uğraş ile cümle
uğraş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çocukken resimle uğraşan Steig, arzulu bir edebiyat okuyucusuydu.As a child, he dabbled in painting and was an avid reader of literature.
Rejim ayrıca sadakati belirsiz bir halkla uğraşmak zorunda kaldı.The southern régime also had to deal with a citizenry of uncertain loyalty.
1970 yılından beri profesyonel olarak tarihi topografya ve haritacılıkla uğraştı.Since 1970, she has been professionally engaged in historical topography and cartography.
Sağlığı, büyük olasılıkla simya ile uğraşırken yarattığı dumanlardan dolayı kötüleşiyordu.His health had been deteriorating, most likely from the fumes he had created with his alchemy.
Babası bankacılık, sigortacılık ve Avrupa'dan ithalat ile uğraşan bir iş adamıydı.His father was a businessman involved in banking, insurance and European imports.
Yazları Kemalpaşa'ya gidiyor ve çay tarımı ile uğraşıyor.He goes to Kemalpaşa in the summers and deals with tea farming.
Yazılım programları ticaretiyle uğraşıyorlar.Sie handeln mit Software.
Ne gibi işlerle uğraşıyorsun?Was für eine Arbeit machst du?
Seni kaybetmeyi başaranı, asla kazanmak için uğraşmayacaksın.Wer es schafft, dich zu verlieren, hinter dem musst du nicht herlaufen, um ihn wiederzugewinnen.
Stüdyodaydık, bu şarkıyla uğraşıyordu ve bana dedi ki, 'Eva, bu şarkıyı benimle yapmak ister misin?'Wir waren im Studio, und er fragte mich: 'Yo, Eva, würdest du diesen Song mit mir aufnehmen ?'
Giles: "Bunlarla uğraşacak zamanımız mı var?" der.Ich fragte (meine beiden Begleiter): ‚Wer sind diese beiden?'
Ama boşuna uğraşmıştı.Sie warteten vergebens.
Adorno'nun eğitmenlik uğraşısı 1933 kış sömestirinde bitiyordu.Adornos Lehrtätigkeit endete mit dem Wintersemester 1933.
Bu aktivite ile uğraşan kişiye vücut geliştirici (Bodybuilder) denir.Jemand, der sich dieser Aktivität widmet, wird Bodybuilder genannt.
Thomas Mann gibi, Hesse de Goethe’nin çalışmalarıyla yoğun bir şekilde uğraşmıştır.Wie Thomas Mann, so hat sich auch Hesse intensiv mit dem Werk Goethes auseinandergesetzt.
Le Preste ailesi noter olarak çalışmaktaydı ve tarım ve ormancılıkla uğraşıyordu.Die Le Prestres wirkten als Notare und waren in der Land- und Forstwirtschaft tätig.
Bununla uğraşmakta iken 11 Haziran 1216 tarihinde öldü.Bevor es dazu kam, starb er am 11. Juni 1216.
Protestan ülkelerde kadın hakları savunucuları imza listeleri oluşturmakla uğraşmışlardır.Frauenrechtlerinnen in protestantischen Ländern engagierten sich sehr im Sammeln von Unterschriftslisten.
Bunun yanı sıra ticaret ve taşımacılıkla uğraşanlar da vardır.Unter ihnen stehen nun die Freien und Unfreien.
Genel dil bilimi alanı öncelikle temel araştırmalarla uğraşır.Das Fach Allgemeine Linguistik betreibt in erster Linie Grundlagenforschung.
Ayrıca kadının doğası, mantığı ve ruhuna dair sorularla uğraşmıştır.Darüber hinaus fragte sie nach Natur, der Intelligenz und der Seele der Frau.
Güç delisi ve azgın Franz, Amalia’yı kazanmak için defalarca uğraşır.Machtbesessen und lüstern versucht er wiederholt, Amalia für sich zu gewinnen.
Wittgenstein, İkinci Dünya Savaşı esnasında, yeniden uygulamayla uğraşmaya başlamıştır.Während des Zweiten Weltkriegs wurde Wittgenstein nochmals praktisch tätig.
Bir süre çiftçilikle uğraştı.Eine Zeitlang versuchte er es mit Landwirtschaft.
Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur.Lies und werde reich.
Uğraşısının ağırlıklı noktası gittikçe daha kapsamlı olan yazışmalarının üzerinde toplandı.Sein Lehrauftrag geriet gegenüber der schriftstellerischen Arbeit immer mehr in den Hintergrund.
Yoksullar açlıktan ölmemeli, ancak tembellik etmemeleri için bazı işlerle uğraştırılmalıdırlar.Sie konnten jedoch nur den Keep besetzen, in dem sie lieber verhungerten, anstatt sich zu ergeben.
Diokletian yönetiminde yeni bir sikke reformuna ilişkin uğraşılar artmaya başlamıştır.Dann begannen unter Diokletian verstärkte Bemühungen um eine Münzreform.
Tekrar almak için uğraştı ama alamadı.Er versuchte sie wiederzubeleben, schaffte es aber nicht.
Fotoğrafçılıkla uğraşmaktadır.Arbeiten mit Fotografie.
Bunun yanı sıra heykeltıraşlıkla uğraşmış ve Viyanalı sanatçı Drobil’in tarzıyla bir büst yapmıştır.Daneben war er bildhauerisch tätig und schuf eine Büste im Stile des Wiener Künstlers Michael Drobil.
Bu uğraşlar ancak çok yıllar sonrası bilinir oldu.Dieser Vorfall wurde erst Jahre später bekannt.
Özellikle Davy onu fazlasıya uğraştırır.Vor allem Perry interessiert ihn.
Pakistan, Afganistan'dan gelen mültecilerin doğurduğu sorunlarla da uğraşmak zorunda kaldı.Ergänzend wurde die Rückkehr der in Pakistan befindlichen afghanischen Flüchtlinge vereinbart.
Özellikle hayvancılıkla uğraşan göçmenlerin tercih ettikleri yerler arasında yer alır.Es sollten vor allem heimatvertriebene Landwirte ein neues Zuhause finden.
Şiir ve müzikle uğraşmıştır.Gedichte und Musik.
Kavadar nüfusunun %85’i üzüm üretimiyle, bağcılıkla uğraşmaktadır.85 Prozent der Kunden von Jack in the Box kaufen das Essen entweder im Auto oder „zum Mitnehmen“.
Yahudilerin çoğu tarımla veye ticaretle uğraştı.Die jüdischen Familien lebten überwiegend vom Handel.
Bakalım ekip, şimdiye kadarki en uğraştırıcı davalarını çözebilecek mi ?Werden die Gespensterjäger ihre bisher größte Herausforderung meistern?
Günümüzde sanayi sektörü ağırlıklı olarak çıkarılan madenlerin işlenmesi işlemi ile uğraşmaktadır.Der industrielle Sektor konzentriert sich heute auf die Verarbeitung der vorhandenen Bodenschätze.
Alan Ritchon oyunculuğun yanı sıra müzikle de uğraşmaktadır.Neben der Schauspielerei beschäftigt sich Ari Stidham auch noch mit Musik.
Bir doktorun yanında çalışarak ailesini geçindirmeye uğraştı.Er sollte auf Wunsch seines Vaters Helfer bei einem Arzt werden.
Bilinçsiz yapıldığından ne kadar uğraşılsa da bir yararı olmayacaktır.Weil dies ohne das Bewusstsein stattfindet, ist hierfür keine bewusste Anstrengung nötig.
Kendi şirketini kurarak ticaret işiyle uğraştı.Er führte ein eigenes Handelsunternehmen.
Güçsüzlere yardım eder, ailesinin intikamını almak için uğraşır.Er sinnt auf Rache und versucht sich an ihrer Familie zu rächen.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Und so muss Julius die tägliche Hausarbeit erledigen.
Topolojik uzaylar, matematiğin Topoloji dalının başlıca uğraş konularıdır.Ein topologischer Raum ist der grundlegende Gegenstand der Teildisziplin Topologie der Mathematik.
Lex’in içindeki Zod ise dünyayı yeni bir Kripton yapmak için uğraşmaktadır.Zod will die Welt der Menschen erobern, um ein neues Krypton unter seiner Führung zu erschaffen.
Orada da uzun uğraşlar sonunda Bael'i yener.Nach langem Kampf nimmt er schließlich auch Neese mit sich.
Sörf ile uğraşmıştır.Wie Surfen zu Arbeit wird.
Bunun yanında hayvancılık ve diğer tarımsal faaliyetlerle uğraşılmaktadır.Dort befasste er sich mit der Viehzucht und anderen landwirtschaftlichen Aktivitäten.
1170'te Thomas Becket'in öldürülmesi vakasını incelemekte olan papalık temsilcisi ile uğraştı.1171 nahm der Abt am Begräbnis des ermordeten Thomas Beckett teil.
Bu varlıklarla uğraşmak tehlikelidir.Über diese Tatsachen zu reden werde gefährlich.
Otto bu durumla uğraşmak için Almanya'ya döndü.Anschließend kehrte Otto nach Deutschland zurück.
Üç yıl tekstil ticareti ile uğraştı.Textiles Kunsthandwerk aus sechs Jahrzehnten.
Bağışçıların birçoğu avukatlık mesleği ile uğraşanlar, daha önceden yardım ettiği aileler ve çalışanları idi.Mütterlicherseits hatte Lohe zahlreiche Onkel und Cousins, die bereits zuvor Bürgermeister gewesen waren.
Kendisi ayrıca güreşle de uğraştı.Er nahm außerdem am Ruhrkampf teil.
UK uzay programını geliştirmek için Avustralya ile Amerika ve Avrupa ülkeleri işbirliği konusunda uğraştı.Dort war er für die Koordination der Weltraumprojekte der USA und Europas zuständig.
İlk gençlik yıllarından itibaren ticaretle uğraşmıştır.Er fuhr seit frühester Jugend zu See.
Oğlu ve iki torunu da denizcilikle uğraşıp kaptanlık yapmıştır.Bekannt wurden sein Sohn und sein Enkel gleichen Namens, beide dänische Marineoffiziere.