Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Mert lábaival hálóba bonyolódik, és ó-verem felett jár.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Nebo zapleten jest do síti nohami svými, a v zamotání chodí.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.poiché incapperà in una rete con i suoi piedi e sopra un tranello camminerà
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Pois por seus próprios pés é ele lançado na rede, e pisa nos laços armados.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Porque por sus propios pies es echado en la red, y deambula en la maraña
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Sillä hänen omat jalkansa vievät hänet verkkoon, hän käyskentelee katetun pyyntihaudan päällä.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.thi hans Fod drives ind i Nettet, på Fletværk vandrer han frem,
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Ty han rusar med sina fötter in i nätet, försåten lura, där han vandrar fram;
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Vì hắn bị chơn mình hãm vào cái bẩy , Và đi trên mảnh lưới .
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Vì hắn bị chơn mình hãm vào cái bẩy, Và đi trên mảnh lưới.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Διοτι με τους εαυτου ποδας ερριφθη εις δικτυον, και περιπατει επι βροχων.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.Защото със своите си нозе той се хвърля в мрежа, И ходи върху примки.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.ибо он попадет в сеть своими ногами и по тенетам ходить будет.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.כי שלח ברשת ברגליו ועל שבכה יתהלך׃
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.لان رجليه تدفعانه في المصلاة فيمشي الى شبكة.
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.因 為 他 被 自 己 的 腳 陷 入 網 中 、 走 在 纏 人 的 網 羅 上
Ayakları onu ağa götürecek, Kendi ayağıyla tuzağa basacak.因為 他 被 自己 的 腳陷入 網中 、 走 在 纏人 的 網羅上
Aynı dönemde Takeshi İshiguro'nun muhteşem eserleri vardı: pirinç hamurundan yapılmış tuzluk ve biberlikler.Cùng lúc đó, tuyệt tác của Takeshi Ishiguro ra đời. Những chiếc hộp đựng muối và tiêu bằng bột gạo nhão.
Aynı dönemde Takeshi İshiguro'nun muhteşem eserleri vardı: pirinç hamurundan yapılmış tuzluk ve biberlikler.같은 시기에 타케시 이시구로는 쌀반죽으로 정말 멋진 소금, 후추병을 만들었구요
Aynı dönemde Takeshi İshiguro'nun muhteşem eserleri vardı: pirinç hamurundan yapılmış tuzluk ve biberlikler.Или прекрасная работа Такеши Ишигуро, создавшего красивые солонки и перечницы из рисового теста.
Aynı dönemde Takeshi İshiguro'nun muhteşem eserleri vardı: pirinç hamurundan yapılmış tuzluk ve biberlikler.ובאותו הזמן, העבודה הנפלאה של טקשי אישיגורו, שעשה את המלחיה-פלפליה הנפלאות האלה שעשויות מבצק אורז.
Aynı dönemde Takeshi İshiguro'nun muhteşem eserleri vardı: pirinç hamurundan yapılmış tuzluk ve biberlikler.素晴らしい作品である お米でできた 美しいソルト&ペッパー容器も登場しました 皆さんもご覧の通り とても多様な作品群になっています
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.De même, la saumure, un sous-produit du processus, est difficile à éliminer et peut nuire à l'environnement.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Desuden er den saltholdige brine, et biprodukt ved processen, vanskelig at bortskaffe og kan skade miljøet.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.No entanto, a dessalinização ainda é dispendiosa.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Pe de altă parte, depozitarea soluţiei de sare, produsul auxiliar, este complicată şi neecologică.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Prosessin sivutuotteena syntyvää suolavettä on myös hankala hävittää, ja se voi olla ympäristölle haitallista.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Znamená to přijmout opatření na omezení a řízení poptávky, místo aby se pouze snažily zvýšit dodávky vody.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Τα θαλάσσια ύδατα άρχισαν να διεισδύουν, ρυπαίνοντας τα εναπομείναντα αποθέματα.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Също така солният разтвор, продукт на процеса, трудно се ликвидира и може да навреди на околната среда.
Azalan tuzluluk oranı da larvaların temel besini olan kopepodların azalmasına yol açmıştır.A reduzida salinidade levou também à diminuição da abundância dos copépodes, o principal alimento das larvas.
Azalan tuzluluk oranı da larvaların temel besini olan kopepodların azalmasına yol açmıştır.Dadurch breitet sich der extreme Sauerstoffmangel auf ein größeres Gebiet aus.
Azalan tuzluluk oranı da larvaların temel besini olan kopepodların azalmasına yol açmıştır.La menor salinidad ha mermado también las poblaciones de copépodos, el alimento básico de las larvas.
Azalan tuzluluk oranı da larvaların temel besini olan kopepodların azalmasına yol açmıştır.Prognózy pre budúcu oceánsku klímu Baltskej oblasti hovoria o pokračujúcich nárastoch zrážok a poklese vstupov
Azalan tuzluluk oranı da larvaların temel besini olan kopepodların azalmasına yol açmıştır.Salinitatea redusă a avut ca urmare şi scăderea cantităţii de copepode, hrana principală a larvelor de cod.
Azalan tuzluluk oranı da larvaların temel besini olan kopepodların azalmasına yol açmıştır.Suolapitoisuuden lasku on vähentänyt myös hankajalkaisia, jotka ovat turskan toukkien pääravintoa.
Azalan tuzluluk oranı da larvaların temel besini olan kopepodların azalmasına yol açmıştır.To z kolei przyczynia się do geograficznej ekspansji strefy anoksji.
Azalan tuzluluk oranı da larvaların temel besini olan kopepodların azalmasına yol açmıştır.Že majhno zmanjšanje slanosti lahko prevesi tehtnico in spremeni sestavo baltskega habitata.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Dodajmy tu trochę soli.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Ecco, mettiamo un po' di sale qui.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Geben wir hier etwas Salz drauf.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Kijk, we doen er wat zout op.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.여기다가 소금을 좀 치는 거에요.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Laitetaan siihen suolaa.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Nézd, ide teszünk egy kis sót.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Regardez, je mets un peu de sel.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Se, så kommer vi salt på, lige her.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Teď to trochu posolíme, přesně tady.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Titta, lite salt.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Για να βάλουμε λίγο αλάτι.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.Добавим немного соли.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.انظر، دعنا نضع بعض الملح هنا.
Bak şimdi şuraya biraz tuz koyalım.これ塩ね
Bak şimdi. Tuzak halata dokunacak olursan... ...buradaki mekanizmayı serbest bırakacak.Il va toucher la liane et il va libérer cette souche
Bak şimdi. Tuzak halata dokunacak olursan... ...buradaki mekanizmayı serbest bırakacak.Když se dotkneš nášlapného provázku, uvolní se spoušť.
Bana kurdukları tuzaktan uzak tut beni, Çünkü sığınağım sensin.Tu sei la mia roccia e il mio baluardo, per il tuo nome dirigi i miei passi
Bana kurdukları tuzaktan uzak tut beni, Çünkü sığınağım sensin.Ty du är mitt bergfäste och min bort, och du skall, för ditt namns skull, leda och föra mig.
Bana kurdukları tuzaktan uzak tut beni, Çünkü sığınağım sensin.Want U bent voor mij een rots en een burcht; om de eer van Uw naam zult U mij leiden op mijn weg.
Bana kurdukları tuzaktan uzak tut beni, Çünkü sığınağım sensin.(30:5) Выведи меня из сети, которую тайно поставили мне, ибо Ты крепость моя.
Bana kurdukları tuzaktan uzak tut beni, Çünkü sığınağım sensin.(31:5) Tu me feras sortir du filet qu`ils m`ont tendu; Car tu es mon protecteur.