Uçucu zengin (buzlu) bileşimleri nedeniyle, C tipi asteroitler nispeten düşük yoğunluğa sahiptir.Due to their volatile-rich (icy) composition, C-type asteroids have relatively low density.
Kong, uçakların kendisine ateş ettiği Empire State Binası'na tırmanır.Kong climbs the Empire State Building where airplanes shoot at him.
Doğrulanmış intihar İntihar olduğuna inanılıyor Olası intihar Uçağa saldırı durdurulduConfirmed suicide Believed to be suicide Possible suicide Attack on aircraft halted
Fransız uçakları aşiretin köylerini bombalamaya başladı.French planes began bombing the villages of the clan.
Ertesi gün Fransa, şehri üç gün boyunca uçak ve toplarla bombaladı.The next day, France bombarded the city with aircraft and artillery for three days.
Uçuş ekibi daha sonra pisti ve uçağın konumunu tartıştı.The flight crew then discussed the runway and the position of the aircraft.
Element uçtan uca şifrelemeyi, grupları ve kullanıcılar arasında dosya paylaşımını desteklemektedir.Element supports end-to-end encryption, groups and sharing of files between users.
Uçak hurdaya ayrıldı.[1]The aircraft was written off.[3]
Uçak tamir edilemeyecek şekilde hasar gördü ve olduğu yerde parçaları söküldü.The aircraft was damaged beyond repair and was dismantled on site.
Metal kalıntıların bir kısmı da uçağın dikey dengeleyicisine çarparak hafif hasara neden olmuştu.Some of the metal debris had also struck the aircraft's vertical stabilizer, causing slight damage.
Olaya karışan uçak üretim hattından 152. çıkan uçaktı.The incident aircraft was line number 152.
Uçağın rotası.Route of Aloha Airlines Flight 243.
Mavi renk orijinal uçuş planı ve kırmızı renk ise olaydan sonraki rotasıdır.In blue, the original flight plan, and in red, the detour after the incident.
El raybasına oranla, makine raybasının uç kısmı çok az koniktir.A machine reamer only has a very slight lead in.
Kanat uçlarına sahip bir Piper PA-28 CherokeeA Piper PA-28 Cherokee with winglets
Kanat uçlarına monte edilmiş motorlarWingtip mounted engines
Şimdi ayrılmalıyım, beni uçuş için arıyorlar.Jetzt muss ich gehen, sie rufen gerade meinen Flug auf.
Kuşlar uzun mesafe uçarlar.Vögel fliegen lange Strecken.
Şehrin üzerinde bir uçak uçuyor.Ein Flugzeug fliegt über der Stadt.
A, sen yarın uçuyorsun!Oh, du fliegst morgen!
Havaalanına vardığımda uçağın ayrıldığını gördüm.Als ich am Flughafen ankam, sah ich das Flugzeug abheben.
Kötü havadan dolayı uçak geç kaldı.Das Flugzeug hatte wegen des schlechten Wetters Verspätung.
UFO ne demek? Sanırsam, tanımlanamayan uçan nesne demek.„Wofür steht ‚Ufo‘?“ – „Ich glaube, das bedeutet ‚unbekanntes Flugobjekt‘.“
Uçağımız bulutların üstünden uçtu.Unser Flugzeug flog über den Wolken.
Kuşlar sık sık birlikte uçarlar.Vögel fliegen oft zusammen.
Kuşlar genellikle birlikte uçar.Vögel fliegen oft zusammen.
Bazı tür kuşlar uçamaz.Manche Vögel können nicht fliegen.
O, uçurumun kenarında durdu.Er hielt am Rande des Abgrunds.
Uçağın penceresinden aşağıdaki Fuji Dağı'na doğru baktım.Ich sah aus dem Fenster des Flugzeugs auf den Fuji-Berg hinunter.
Kuşlar binlerce kilometre uzağa uçup, her yıl aynı yere dönebilirler.Vögel können Tausende von Kilometern fortfliegen und kommen jedes Jahr an denselben Ort zurück.
Uçak çalışmak üzere.Das Flugzeug ist im Begriff zu starten.
O bir direkt uçuş mu?Ist es ein Direktflug?
Bu uçak Narita'ya ne zaman varacak?Wann kommt dieses Flugzeug in Narita an?
Kasırga yüzünden, baca kapağı ve birkaç çatı kiremiti uçup gitmişti.Durch den Orkan waren die Schornsteinabdeckung und einige Dachziegel weggeweht worden.
O uçakta iki kişilik rezervasyon yapabilir miyim?Kann ich zwei Plätze buchen für diesen Flug?
Karnımda kelebekler uçuşuyor.Ich habe Schmetterlinge im Bauch.
Yarın Boston'a uçuyorum.Ich fliege morgen nach Boston.
Babaannem uçabiliyor.Meine Großmutter kann fliegen.
Babaannem uçabilir.Meine Großmutter kann fliegen.
Anneannem uçabiliyor.Meine Großmutter kann fliegen.
Anneannem uçabilir.Meine Großmutter kann fliegen.
Uçakla Tokyo'dan Osaka'ya gitti.Er reiste von Tokio nach Osaka mit dem Flugzeug.
Kurtlar sürüyle gezer ama kartallar yalnız uçar.Wölfe ziehen im Rudel umher, Adler aber fliegen allein.
Aşkabat'a uçmak istiyorum.Ich will nach Aschgabat.
Kanadı var ama uçamaz ancak yüzebilir.Es hat Flügel, aber fliegen kann es damit nicht, nur schwimmen.
Kuşlar nasıl uçarlar?Wie fliegen die Vögel?
Her gün işe uçakla gidiyorsun.Du fliegst jeden Tag mit dem Flugzeug zur Arbeit.
O biraz uçuk kaçık.Er ist ein bisschen verrückt.
Wing Fortress etabında ise uçak vurulur.Auf dem Gelände des Fliegerhorsts befindet sich eine Schießanlage.
Havayolu 31 Mart 2015'te uçuşları durdurdu.Die Flüge nach London wurden jedoch am 31. März 2015 wieder gestrichen.
Güvenle kızağı uçurmaya başlar.Die Schnabelspitze beginnt, sich aufzuhellen.
Ben uçuyordum.Wir fliegen.
Uçak ertesi gün kalkacaktır.Dieser soll am folgenden Tag mit einem Flugzeug fortgebracht werden.
Bunu 1998 yılındaki Lunar Prospector uçuş görevi izledi.Sie wurde 1998 mit Hilfe des Lunar Prospectors entdeckt.
1952 - ABD'nin stratejik bombardıman uçağı B-52 Stratofortress ilk uçuşunu yaptı.1952: Der US-amerikanische Langstreckenbomber Boeing B-52 Stratofortress absolviert seinen Erstflug.
Uçma yeteneğine sahiptir.Sie haben die Fähigkeit zu fliegen verloren.
Convair X-6, çizim tahtasından öteye geçememiş nükleer itkili deneysel uçak.Die Convair X-6 war ein Experimentalflugzeugprojekt, das nicht über das Konzeptstadium hinauskam.
Kısa mesafeli uçabilirler.Sie ermöglichen einen Flug über kurze Distanzen.
Airbus firması tarafından, üretime geçirilen ikinci uçaktır.Es handelt sich um das 2000. ausgelieferte Flugzeug von Airbus.
Ancak ilk uçak gemisi unvanı HMS Ark Royal'a bahşedilmişti.Unterstützend stand noch der Flugzeugträger HMS Ark Royal zur Verfügung.