uğraş ile cümle

uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu sırada sıradan ölümlülerin dertleriyle uğraşmak zorunda kalır.Il doit être compréhensible pour le commun des mortels.
En önemli ikinci uğraş hayvancılıktır.Seconde activité principale après l'élevage.
Onun piyano dersi oldukça rağbet gören bir uğraştı.D'après ses dires, il trouvait ses cours de piano terriblement ennuyeux.
1955 ile 1960 arasında Vincent Van Gogh hakkındaki heykellerini gerçekleştirmekle uğraştı.Entre 1955 et 1960, il réalise des sculptures consacrées à Vincent van Gogh.
Kariyerinin ardından uzun bir süre ticaretle uğraştı.A vraisemblablement une longue carrière derrière lui.
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.Elle essaye désespérément de faire plaisir à son père.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Elle se lance dans des projets personnels.
Bir işle uğraşmayı sevmektedir.Ils préfèrent négocier.
Ancak yüksek derecede beceri gerektiren bir uğraştır.Il en sert avec une grande habileté.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Écrire, c'est toujours prendre des risques.
Bu noktadan itibaren tüm çalışmalarında, hatta uğraşılarında buna odaklandı."Il acquiert rapidement des richesses par ce poste ou à travers ce poste".
Çocuklarla uğraşmanın iş hayatından daha zor olduğuna inanıyor.Il se plaint que c'est plus difficile pour un garçon.
Değirmencilikle uğraşır ve kısa zamanda tüm Boşnakların sevgisini kazanır.La joie est indescriptible, elle gagne rapidement toutes les voitures de réfugiés.
Çiftçilikle uğraştı.Le Métier d’Agriculteur.
Louis, işgali durdurmak için pek uğraşmadı.Gomez tente sans succès d'arrêter le combat.
Sürekli olarak eyaletlerde baş gösteren ayaklanmalarla uğraşmak zorunda kaldı.Il dut faire face à de constantes rébellions.
Ancak büyükşehirlere göçten dolayı köy nüfusunda hayvancılık ve tarım ile uğraşan hane sayısı çok azdır.Over and Over Singles de Every Little Thing Over and Over est le onzième single du groupe Every Little Thing.
Tekrar almak için uğraştı ama alamadı.Il voulait y retourner mais ne put le faire.
Geleneksel olarak tarım ve hayvancılıkla uğraşılır.Traditionnellement basée sur l'agriculture et l'élevage.
2 yıl boyuncu graffiti ile uğraştı.Il vit avec les Flagler pendant deux ans.
Bunun yanı sıra kendilerine yapılan servisleri de gole çevirmek için uğraşırlar.De même, ils offrent leurs services en forfaits.
Sonra iş hayatına atıldı ve ticaretle uğraştı.Il quitta ensuite son poste et travailla dans le commerce.
La Salon Courbé (2007) benzer tartışmalı konularla uğraştı.En 2007, la tour Sauge (Vigne Blanche) est démolie.
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.Ces découvertes ne furent rapportées que plusieurs années plus tard.
Önce çobanlık etmiş, sonra da çiftçilik ve nakliye işleriyle uğraşmıştır.Il débute dans l'agriculture, puis dans les affaires.
Yalnızca edebiyat ile uğraşmaktaydı.Il s'occupait de littérature.
Ana madde: Antik Yunanistan'da tarım Yunan insanlarının yaklaşık %80'i tarım ile uğraşıyordu.Dans la Grèce antique, l'agriculture représentait environ 80 % de l'économie.
Mahir artık bundan sonra babasının suçsuz olduğunu kanıtlamak için uğraşacaktır.Elle doit s'enfuir pour prouver son innocence.
Yazarlığın dışında, müzikle de uğraşmıştır.En plus de la musique, il s'essaie à l'écriture.
Erkek ve kadın şehvetleriyle uğraşır.L’homme et la femme se disputent.
Montaj işi oldukça uğraştırdı." dedi.Et, clairement, l'amusement demande beaucoup de travail".
İsyan Osmanlı Devleti'ni hayli uğraştırmış ve ayaklanma 1808 yılında bastırılmıştır.L'antisémitisme fait des progrès considérables, et les émeutes sont courantes pendant toute l'année 1898.
Hatta ilk bakışta kolay bir uğraştır.À première vue, cela semble simple.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Elle suit alors des cours de danse pendant onze ans.
Halkın büyük çoğunluğu seracılıkla uğraşmaktadır.Mais l'Homme est, sur la plupart des choses, disputeur.
Çalışan nüfusun ise % 56,7'si tarım ile uğraşmaktadır.Le secteur tertiaire prédomine avec 56,9 % des emplois.
Muğla'da tarımla uğraşmıştır.Il levait la dîme dans la paroisse.
Çiftçilik ve siyaset ile uğraştı.Il s'intéresse aux activités agricoles, ainsi qu'à la politique.
Ömer İnönü siyaset ile hiç uğraşmadı.La politique pénale adoptée n’est jamais sans conséquences politiques.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Le village vit de la pêche.
Üç yıl tekstil ticareti ile uğraştı.Lui-même a fait six ans d'études commerciales.
Sadece bazı haneler hobi olarak bahçe işleriyle uğraşmaktadır.Elle-même s'occupe personnellement des jardins.
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.Il se lance dans la céramique artistique.
Aileler çocuklarını okutmak için çok uğraş vermektedirler.Les parents tentent quotidiennement de comprendre leur fille.
Annesi doğumundan hemen sonra ölmüştür, babası ise denizcilik ve askerlikle uğraşmıştır.Sa mère décéda peu après l'accouchement et son père devint officier naval dans l'armée.
Genel uğraşları ise yerel seçimler olmuştur.L'élection est couplée avec des élections locales.
Poyraz, Polat Alemdar ve ekibini yok etmek için uğraşacaktır.Le Pokémon va sûrement se débattre, en essayant d'en sortir.
Ancak daha sonra da SD-6'dan daha güçlü olan bir örgütle, Mutabakat'la uğraşmaya başlar.Déterminée à détruire le SD-6, elle devient un agent double...
Köy halkı kendi ihtiyaçlarını karşılamak için tarımla uğraşır.La population locale dut se reconvertir dans l’agriculture pour subvenir à ses besoins.
Bu türün kıyafet bilimiyle uğraşanlarına "kayif" ya da "kıyafet şinas" adı verilir.Ce phénomène est connu sous le nom de vestiges ou atavismes selon le cas.
Akköy'de geçici bir uğraşı bulurlar.L'affaire devra être portée devant l'Aksakal.
Uzun uğraşlardan sonra (1708) bunlar tekrar eski yerlerine yerleştiler.Certaines datant de 1708 sont ainsi réutilisées.
"AP gericidir, bölücü tahriklerle ve dini siyasete alet etmekle uğraşmaktadır" der.Toutefois, « le temps fait son œuvre parmi les élites religieuses et politiques judéennes ».
Genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta olup, gelir düzeyi ile eğitim düzeyleri yüksektir.Plus généralement, il est lié au revenu et au niveau d’éducation.
Ailesine karşı aşırı koruyucu olabiliyor ama en çok Tess'le uğraşır.Puede ser un poco sobreprotector de su familia, pero se esfuerza al máximo con Tess.
Halkın büyük bir kısmı, ilçenin adından da anlaşılacağı üzere, aşçılıkla uğraşmaktadır.Aquí se muestran la mayoría de ellos de forma clasificada; Hoja de Arriba.
Sadece bize en yakın yıldız için mümkün olan detaylı ölçümlerle uğraşır.Estudia con mediciones detalladas que sólo son posibles para nuestra estrella más cercana.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Estamos tratando de resolver algunos asuntos personales.
Charlie, Romanya’da ejderhalarla uğraşmakta, Bill ise Mısır’da büyücü bankasında görev yapmaktadır.Bill trabaja para el banco de magos en Egipto y Charlie cría dragones en Rumanía.
Şu an Google'da Go dilinin geliştirilmesi ile uğraşmaktadır.Actualmente trabajaba para Google en el desarrollo del lenguaje Go.

İlgili Sayfalar