uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ticaret ile uğraştı.Er wollte mit ihnen Handel treiben.
Halkı tarım, hayvancılıkla uğraşmakta, bir kısmı Lefkoşa ve Girne'de çeşitli sektörlerde çalışmaktadır.Sie ist bei Tieren und vielen (vor allem niederen) Pflanzengruppen verbreitet.
Sesçil fonetik: Seslerin ve dil şifrelerinin taşıyıcısı olarak dilin fiziksel yapısıyla uğraşır.Er wird ausschließlich über Hörzeichen (Stimme) des Hundeführers und dessen Körpersprache geführt.
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.Seit seiner Kindheit liebte er den Sport über alles.
Taraftarında beklediği bu uğraş tesisleşmek ve kulübü büyütme çabasıdır.Sie sehen dies als einen Angriff auf sich selbst und ihren Club an.
Hane reislerinin tamamı ziraatla uğraşmakta ve 14 kilelik arazide çiftçilik faaliyetlerini sürdürmekteydi.Trotzdem vererbt er seinen zehn Mägden und Knechten den gesamten Bauernhof.
Siyasetten emekli olduktan sonra kendini sosyal projelerle uğraştı.Nach seinem Eintritt in den Ruhestand engagierte er sich in der Politik.
Genel uğraşları ise yerel seçimler olmuştur.Dabei kam es örtlich zu Verkieselungen.
Tarım ile uğraşanlar da ona keza.Die Bäuerin weist ihm jedoch die Tür.
Sultan yalnız bu ikinci tehlike ile uğraştı.Nur der kleine Anton weiß um diese Gefahr.
Bu sayede, router'lar gereksiz yere yayın kopyalamaya uğraşmazlar.Router sollten directed broadcasts nicht weiterleiten.
Bahçe işleri ile uğraşan amatör bir bahçıvan.Der Gartenbaufachwerker ist ein Teilberuf des Gartenbaus.
Özellikle bağcılıkla uğraşılır.Hauptsächlich behandelt Abschlach!
Nüfusun hemen hemen %80'lik bir bölümü çeşitli tarım işleriyle uğraşıyordu.Der weitaus größte Teil von etwa 80 % war unterschiedlichen Arbeitskommandos zugeordnet.
Halk; açık sebzecilik, meyvecilik ve seracılıkla uğraşmaktadır.Unter den Früchten favorisieren sie süße und ölig-fleischige Früchte.
Akköy'de geçici bir uğraşı bulurlar.Interdisziplinäre Begegnungen in der Akadie.
Bu itibarla, Senato'yu büyüterek aristokrasiyi güçlendirmekle uğraştı.Damit wurde die Macht des Königs auf Kosten der Aristokratie sehr gestärkt.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.In beiden Städten arbeitete er im Handel.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Er widmete sich seinen privaten Angelegenheiten.
Ne kadar uğraşsa da dikkatini bir türlü kitaba veremez.In einem Interview gibt er an keine Noten lesen zu können.
Bu devirde Gujral yolsuzluklarla Rajiv Gandhi suikastı soruşturmasıyla uğraştı.Rajiv, ungezügelt in seiner Gier, versucht Ganga zu vergewaltigen.
Silah ticaretiyle uğraşırlar.Er will Waffen schmuggeln.
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.Ich will mit diesen Menschen zu tun haben.
1975 yılından bugüne grafik ve karikatür sanatıyla uğraşmaktadır.Seit 1975 arbeitet er als Grafik-Designer und Karikaturist.
Dört-beş aile küçükbaş hayvancılık ile uğraşmaktadır.Vier oder fünf Knechte kümmerten sich um die Landwirtschaft mit ihren 50 Kühen.
İşlerini çocuklarına devretti ve çeşitli sosyal çalışma ve araştırmalarla uğraşmaya başladı.Bald gab er aber diese Karriere auf und widmete sich politischen und sozialen Studien.
Erfelek’te ilçe halkının büyük bir kısmı tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Die meisten Menschen im Vihiga County leben von Landwirtschaft und Viehzucht.
Bu sırada grup üyeleri başka işlerde de çalışıyorlardı, Fletcher da sigortayla uğraşıyordu.In der Zeit danach kümmerten sich die Mitglieder anderen Bandprojekten, Phillips pflegte eine Liebesbeziehung.
Ekoloji hareketi biyolojik tarımın kullanılması için uğraş vermiştir.Es gibt Versuche, ihn zur Bioremediation zu nutzen.
Kümes hayvancılığı sadece birkaç aile tarafından ekonomik bir uğraş olarak yapılmaktadır.Der Walfang spielt nur in einigen wenigen Regionen eine ökonomische Rolle.
Babsı Bakü'de küçük çaplı ticaret ile uğraşıyordu.Sie betrieben in der Zürcher Altstadt einen kleinen Einzelhandel mit Baby-Waren.
İlk önce yurt dışına transfer olmak için uğraştı.Er ergriff die erste Gelegenheit, ins Ausland zu fliehen.
Bu uğraşta başarılı olmasının baş nedeni Büyük Selçuklu Devletinin çökmesiydi.Mitverantwortlich dafür war der große Erfolg der Single Sabotage.
Amcasıyla birlikte deniz ticareti ile uğraşırdı.Dort betrieb er mit seinem Onkel ein Ladengeschäft.
Buford onunla sürekli uğraşır.Thor bekämpft sie deshalb ständig.
Bu gerçekten sevimsiz bir iş ama birilerinin bununla uğraşması gerek.Il est vrai que c'est une tâche ingrate, mais quelqu'un doit s'en occuper.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Jack fait semblant d'aller chercher un médecin.
Tıpla uğraşan bu rahip, Yahudi, Hristiyan ve Müslüman mahallelerinde iyi tanınıyordu.Ce moine pratiquait la médecine et était bien connu des milieux juif, chrétien et musulman.
Gübre ve mevduat ile uğraşıyor ve küçük bir maaş alıyor.Il traite de l'engrais et dépose et reçoit un petit salaire.
Kwolek, Kevlar'ın pratik uygulamaları geliştirmeyle çok fazla uğraşmadı.Cependant, Kwolek n'est pas très impliquée dans le développement des applications du Kevlar.
Angel, Groosalugg'a karşı olan kıskançlığı ile uğraşır.Angel se montre quant à lui jaloux de la présence de Groosalug.
Ortak mal ve cemaat halinde bulunma anlayışından dolayı, ticaretle de uğraşmazlardı.Distinction entre les choses qui sont en commerce et celles qui n'y entrent point.
Nüfusun çoğunluğu yine tarım ve endüstriyle uğraşır.La plupart des habitants vivent encore de l'agriculture ainsi que de l'industrie.
Toprakla uğraşan helotlardan hasatın (ἀποφορά / apophorá) belirli bir yüzdesini teslim etmeleri istenirdi.Ils doivent donner une part de leurs récoltes (ἀποφορά / apophóra).
Oğlu ve iki torunu da denizcilikle uğraşıp kaptanlık yapmıştır.Ses trois fils et deux de ses filles après s'être jetés à la mer sont faits prisonniers ainsi que l'amiral.
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.J'ai 22 ans, beaucoup de choses à faire.
Bu iş kendisine tarım, edebiyat ve sanatla uğraşabilecek zamanı da tanıdı.Elle lui donne aussi le temps de s'intéresser à l'agriculture, aux lettres et aux arts.
21 Mart 2008'de sakatlık sorunlarıyla uğraşan Miami Heat ile 10 günlük kontrat imzaladı.Il signe un contrat de 10 jours avec le Heat de Miami en mars 2008.
İnsanlar yaz boyunca çitcilikle ve hayvancılıkla uğraşırlar bütün işleri emek yoğundur.Ces hommes ont dû assumer un travail pénible, comme des animaux, pendant toute la saison d'été.
Her şeye rağmen, sezon sonunda istifa etti ve edebi uğraşılarını sürdürdü.Il renonce néanmoins à sa fonction à la fin de la saison, et reprend ses activités littéraires.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Vous ne devez pas vous en mêler.
Tarım ile uğraşan bir ailenin dört kızının en büyüğüdür.Il est le plus âgé des quatre enfants d’une famille de fermier.
Sean Blosl ise bağımsız olarak müzik ve film işleriyle uğraşıyor.Sean Blosl crée de la musique et des films indépendamment avec Golden Flower Films and Music.
Bu yasa ile kadınların sadece ev işleri ile uğraşması amaçlanmıştır.Cette loi ne vise que le travail des femmes.
Bu aileler arıcılıkla uğraşmış ve bal elde etmişlerdir.Ses habitants s'appellent les Belleysans et les Belleysanes.
Japonların Filipinler'i işgal ettiği 1941'e değin siyasetle uğraşmadı.Les Japonais attaquent et occupent les Philippines en 1941.
Bu gibi şeylerle uğraşmayı tercih ediyorum.Mais moi, je préfère sortir ainsi.
Lex ise yeni bir tehlike ile uğraşmak zorundadır.Irving les prévient d'un nouveau danger.
Her halukarda, Gallienus hala kendi dönemindeki birçok ayaklanma ile uğraşmak zorundaydı.Tout au long de son règne, Guillaume le Conquérant a dû faire face à de nombreuses rébellions.
Ticaretle uğraşan ve çalışan sayısı son yıllarda hızla artmaktadır.La population (en particulier ouvrière) augmente très rapidement en quelques années.