Ana içeriğe geç
Sözlük

uçmaya ile cümle

uçmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.ブダペストの空港のそばで育ち、幼い頃から飛行機に興味を持っていた。
Bu uçaklardan ilki Şubat 1975'te uçmaya başladı.これらの初飛行は1975年2月である。
"Yip Yip" sözüyle uçmaya başlar.JUMP出演の『ヤンヤンJUMP』がスタート。
Craven savaş sonrasında da uçmaya devam etti.克雷文在战争结束后继续驾驶飞机。
4-6 haftalıkken uçmaya başlarlar.它们在四到六周后才能睁开眼睛。
25 Şubat 1936'da ilk defa motorlu uçak ile uçmaya başladı.他也是完成1973年11月15日第一次有动力飞行的飞行员。
Türk uçakları Kıbrıs üzerinde uçmaya başladı.북한군 병들은 트럭에서 내려 산개하기 시작했다.
"Yip Yip" sözüyle uçmaya başlar.המונח "אחמד ג'מאל" מפנה לכאן.
1974 yılında tekrar askeri pilot olarak uçmaya başladı.През 1977 г. става военен пилот.
Diğer yandan uçmayan kuşların hepsi, Paleognathae alt sınıfının üyeleri değildir.No s druge strane, nisu sve ptice koje ne lete u skupini Paleognathae.
Craven savaş sonrasında da uçmaya devam etti.Göring se i nakon rata bavio pilotiranjem.
"Yip Yip" sözüyle uçmaya başlar.Dabar gavybą vykdo UAB „Poraistė“.
Anne ve babasının uçtuğu yöne doğru uçmaya başlar.Kai pasiruošė skrydžiui, tėvas ir sūnus išskrido.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Ale je to souvislý svět od chůze, jízdy na kole, řízení, létání... jsou lidé na všech úrovních.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Ale je tu súvislý svet od chodenia, bicyklovania sa, jazdenia, lietania - ľudia na všetkých úrovniach.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.A svet se neprestano razvija od hoje in kolesarjenja do vožnje in letenja - ljudje smo na vseh nivojih.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Đây là một thế giới chuyển tiếp từ đi bộ, xe đạp, xe hơi đến máy bay-- mọi người ở đủ mọi tầng lớp.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Hay un mundo continuo de caminar, andar en bicicletas, conducir, volar, con gente en todos los niveles.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Heute ist es eine durchgängige Welt vom Gehen, Fahrradfahren, Autofahren bis hin zum Fliegen -- [Es gibt]
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.하지만 여기 끊임없는 세계가 있죠. 걷는 것으로부터 시작해 자전거를 타고 운전하고 비행하기까지의
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.la șofat și la zborul cu avionul. Există oameni la toate nivelurile.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Maar er is een ononderbroken wereld van lopen, fietsen, rijden, vliegen -- de mensen op alle niveau's.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Ma c'è una continuità nel mondo da camminare, pedalare, guidare, volare -- persone su tutti i livelli.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Mamy ciągłość: chodzenie, jazda na rowerze, jazda samochodem, latanie, ludzie na wszystkich poziomach.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Men der er en kontinuitet i verden, fra at gå, cykle, køre til at flyve -- [der er] folk på alle trin.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Mutta tämä maailma on jatkuva, kävelystä pyöräilyyn, autoilusta lentämiseen -- kaikilla tasoilla on ihmisiä.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.Но има продължителен свят от ходенето, карането на колело, карането, летенето -- хората на всички нива.
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.אבל זהו עולם מתמשך מהליכה, רכיבה על אופניים, נהיגה, טיסה --
Ama burada gelişmekte olan bir dünya var, yürümekten bisiklete, arabadan uçmaya -- her seviyede insan mevcut.バイクに乗る事 運転する事 飛行機に乗る事まで 連続的に分布した世界です
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Aber als wir anfingen, in diesen Unterwasserkampfjets rumzufliegen, wurden sie ein bisschen nervös.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Ale gdy zaczęliśmy latać w podwodnych myśliwcach, zrobili się nerwowi.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Dar când am început să zburăm în avioane subacvatice, au început să se agite puţin.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.우리가 물 속에서 제트 전투기를 몰고 비행하고 다니자 좀 불안했나 봅니다.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Maar nu we rondvliegen in onderwaterstraaljagers werden ze wat nerveus.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Mais quand nous avons commencé à voler dans des avions de chasse sous-marins ça les a rendu un peu nerveux.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Ma quando abbiamo cominciato a volare con i jet sottomarini si sono innervositi.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Namun saat kami mulai terbang dengan pesawat jet bawah air mereka sedikit gugup.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Pero cuando empezamos a volar con los jet fighters, se pusieron un poco nerviosas
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Но когато започнахме да летим наоколо в подводни самолети-изтребители, станаха малко нервни.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.אבל כאשר התחלנו לטוס מסביב במטוסי קרב תת-מימיים הם נהיו קצת מתוחים.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.لكن عندما بدأنا بالطيران بمقاتلات تحت الماء أصبحوا غاضبين.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.彼らも少し敏感になったようで 近づいてきて「ライセンスは持ってるのか?」と
Mesela su damlaları havada yüzmez. Rüzgardan etkilenip uçmayacak kadar büyüklerse yere düşeceklerdir.Vezměte si třeba kapky vody, ty se nevznášejí.
Mesela su damlaları havada yüzmez. Rüzgardan etkilenip uçmayacak kadar büyüklerse yere düşeceklerdir.נראה ליפול לכדור הארץ, כי אם חלקיקי המים, הם לא רק צפים למעלה.
Mesela su damlaları havada yüzmez. Rüzgardan etkilenip uçmayacak kadar büyüklerse yere düşeceklerdir.ويبدو أن تقع على الأرض أنه إذا كان لديك جزيئات الماء، أنهم لا مجرد تعدت حتى
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyupEl problema es que no lo hacemos volar hasta Marte lo ponemos en una nave y lo enviamos a Marte.
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyup첫번째 문제는, 화성까지 비행할 수 없으므로 이 것을 우주선에 실어서
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyup Mars'a göndereceğiz.Nem tud maga a gép odarepülni, hanem beletesszük egy űrszondába és úgy küldjük fel a Marsra.
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyup Mars'a göndereceğiz.Problema e că nu-l zburăm până pe Marte, îl punem într-o navă spațială și îl trimitem pe Marte.
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyup Mars'a göndereceğiz.Samolot sam nie poleci na Marsa, musimy posłać go tam na statku. musimy posłać go tam na statku.
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyup Mars'a göndereceğiz.Дело в том, что мы не пилотируем его на Марс, мы помещаем его в космический аппарат, который посылаем на Марс.
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyup Mars'a göndereceğiz.Проблемът е, че няма да летим с него до Марс, ще го поставим в космически кораб и ще го изпратим на Марс.
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyupWe laten het niet zelf vliegen naar Mars. We plaatsen het in een ruimteschip dat we naar Mars sturen.
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyupהבעיה היא, שאנחנו לא יכולים לטוס למאדים, אנחנו נשים אותו בתוך חללית
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyupالمشكلة أننا لا يُمكننا التحليق مباشرة إلى المريخ ! إنما علينا وضع الطائرة في مركبة فضائية
Problem şu, uçak Mars'a uçmayacak onu bir uzay aracının içine koyup宇宙船に乗せて 火星まで送ります
Rüzgardan etkilenip uçmayacak kadar büyüklerse yere düşeceklerdir.Dat je geen mensen hebt die rondzweven, ze vallen naar beneden.
Rüzgardan etkilenip uçmayacak kadar büyüklerse yere düşeceklerdir.항상 아래로 떨어집니다
Uçmaya başladığında, hayal kur.Când începi sã pluteºti, fã-te micã.
Uçmaya başladığında, hayal kur.Kiedy zaczniesz się unosić, zrób się mała.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod