Mürettebattan ikisi ağır yaralandı ve komutan Lazarev bir daha asla uçmadı.Mesmo assim, os dois cosmonautas sofreram graves ferimentos e o comandante Lazerev, nunca mais voou.
16 yaşındayken Sullenberger, Aeronca 7DC'de evinin yakınındaki özel bir patikada uçmayı öğrendi.Aos 16 anos, Sullenberger aprendeu a voar em um Aeronca 7DC de uma pista privada perto de sua casa.
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.Ele viveu perto do aeroporto de Budapeste e desde pequeno se interessou em voar.
Brown Ora'dan New York'a uçmasını istedi, şirketin kurucusu olan Jay-Z ile tanıştı.Brown pediu que Ora voasse para Nova York, onde ela se encontrou com Jay-Z.
Günümüzde halen uçmaktadır.Está no ar até hoje.
Bu patenler ayrıca onun uçmasını da sağlar.Com essas descargas, ela também podia voar.
Hızır bunlardan bir çiftini tutar, uçmasınlar diye kanatlarını kırar.Possui um par de asas que lhe permitem voar.
Ancak uçması gerken bir roket bir uzaylı yüzünden iptal edilmiştir.E no final, o piloto é salvo por um alienígena moribundo.
Sonraki, dördüncü kez uçmayı emretti.No ano seguinte, retornou pela terceira vez ao Nacional.
Japonya'da 98 yolcu ve toplam 175 havaalanı vardır ve uçmak seyahat etmek için tutulan bir yoldur.Existem 176 aeroportos e voar é uma maneira popular de viajar entre as cidades.
Uçar makiler bir ağaçtan diğerine geçmek isterse, uçma derisini gerip ağaçtan sıçrar.Mas para se deslocar de uma árvore para a outra, voa com trajectos curvos.
Sonraki, dördüncü kez uçmayı emretti.Het vliegtuig kwam voor de derde keer overvliegen.
39 uçuş noktasına uçmaktadır.Zij vulden 39 startplaatsen in.
Uçuşa yasak bölge, üzerinde herhangi bir hava taşıtının uçmasının yasak olduğu bölge.Een no-flyzone is een gebied waar een vliegverbod heerst.
Casper: Dost canlısı bir hayalet.Duvardan geçme,uçma ve görünmezlik gücü vardır.Casper beschikt als spook over de mogelijkheid om te vliegen, onzichtbaar te worden en door muren te lopen.
Brown Ora'dan New York'a uçmasını istedi, şirketin kurucusu olan Jay-Z ile tanıştı.Een paar dagen later vloog ze over naar New York en ontmoette ze Jay-Z.
Bazı hayvanlarda uçmasını sağlayamayacak kadar küçüktür.Te klein om wormen in het laten leven.
Orada Mars'a tek yönlü uçmak istediğini söyledi.De bedoeling is om mensen op basis van een enkele reis naar Mars te sturen.
Askerlikten ayrıldıktan sonra, ticari pilot olarak uçmaya başladı.Nadat hij de actieve dienst verlaten had werd hij commercieel piloot.
1974 yılında tekrar askeri pilot olarak uçmaya başladı.In 1984 begon hij een opleiding als militair vlieger.
Yavruların uçma süresi 40-45 gündür.De eieren worden uitgebroed gedurende 40 tot 45 dagen.
Yavrular birkaç hafta içinde uçmaya başlar.De kuikens vliegen uit binnen 12 dagen.
Bu, helikopterin dengeli uçmasına katkı sağlar.Dit draagt bij tot het gebruiksgemak van het toestel.
Yavrunun uçma süresi 16 gündür.De draagtijd is 16 dagen.
1496 - Leonardo da Vinci bir uçma makinesini test etti, fakat başarısız oldu.1496 – Leonardo da Vinci przeprowadził nieudaną próbę swojej machiny latającej.
Yak-1 uçakları ile uçmaktaydı.Latał na samolotach Jak-1.
Hipersonik kruz füzeler çok yüksek hızlarda uçma kabiliyetine sahiptir.Twarde piłki krykietowe mogą latać z dużymi prędkościami.
Uçma yeteneğine sahiptir.Jej moc to umiejętność latania.
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.Wychowywał się w pobliżu lotniska w Budapeszcie gdzie rozwijał swoje zainteresowanie lotnictwem.
10.000 ft (3000 m) üzerinde gerçekleşecek uçuşlarda uçuş ekiplerinin oksijen desteği ile uçmaları gerekir.W lotach na wysokości powyżej 3000 metrów oddychanie załogi wspomaga instalacja tlenowa.
22 Ekim 2015'te New Horizons, 2014 MU69'a doğru uçmak üzere bir yörünge değişikliği yapmıştır.22 października 2015 – pierwszy manewr mający na celu skierowanie sondy w kierunku 2014 MU69.
Karşıtı Uçmag'dır.Pamięć o przeciwlotniku. .
Hızlı koşabilme, iyi şut ve uçma gücünün sahibidirler.Potrafią latać, ale także szybko biegać i skakać.
Kitaplarının çoğunda bir şekilde uçmaktan bahsetti.Na niektórych z tych obszarów dzieje się akcja większości jego książek.
Bu, helikopterin dengeli uçmasına katkı sağlar.Pozwoliło to zachować część konstrukcji kadłuba myśliwców śmigłowych.
Ancak uçmaya başladıktan sonra bir ay kadar daha ebeveynler tarafından beslenirler.Po opuszczeniu go są karmione przez rodziców przez około miesiąc.
Birinci uçma zamanı Nisan, ikincisi Temmuz, üçüncüsü ise Sonbaharda yapar.Pierwsza impreza odbywa się w czerwcu, druga w maju, a trzecia jesienią.
Orada Mars'a tek yönlü uçmak istediğini söyledi.Jest zwolennikiem podróży w jedną stronę na Marsa.
"Yip Yip" sözüyle uçmaya başlar.Lot rozpoczyna się po wypowiedzeniu słowa tobe (jap.
Yavruların uçma süresi 40-45 gündür.Młode potrafią latać 43-45 dniach.
Önce başarısız uçuşuyla uçağı bozdu ama sonra uçmaya başarıdı.Podczas pierwszego lotu jego samolot zapalił się, udało mu się jednak wylądować.
Yumurtadan çıktıktan 11-12 gün sonra uçmayı öğrenirler.Rozwój osobniczy trwa po wykluciu się z jaja 11-12 dni.
Uçmak için neye ihtiyacı olacağına karar verdi.Under återfärden funderade han på hur han skulle genomföra sin flygning.
Uçma yeteneğine sahiptir.Förmågan att flyga.
Uçuşa yasak bölge, üzerinde herhangi bir hava taşıtının uçmasının yasak olduğu bölge.Flygförbudszon är ett territorium över vilket flygplan inte är tillåtet att flyga.
Oturduğu yerin uçması sonucu yaralanır ve Skinner'a öfkelenir.Explosionen som följer skjuter upp henne från sitsen och gör Skinner rasande.
Kolayca sudan yükselebilmesine rağmen tehlikeden kurtulmak için uçmakta ziyade dalmayı tercih ederler.Den föredrar att fly från faror genom att dyka framför att flyga, även om den lätt kan lyfta från vattnet.
Uçmayı çok sever, bu yüzden takımın en iyi pilotudur.Han är mest känd för att vara med i popgruppen Star Pilots.
Haziran ve Temmuz aylarında, güneş batımından sonra uçmaya başlarlar.Redan i slutet av juni eller i början av juli kan de flyga.
Yumurtadan çıktıktan 11-12 gün sonra uçmayı öğrenirler.Hona ruvar äggen i 11–12 dagar.
Birinci uçma zamanı Nisan, ikincisi Temmuz, üçüncüsü ise Sonbaharda yapar.Den ena i helgen efter midsommar, den andra i den tredje helgen i juli.
Veronica Montana'ya uçmak için havalanına gitmeye hazırdır.Etna var på väg från New York till Montevideo.
New York şehrinde senatörlüğe aday olan Petrelli uçma yeteneğine sahiptir.Нейтан Петреллі (Едріан Пасдар) — кандидат у Конгрес від Нью-Йорка, наділений здатністю літати.
Orada Mars'a tek yönlü uçmak istediğini söyledi.Виявляється, політ на Марс йому тільки наснився.
Wolfram ise uçmaya devam etti ve Kasım 1918'deki ateşkes öncesi sekiz hava zaferi elde etti.Вольфрам здобув вісім повітряних перемог до перемир'я в листопаді 1918 року.
Karabatakgiller familyasında uçma yeteneğini kaybetmiş olan tek türdür.Єдиний вид бакланів, що втратив можливість літати.
Ancak uçmaya başladıktan sonra bir ay kadar daha ebeveynler tarafından beslenirler.Вони починають приймати тверду їжу в близько один місяць після народження.
Uçmak için neye ihtiyacı olacağına karar verdi.Саме його вирішили використати для модернізації літака.
Uçuş Dersleri, öğrencilerin süpürgeleriyle uçmayı öğrendikleri derstir.Кожедуба на постачання літаків для навчання курсантів.
Karşıtı Uçmag'dır.Слабкий повітряний ворог.