Ana içeriğe geç
Sözlük

uçma ile cümle

uçma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom uçmaktan korkuyor.Tom is afraid of flying.
Bana uçmayı öğretebilir misin?Can you teach me to fly?
Her zaman uçmaktan korktum.I've always had a fear of flying.
Yıllardır annemin uçma korkusu vardı.For years, my mother has had a fear of flying.
O gerçekten uçmayı sevmez.He really doesn't like to fly.
Onlar uçmaktan korkuyor.They are afraid to fly.
Uçmayı sever misin?Do you like flying?
Uçmak fazla pahalı.Flying is too expensive.
Ben uçmaktan korkuyorum.I'm afraid of flying.
Tom uçmayı sevmez.Tom doesn't like to fly.
Tom uçma sporuna gidecekti ama sonra korkup vazgeçti.Tom was going to go hang gliding, but then he chickened out.
Benim arkadaşım kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde yaşıyor.My friend lives in the middle of nowhere.
O benimle uçmaz.That doesn't fly with me.
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerde yaşıyorum.I live in the middle of nowhere.
Ben bir uçakta uçmayacağım.I won't fly in a plane.
Uçmaktan hiç zevk almadım.I've never enjoyed flying.
Ben hiç birinci mevkide uçmadım.I've never flown first class.
O kuş uçmaz.That bird doesn't fly.
İnsanlar uçmak için amaçlansalardı kanatları olurdu.If humans were meant to fly, they would have wings.
Benim uçma korkum yok.I have no fear of flying.
Uçakta uçmaktan korkuyor.He is scared of flying on an airplane.
Tom hiç bir uçakta uçmadı.Tom has never flown in a plane.
Boston'a uçmak ne kadara mal olur?How much does it cost to fly to Boston?
Penguenler uçmayı öğrenirlerse ciddi sıkıntı içinde oluruz.If penguins ever learn to fly, we'll be in serious trouble.
Kuşlar, uçmak için kanatlarını çırparlar.Birds flap their wings to fly.
Ben bir uçak içinde hiç uçmadım.I've never flown in a plane.
Hiç uçakta uçmadım.I've never flown a plane.
Uçmak çok kirliliğe neden olur.Flying causes a lot of pollution.
O kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde bir kasaba.It's a town in the middle of nowhere.
Pazartesi günü Boston'a uçmak istiyorum.I'd like to fly to Boston on Monday.
Tom, uçmaktan korktuğunu söyledi.Tom said he was afraid to fly.
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerde mahsur kalmıştık.We were stuck in the middle of nowhere.
Uçmaktan hoşlanmam.I don't like to fly.
Tom uçmaktan nefret eder.Tom hates flying.
Delta kanatla uçmayı hiç denemedim.I've never tried hang gliding.
Tom uçmaktan korkuyor, değil mi?Tom is afraid of flying, isn't he?
Tom uçma korkusundan muzdarip.Tom suffers from aviophobia.
Uçmak keyiflidir.Flying is fun.
Uçmak eğlencelidir.Flying is fun.
Uçmak zevklidir.Flying is fun.
Uçaklar oraya uçmaz.Airplanes don't fly there.
Tıbbi sebeplerden ötürü 1983'te emekliye ayrıldı ve herhangi bir görevde uzaya uçmadı.He retired in 1983 for medical reasons and subsequently did not fly on any missions into space.
O’Neill’ın yapmaktan zevk aldığı favori aktivitelerinden biri de uçmaktı.One of O'Neill's favorite activities was flying.
Craven savaş sonrasında da uçmaya devam etti.Craven continued flying after the war.
Mürettebattan ikisi ağır yaralandı ve komutan Lazarev bir daha asla uçmadı.As it was, the two suffered severe injuries and the commander, Lazerev, never flew again.
16 yaşındayken Sullenberger, Aeronca 7DC'de evinin yakınındaki özel bir patikada uçmayı öğrendi.At 16, Sullenberger learned to fly in an Aeronca 7DC from a private airstrip near his home.
Yeni Tu-204 modelleri sayesinde Air Koryo ile Avrupa'ya uçmak mümkün olacaktır.With the Tu-204, Air Koryo would be able to fly to Europe.
Uçuşları hızlı olmasına rağmen, herhangi bir mesafeye uçmak için gönülsüzdürler.Although their flight is fast, they are reluctant to fly any distance.
Soh sahnede Donna, Doktor'dan büyükbabası Wilfred'in göreceği şekilde uçmak ister.In the final scene, Donna asks the Doctor to fly by her grandfather, Wilfred.
Galland çok çalıştı ve ulusal hava gösterilerinde yer alarak, uçmaya devam etti.Galland worked hard but continued flying, taking part in national air shows.
Şarkının İngilizce ses kaydı "Balonumla Uçma" başlıklı yazıydı.The English language recording of the song was entitled "Flying Up with My Balloon".
Uçma yeteneğine sahiptir.They have the ability to fly.
Eşi ve kendisi toplantılar, röportajlar ve duruşmalar arasında tabiri caizse uçmaktaydılar.He and his wife were flying between meetings, interviews, and hearings.
Büyük kuşlar için sürüler halinde uçmak enerji tüketimini azaltır.For larger birds, flying in flocks reduces the energy cost.
Belavia Minsk Uluslararası Havaalanı tabanından Asya, Avrupa ve Afrika'ya uçmaktadır.Belavia flies to Asia, Europe and Africa from its base at Minsk National Airport.
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.He lived near the airport of Budapest and became interested in flying when he was a child.
Dar kanatları ve düzgün biçimli karınları, açıkça hızlı uçmak için adaptasyonlardır.Their narrow wings and streamlined abdomens are adaptations for rapid flight.
Bu patenler ayrıca onun uçmasını da sağlar.Her enhancements also give her ability to fly.
Erich Rudorffer Avustralya'da DC-2'ler ve Douglas DC-3'ler ile uçmaya başladı.Rudorffer started out flying DC-2s and DC-3s in Australia.
Uçmaya olan ilgisini, savaş sırasında uçan uçakları izledikten sonra başladı.His interest in flying would soon follow after he watched the planes during wartime.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod