infeliz con el mercado de la música.
Aynı zamanda iç mimarlık ve dekorasyon işleriyle uğraştı.También se preocuparon por la decoración y el interiorismo.
Hep Todd'la uğraşır ve ona hep güler.Siempre está pendiente de Otani y lo molesta a menudo con Risa.
Bir süre çiftçilikle uğraştı.Finalmente decidió trabajar de granjero a tiempo completo.
2 yıl boyunca jimnastikle uğraştı.Está en pareja con Tomás desde hace tres años.
Sanatla uğraşı dışında, Halkla İlişkiler Danışmanlığı yaptı.Además del estado civil, preguntó por las uniones de hecho.
Eskiden bir karış tarla kalmazdı ekilmedik, ancak 15 yıldır kimse tarımla uğraşmıyor.Nunca le he tenido miedo a nadie: desde los 15 años peleó como profesional.
Edebiyatın yanı sıra resim sanatı ile uğraştı.Se dedicó, entre otras actividades, al arte de la pintura.
Meksikalı kaçakçılar, ABD'deki alkol yasağı süresince alkol kaçakçılığıyla uğraştılar.Numerosas bandas traficaban ilegalmente con las bebidas alcohólicas en el estado.
Kendisi ablası Makbule'ye çok önem vermekte ve sık sık kuzeninin kocası Cem'le uğraşmayı çok sevmektedir.Él admira a su hermana mayor Wendy ya veces riñe con John, su hermano mayor.
Önce çobanlık etmiş, sonra da çiftçilik ve nakliye işleriyle uğraşmıştır.Más tarde fue domesticado y era utilizado para las tareas agrícolas y transporte.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Los pobladores también se dedican a la pesca.
""Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala"".Y juntos , atrapamos asesinos ".
Londra'ya kaçtı ve yeniden ticaretle uğraşmaya başladı.Pope regresó a Londres y continuó con su carrera haciendo comerciales.
İşlerini çocuklarına devretti ve çeşitli sosyal çalışma ve araştırmalarla uğraşmaya başladı.Fracasó en ambas y decidió dedicarse a los estudios de humanidades.
Bilimle uğraşır.Xataka Ciencia.
Simya ile en az 2500 yıldır uğraşıldığı bilinmektedir.Se presume que Shiraz existe desde hace 2500 años.
Köyden, Uşak ilinde yaşayanlar ticaret ile uğraşmaktadırlar.Y la gente del mismo pueblo ayuda al mayordomo con sus tareas.
İthalat ve ihracat işiyle uğraştı.RSS de importación y exportación.
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.Tuve que lidiar con eso.
Ziraatla uğraşan halkın dışındaki vatandaşlar ilçe dışında iş aramaktadır.Sus habitantes se vieron obligados de nuevo a buscar empleo fuera del municipio.
Uzun uğraşlar sonucu itiraf mektubunu yazdırır.Consagra numerosas horas a la confesión.
Köyün adının çok geçmiş tarihlerden boya imalatı ile uğraşından geldiği sanılmaktadır.Pensaba que había pintado mi casa de un color histórico.
Bu uğraşta başarılı olmasının baş nedeni Büyük Selçuklu Devletinin çökmesiydi.La razón para esta evolución pudo haber sido el gran Valle del Rift.
Tarım ile uğraşan bir ailenin dört kızının en büyüğüdür.Es el mayor de cuatro hijos de una familia de agricultores.
Her halukarda, Gallienus hala kendi dönemindeki birçok ayaklanma ile uğraşmak zorundaydı.Galeazzo tuvo que hacer frente a varias rebeliones en su parte del Señorío.
İnşaat çalışmaları çok uğraştırıcı ve masraflı olmuştur.Las obras fueron largas y costosas.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.Rebrota por brotaciones vigorosas del tronco.
Köyde, yerleşik nüfus tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Dentro de la Reserva existen algunos asentamientos humanos que se dedican a actividades agrícolas y ganaderas.

İlgili Sayfalar