İngiltere'de uçmaya başladı ve 1933'te sadece yedi saatlik eğitimden sonra yalnız uçtu.In the UK she took up flying and went solo after just seven hours instruction in 1933.
Kısa süre sonra uçmayı öğrendi ve 1935'te resmi lisansını aldı.She soon learnt to fly, receiving her official licence in 1935.
Ona insani vize verdikten sonra Polonya'ya uçmayı başardı.[1]She was able to fly to Poland after they gave her a humanitarian visa.[22]
1995 yılında uçmaya gücü yeten yolcuların sayısı azaldığı için 118 taşıyıcı işsiz kaldı. [1]118 carriers went out of business because fewer passengers could afford to fly in 1995.[2]
Graveline ve Michel, uzayda uçmadan NASA'dan ayrıldı.Graveline and Michel left NASA without flying in space.
Havacılık tıbbı, uçma ve uzay yolculuğu ile ilgili tıbbi sorunlarla ilgilenir.Aerospace medicine deals with medical problems related to flying and space travel.
Aşkabat'a uçmak istiyorum.Ich will nach Aschgabat.
Uçmak için kuş olmak gerekmiyor, küçük sevinçler olsun yeter!Um fliegen zu können, muss man kein Vogel sein. Um fliegen zu können, reichen kleine Glücksmomente.
Uçmak neden trene binmek varken?Warum fliegen, wenn du den Zug nehmen kannst?
Uçmak istediğini kimseye söyleme, yoksa düşürmeye çalışırlar.Erzähle niemanden, dass du fliegen willst, sonst arbeiten sie daran, dich abstürzen zu lassen.
Uçmak istiyorsan, seni aşağı çeken her şeyi bırak!Wenn du fliegen willst, lass alles los, was dich runterzieht!
Beni bıraktığında uçmayı öğrendim.Als du mich fallen gelassen hast, habe ich fliegen gelernt.
Yehudi Usta,Walt'a uçmayı öğreteceğini söyler.Meister Yehudi will Walt das Fliegen beibringen.
Uçmak için neye ihtiyacı olacağına karar verdi.Danach stand für sie fest, dass sie fliegen lernen will.
Uçma yeteneğine sahiptir.Sie haben die Fähigkeit zu fliegen verloren.
Helikopter ve uçakların uçma prensipleri aslında aynıdır.Der Feldanzug bei Luftwaffe und Heer ist grundsätzlich identisch.
Uçuşları hızlı olmasına rağmen, herhangi bir mesafeye uçmak için gönülsüzdürler.Obwohl die Falter flugfähig sind, fliegen sie aktiv nur kurze Strecken.
Craven savaş sonrasında da uçmaya devam etti.Nach dem Krieg arbeitete Craven weiter als Pilot.
Ama Lufthansa'nın İran üzerinden uçmasına müsaade etmişti.Zu dieser Zeit führte Ryanair Flüge von Luton nach Irland durch.
Sonraki, dördüncü kez uçmayı emretti.Jetzt tritt er zum vierten Mal an.
Uçma tüyleri erkeğinki gibi grimsidir.Das Weibchen ist stumpfer gefärbt als das Männchen.
Model uçaklar uçmak için gerekli özelliklere sahiptir ve çeşitli yöntemler ile uçurulurlar.Er baute gerne Modellflugzeuge in gigantischen Maßstäben und flog auch mit ihnen.
Yavruların uçma süresi 40-45 gündür.Die Jungvögel sind mit etwa 40–45 Tagen flügge.
2011 yılında uçması beklenmektedir.Die Flugzeuge sollen 2011 ausgeliefert werden.
Fly, Türkçede "sinek" ve "uçmak" anlamlarına gelen İngilizce sözcük.In englischer Sprache bekannt ist heute noch „Die Spinne und die Fliege“.
Orada Mars'a tek yönlü uçmak istediğini söyledi.Sie beschließen sogar gemeinsam zum Mars zu fliegen.
Günümüzde halen uçmaktadır.Einige wenige fliegen noch heute.
22 Ekim 2015'te New Horizons, 2014 MU69'a doğru uçmak üzere bir yörünge değişikliği yapmıştır.Am 1. Januar 2019 flog die Sonde New Horizons an 2014 MU69 vorbei.
Bazı kuşlar uçmaz.Quelques oiseaux ne volent pas.
Craven savaş sonrasında da uçmaya devam etti.Craven continue de piloter après la guerre.
2009 yılı Ağustos ayında Tiffany ABD'ye uçmak ve dedesinin cenazesine katılmak üzere bir filmde yoktu.En août 2009, Tiffany était absente d'un tournage du groupe afin d'assister à l'enterrement de son grand-père.
Yumurtadan çıktıktan 11-12 gün sonra uçmayı öğrenirler.Ils apprennent à voler entre 11 et 12 jours après l'éclosion.
Kurulduğu 1927 yılından 2009 yılına kadar 144.000 uçak üretmiştir ve bunlardan 90.000 tanesi hala uçmaktadır.Depuis sa création en 1927 à 1999, la société a produit plus de 144 000 avions dont 90 000 volent encore.
Kitabı yazmak için göz kırpması, kelebeğin uçmak için kanatlarını çırpmasına benzemektedir.On rapporte qu'il utilisait ses oreilles comme des ailes pour voler.
Sonraki, dördüncü kez uçmayı emretti.Quelques années plus tard, il s’enfuit pour la quatrième fois.
"Yip Yip" sözüyle uçmaya başlar.C'est à cette époque qu'il commence à travailler avec le parolier EY « Yip » Harburg.
Bu patenler ayrıca onun uçmasını da sağlar.Cette forme lui permet aussi de voler.
Turaç da diğerleri gibi uçmaktan çok yürümeyi yeğler.Le Tétras du Canada préfère souvent marcher plutôt que de voler pour se déplacer.
Yani parfüm içerisindeki güzel kokuların uçmamasını sağlar.Il doit y avoir une absence de parfums étranges.
Günümüzde halen uçmaktadır.Certains continuent de voler de nos jours.
Uçma yeteneğine sahiptir.Ils ont la capacité de sauter.
Elektrikle çalışan model uçaklar 1970'lerden beri uçmaktadır.Le trafic par avion de nuit a été déjà interdit depuis 1970.
Kanat çırparak uçmanın vücut yağını süzülerek uçmaktan 23 kat daha hızlı yaktığı hesaplanmıştır.On estime que le vol battu métabolise en moyenne 23 fois plus de graisse corporelle que le vol ascensionnel.
Kuş ölür, sen uçmayı hatırla.El pájaro muere, tú recuerda cómo volar.
Gerçekten bir şeylerin uçması söz konusudur.”¡Es la hora de hablar!».
Craven savaş sonrasında da uçmaya devam etti.Después de la guerra, Craven siguió pilotando aviones.
"Yip Yip" sözüyle uçmaya başlar.Se comunica diciendo "yip yap".
Bu süre zarfında da uçmayı öğrenirler.Ese día, aprenderían a volar.
Yumurtadan çıktıktan 11-12 gün sonra uçmayı öğrenirler.Aprenden a volar unos 11–12 días tras la eclosión.
Askerlikten ayrıldıktan sonra, ticari pilot olarak uçmaya başladı.Después de la guerra, voló como piloto comercial.
Bu patenler ayrıca onun uçmasını da sağlar.Él también tiene alas que le permiten volar.
Yak-1 uçakları ile uçmaktaydı.Vuelan con aviones YAK-52.
Soh sahnede Donna, Doktor'dan büyükbabası Wilfred'in göreceği şekilde uçmak ister.En la última escena, Donna le pide al Doctor que vuele por donde está su abuelo, Wilfred.
Uçuşları hızlı olmasına rağmen, herhangi bir mesafeye uçmak için gönülsüzdürler.Aunque su vuelo es rápido, son renuentes a volar alguna distancia.
Uçmak için neye ihtiyacı olacağına karar verdi.Según ella era el vuelo que le quedaba por realizar.
Dünyada yapılacak en mühim şey göklere uçmaktadır.Su mayor deseo es ir al cielo.
Uçmaya olan ilgisini, savaş sırasında uçan uçakları izledikten sonra başladı.Su interés por la aviación comenzaría al ver los aviones durante la Gran Guerra Patria.
Uçma esnasında buna gerek duymaz.No necesitaba enfriador durante el vuelo.
1926 yılı hayatında bir dönüm noktası oldu: Tekrar uçmaya başlamıştı.Se intentó reflotarlo en 1926, pero volvió a hundirse de nuevo.
Uçma yeteneğine sahiptir.Tiene miedo a volar.