O uçmayacak.
That won't fly.
Uçmaya başlayacaklar.
They will start flying.
Ben bir uçakta uçmayacağım.
I won't fly in a plane.
Uçmaya başladığında, hayal kur.
When you start floating, make yourself small.
Uçmaya devam etmesini istiyorum.
I want it to keep flying.
Trenle seyahat etmeyi uçmaya tercih ederim.
I prefer traveling by train to flying.
Craven savaş sonrasında da uçmaya devam etti.
Craven continued flying after the war.
Milli kurtarma ekipleri beklemede Japonya'ya uçmaya hazır.
National rescue teams are on standby ready to fly to Japan.
Elizabeth kodu kullanır ve yerçekimi olmadan uçmaya başlar.
Elizabeth uses the code, and begins floating without gravity.
Uluslararası kurtarma ekipleri Japonya'ya uçmaya hazırdılar.
International rescue teams are at the ready to fly to Japan.
Uçmaya olan ilgisini, savaş sırasında uçan uçakları izledikten sonra başladı.
His interest in flying would soon follow after he watched the planes during wartime.
Erich Rudorffer Avustralya'da DC-2'ler ve Douglas DC-3'ler ile uçmaya başladı.
Rudorffer started out flying DC-2s and DC-3s in Australia.
uçmaya ile daha fazla örnek cümle →