Ana içeriğe geç
Sözlük

tuz ile cümle

tuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Tuzu ayarlanır.Sutvarkytos šuoliaduobės.
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.Jai pagerbti būdavo daromas alus ir kepama duona.
Tuz tepkimenin diğer bir ürünüdür.Kitas taikymas – atgimimo ciklai.
Sodyum klorürü (sofra tuzu) düşünün.Pelkinė dygutė (Calliergonella cuspidata) Gentis.
Tuz oranı gölün her yerinde aynı değildir.Šis ežeras ne toks kaip Vakarų ežerai.
Atabeg rütbesine sahip Selçuklu komutanı da tuzaktan kurtulmak için savaşırken öldürülmüştür.Vadas Tamasese buvo nušautas į nugarą kai bandė nuraminti minią.
Bununla birlikte, Arktik Okyanusu'ndan daha sıcak ve daha tuzludur.Pietinė dalis yra sausesnė ir karštesnė negu šiaurinė.
Katı arendiazonyum tuzları sadmeyle veya ısınmayla patlayabilirler.Grūdai gali būti traiškomi sausi arba apdoroti karštais garais.
Ayrıca tuzlu göllerin kıyılarında da görülebilir.Jos taip pat aplanko pakrantėse esančius gėlavandenius ežerus.
Gümüş nitrat (AgNO3): En önemli gümüş tuzudur.Hõbe reageerib hästi lämmastikhappega (HNO3), moodustub tähtsaim hõbedasool hõbenitraat (AgNO3).
Göldeki tuz birikmesi çeşitli faktörlere bağlı bulunmaktadır.Merevee soolsus sõltub mitmest tegurist.
Tuzlu veya tuzsuz olarak üretilebilir.Valmistatakse kas soolaga või ilma.
Fakat burada tuzağa düşürülürler.Nad olid lõksu veetud.
Çoğunlukla tadı tuzludur.Maitselt enamasti magusad.
Üzerine tuz atılır.Konksu külge pannakse sööt.
Bu yüzden İngilizcede adları tuzak kapılı örümcekler (trapdoor spider) adıyla anılırlar.Inglise keeles kutsutakse neid "Sassis võrguga ämblikud" (Tangle web spider).
Bir tuz gölü de bulunur.Seal on ka Järve järv.
Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır.Soe toit vähendab isu.
Tuzluluk oranı %1,2'dir.Kaspia mere soolsus on 1,2%.
İyotsuz tuz yemek gerekir.Saialill kõlbab ka süüa.
Büyük TuzakSuur väin
"Mayınlı tuzak: 2 asker şehit".2 Vabadussõjas: Soomusronglaste mälestused.
Suda yüksek oranda çözünen, beyaz kristallere sahip bir tuzdur,.See on vees lahustuv valge kristalne aine.
Örnekler parçacık ışınları, Penning tuzağındaki bir elektron bulutu ve pozitron plazmalardır.Taolise plasma näideteks on osakeste kiired, elektronpilv Penningi lõksus ja positronplasmad.
Zamanının en usta avcısı haline geldi ve düşmanların tuzaklarına yakalanmama işinde daha da ustalaştı.Ta oli oma aja kõige suurem realist ja sellist suhtumist õpetas ta ka oma kadettidele.
Salar de Atacama, Şili'deki en büyük tuz gölü.Seal on ka Tšiili suurim soolajärv, Salar de Atacama järv.
Deniz suyunda ses hızı 1,500 m/s civarında olmakla birlikte sıcaklık, tuzluluk ve basınç ile değişir.Helikiirus merevees on 1500 m/s ning see sõltub vee temperatuurist ja rõhust.
Daha sonra mantarı yemeye hazırlamak için mantar önce bol suya bırakılarak tuzunun alınması gereklidir.Ahjus jootmiseks on vaja samuti trükkpaat eelnevalt ette valmistada.
Ölümcül tuzak Vampir!"Mõrvavägede veretöö Merikülas.
Tuzlu olmasına rağmen ısırılırken gıcırtılı sesler çıkarır.Pikeerides toob ta kuuldavale valje kriiskeid.
Yenilgi Tuzağı, Ütopya Yayınevi, Haziran 2001.Illuka Valla Sõnumilaegas, juuli 2001.
Usolye-Sibirskoye ilk olarak 1669 yılında bir tuz madeni olarak kurulmuştur.Ussolje-Sibirskoje on asutatud 1669. aastal.
Bu tuzak onları boğmaktır.Saussure katkestas need traditsioonid.
Sonunda tuzak sokağını karşısına gelirler ve içeri girerler.Tänav saab alguse Puiestee tänavalt ja kulgeb kirdesse.
Çöl'de Tuz gölleri vardır.Kõrbes on palju soolakuid.
Tuz Gölü'nün her iki tarafı kumullarla sınırlandırılır.Mõlemad järve veetase on reguleeritud Killaste järve paisuga.
Tatlı veya tuzlu olabilir.Tainapõhi võib olla nii soolane kui ka magus.
Egenin tuzlu suları çocuk sesleriyle dolmuş.Lapiti on säilinud üksikud kuivendusmõjudega madalsoosiilud.
Koridorlara tuzaklar kurar, öğrencilere eşyalar atar.Andmaks näpunäiteid, jagati õpilastele õppematerjalid.
Buharlaşma olduğunda kalan su, tuzları çoğaltır.Nõgudesse jäänud vee aurumise järel soolad kontsentreeruvad.
Tuz otel, tamamen tuzdan yapılmıştır.Osa hotelle on ehitatud üleni soolaplokkidest.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.(9:17) Познан был Господь по суду, который Он совершил; нечестивый уловлен делами рук своих.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Besülyedtek a pogányok a verembe, a melyet ástak; a hálóban, a melyet elrejtettek, megakadt a lábok.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.De tegenstanders zijn in de kuil gevallen, die zij voor anderen groeven. In hun eigen val gelopen!
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Domnul Se arată, face dreptate, şi prinde pe cel rău în lucrul mînilor lui. (Joc de instrumente. Oprire.)
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Ðức Giê-hô-va thi hành sự đoán xét mà tỏ mình Ngài ra; Kẻ ác bị công việc tay mình làm trở vấn lấy.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Ðức_Giê - hô-va thi_hành sự đoán xét mà tỏ mình Ngài ra ; Kẻ ác bị công_việc tay mình làm trở vấn lấy .
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Hedningarna hava sjunkit ned i den grav som de grävde; i det nät som de lade ut har deras fot blivit fångad.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Hedningene er sunket i den grav de gravde; deres fot er fanget i det garn de skjulte.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.HERREN blev åbenbar, holdt Dom, den gudløse hildedes i sine Hænders Gerning. - Higgajon Sela.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.여호와께서 자기를 알게 하사 심판을 행하셨음이여 악인은 그 손으로 행한 일에 스스로 얽혔도다(힉가욘.셀라)
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.O Senhor deu-se a conhecer, executou o juízo; enlaçado ficou o ímpio nos seus próprios feitos.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Pakanat ovat vajonneet kaivamaansa hautaan; heidän jalkansa takertui verkkoon, jonka he virittivät.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Pohania sa pohrúžili do jamy, ktorú urobili, a ich noha sa lapila do siete, ktorú ukryli.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Pohříženiť jsou národové v jámě, kterouž udělali; v osídle, kteréž polékli, uvázla noha jejich.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Sprofondano i popoli nella fossa che hanno scavata, nella rete che hanno teso si impiglia il loro piede
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.Zanurzeni są poganie w dole, który uczynili; w sieci, którą skrycie zastawili, uwięzła noga ich.
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.נודע יהוה משפט עשה בפעל כפיו נוקש רשע הגיון סלה׃
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.‎معروف هو الرب. قضاء امضى. الشرير يعلق بعمل يديه. ضرب الاوتار. سلاه
Adil yargılarıyla RAB kendini gösterdi, Kötüler kendi kurdukları tuzağa düştü. _iHigayon _isela terimi.耶 和 華 已 將 自 己 顯 明 了 、 他 已 施 行 審 判 . 惡 人 被 自 己 手 所 作 的 纏 住 了 。 〔 或 作 他 叫 惡 人 被 自 己 手 所 作 的 累 住 了 〕 〔 細 拉
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod