tuz ile cümle
tuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Özellikle Tuz Gölü çevresinde yetişir.特に樹海周辺を餌場としている。
Her iki deneme reaktörü de sıvı florür yakıt tuzları kullanmıştı.燃焼器にはプラットアンドホイットニーのフロートウォール燃焼器を使用した。
Suyun tadı az tuzludur.海の味が塩辛いことすら知らなかった。
Margarin'i keşfetmiş, hayvansal yağlar ve tuzdan yapılan sabun'un ilk şeklini tasarlamıştır.マルガリン酸の発見や、動物脂肪とアルカリから作られる石鹸の製法の開発者とされる。
Un, su ve tuzla yapılan hamurun yağda kızartılması ile yapılırlar.水と油で天ぷらが揚がるか。
Babası dedi ki: - "Tuzu görmesek de tuz her yerdedir.また父親は消えかかる光を見た、と述べた。
Çevresindeki bölgede ise petrol, doğal gaz, yersakızı ve tuz üretilir.近隣の地域では石油や天然ガス、アスファルト、塩の生産が行われている。
Traverten tuza toleranslıdır ve düşük güneş ışığı yansımasına sahiptir.トラバーチンは耐塩性があり、太陽光反射が少ない。
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.塩湖には海水より塩分濃度がはるかに濃い湖もある。
Suyu tuzludur.塩水が苦手。
Bir Ewok tuzağına yakalanırlar.阿波に捕らわれている。
Bu muhtemelen bir tuzaktı, fakat Jedilar kabiliyetlerinden ve yeteneklerinden hiç şüphe etmiyorlardı.難しい作詩技術の名手だったが、天才の力強さと官能は欠けていた。
Tuzunu ekleyip karıştırın.滝つぼに入り気合を入れる。
Uzun kışların etkisiyle mahallede yapılan kavurmalar genellikle tuzlu olur.高緯度地域では冬を中心とした寒候期の長い間、しばしば寒波に見舞われる。
Doğu kısmı bir tuz çölü'dür.東端部は水田地帯である。
Yeni bir tüzük hazırlanıp Devlet Şurası tarafından onaylandı.新たな運営規則が用意され、政府によって承認された。
John Pope, Jackson'un tuzağına, ordusunun motive olduğuna ikna oldu.ポープはジャクソンが罠に嵌ったと確信するようになり、その軍の主力をジャクソンに集中させた。
Su, karışımdaki tuzu emer.食塩水注射 食塩水の入った注射。
Waze kullanıcıları kazadan trafik kazalarıyla ilgili birçok olayı polis tuzaklarından haberdar edebiliyorlar.そのため警備員は群集事故の現象をよく理解しておかねばならない。
Öğrenciler onu sevmez ve hep öğrencilerin tuzağına düşer.とても学生想いで、卒業生にも慕われている。
Geçici bir yönetim kurulu oluşturan cemiyet, tüzük hazırlamak üzere de bir komisyon kurdu.一時的な運営組織を設立した赤十字は、運営規則を設けるべくある委員会を発足させた。
Ama tuzağa düşen Max olur.しかし、それはジェイクが仕組んだ罠だったのだ。
Apşeron Yarımadasında bulunan bazı göller tuz gölleridir.ランチの真ん中にある湖は人工湖である。
Tuzluca ilçesinin merkezine 42 km uzaklıktadır.2km程で42番佛木寺がある。
Büyük Tuzak罠か。
Valle de la Luna 'nın bazı yerleri tuz arz eder.火影の森 エルドラドエリアでは数少ない森林地帯。
Bunun üzerine, İkşidler emirinin ikazına rağmen, Tüzün ile görüşmeye geçti.そこで一行を狙ったとみられる,爆竹を使ったイタズラ騒ぎが起こった。
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.平安時代は、大庭御厨の一部で伊勢神宮の荘園であった。
Meke Tuzlası bu ilçede yer almaktadır.スリーフット・ビルディングがこの動きの中心にある。
Oğrun tuzağ uzattı.嫡子が後継した。
Denizlere yakın olan su kaynakları bir miktar tuzlu olur.ちなみに海水を引いた「親水池」などもある。
Doğal bir limana sahip şehirde başlıca ihraç edilen ürünler, kahve, pamuk, şeker, elmas, demir ve tuzdur.ルアンダにはすばらしい天然の港があり、主要な輸出品目にはコーヒー、綿、砂糖、ダイヤモンド、鉄、塩がある。
Kardeşleri ona bir tuzak hazırlayarak hapse tıktılar.昔罠に嵌められたことで、刑務所に服役していた。
MÖ yaklaşık 5600- Karadeniz Tufanı teorisine göre, Karadeniz tuzlu su ile doluyordu.ただし6,500㎡ほどの面積の長方形のもので、レフトにあたる部分は土のままであった。
Bu tuzlanmadan dolayı birçok balık türlerinin nesli tükenmiştir.この排水のために魚が棲まなくなった水流がある。
1939 yılında değişen tüzük ile kurum ismini Türk Yüksek Mimarlar Birliği olarak değiştirmiştir.1939年9月にエジプト機動師団が改編・改称され、エジプト装甲師団となった。
Mayın çıkartılmaya karşı tuzaklama düzeneğine sahiptir.地雷除去のためのチャリティオークションを開催している。
Sodyum klorürü (sofra tuzu) düşünün.ソーディアン・クレメンテの使い手。
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.一部に淡水魚・汽水魚も含む。
Tuzları çeşitli şekilde sınıflandırmak mümkündür.ろうそくはさまざまに分類可能である。
Tuzak Kareleri: Bir taş tuzak karesine girer girmez oyundan alınır.罠に侵入した駒は、罠にかかったとみなされゲームから除外される。
Tuz Mağarası son yıllarda dünyadaki diğer örnekleri gibi turizme kazandırılmaya çalışılmaktadır.近年、観光の目玉としてツリーハウスが各地で作られるようになってきている。
Bu tuzlar oldukça kuvvetli yükseltgen maddelerdir.これらの塩の固体は、非常に高い格子エネルギーをもつ。
Yapılış maksadı avlanmak olan ağ, bir nevi tuzaktır.牛追いを襲う牛泥棒は深刻な犯罪であった。
Nakarat kısmı "Dokunmayın, tuz basmayın yarasına.座右の銘は「顔はやめな、ボディにしな。
Sayılan baharatlar ve tuz eklenir.砂糖と塩も加えられる。
Tekel tuz tesislerinin hemen yakınındadır.製法は塩辛に近い。
Böylece Pers Müfrezesi kendiliğinden bir tuzağa düşmüş olacaktı.しかしこの訓練キャンプ自体が罠であった。
Askerleri bir tuzak veya düşmana karşı uyarır.波動は敵を貫通し、敵の攻撃や一部トラップをかき消す。
Çoğunlukla tadı tuzludur.多くは塩のみの味付けが多い。
Tuzlu olmasına rağmen ısırılırken gıcırtılı sesler çıkarır.オスは腹を激しく縦に振りながら大きな声で鳴く。
Burada tuzu pahalı yapan onu elde ediliş şeklinin dışında onun nakliyesi ve ticaretinden kaynaklanmaktaydı.業者出荷以外には、自家用、直売所用に生産されるのみである。
Amonyum tuzu oluşmasıyla.アミノ酸専用。
UTMA-3 fünyesi dışında örneğin UPROM-1 tipi tuzaklama teli ile kullanılabilen fünyelerde takılabilmektedir.タイプ1・3ともに、AXGPサービス利用可能なものを含む。
Akademinin amacı, ucuz olan tuzdan, pahalı olan sodyum karbonat elde etmekti.フランス学士院は安価な塩化ナトリウムから需要の多い炭酸ナトリウムを製造することを推進したかった。
Şu anda, Hazar'ın ortalama tuzluluğu Dünya'nın okyanusların üçte birdir 1/3 kadardır.火星の表面重力は地球の1/3にすぎない。
Bazı yerlerde kaya tuzu oldukça fazladır.また、北部は石灰岩の地形が多い。
Elias Lönnrot'un Kalevala yorumuna göre, havadan un, tuz, ve altın üreten bir değirmendir.カレワラでのエリアス・リョンロートの解釈によると、それは何もない所から小麦粉と塩と金を作る機械であった。
Yaşlı adam küçük tilkiyi tuzaktan kurtardı.その老人は子ギツネをわなから放してやった。
Lütfen bana tuzu ve karabiberi verir misin?すみませんが塩と胡椒をこちらに回して下さい。