tuz ile cümle
tuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Amonyum tuzu oluşmasıyla.Fremstilling af aluminiumoxyd.
Bazlarla tepkimeye girdiklerinde tuz ve su oluştururlar.Under neutraliseringen bliver der dannet salt og vand.
Kürklü hayvanları, kürklerine zarar vermeden yakalamak için çelik tuzak kullanılır.Bolaer anvendes til at fange dyr ved at vikle sig om deres ben.
Duygusal Tuzaklar, 2006.Politisch-psychologischer Versuch, 2006.
Tuzlu peynir tüketimi hipertansiyon hastalarında risk oluşturabilir.Mistanken kan styrkes hvis patienten har rejst i risikoområder.
1 kilo un ve 50 gram tuz, yarım litre su ile hamur yoğrulur.Dvs. at i et kg vand er der 35 gram salt.
Bu renksiz tuz çoğu araba hava yastığı sisteminde kullanılan gaz oluşturucusudur.Dette farveløse salt bliver brugt som det gasdannende komponent i mange airbags til biler.
Bu yöntemde elde edilen ham tuz ilk etapta öğütülür.De data man indsamlede ved dette spring, blev benyttet i forberedelsen af det tredje.
Buna göre son ölüm olayı akademinin yerel halk arasında sevilmemesine tuz biber olmuştur.Amtsovertagelsen galdt dog ikke skolen ved Sorø Akademi, der nu er landets eneste tilbageværende statsskole.
Salar de Uyuni, 10.582 km² alanıyla Dünya'nın en büyük tuz göllerinden biri.Salar de Uyuni er verdens største saltslette med en overflade på 10.582 km².
Çünkü bu bir tuzak olabilir.Måske er det blot en skrøne.
Daha sonra okunmuş tuz, hasta tarafından yenirdi.Hun leste vers over saltet, som etterpå ble spist av pasienten.
Kasaba, Grote Baai (Büyük Koy) ve Great Salt Pond (Büyük Tuz Göleti) arasındaki dar alanda konumlanmıştır.Byen ble anlagt på en smal landtunge mellom Great Salt Pond og Great Bay.
1830 yılında Salzgitter tuz su havuzu kurulmuştur.I 1830 ble det opprettet et saltbad i Salzgitter.
Şimdi ise tuzak kameralar kullanılmakta.Selv i dag er brukte kameraer etterspurt.
Bu tür akışkanların örnekleri plazmalar, sıvı metalleri, ve tuzlu su içerir.Eksempler av slike væsker inkluderer plasma, flytende metaller og salter løst i vann.
Gerontius, Constantinus'u Arles'te tuzağa düşürdü ve şehri kuşattı.Gerontius fanget Konstantin inne i Arles, og beleiret ham.
Son olarak biraz daha tuz ve karabiber eklenir.Til slutt tilsettes litt sukker og sesamolje.
Çözünmüş ve çözünmemiş tuz arasındaki dengeyi tanımlar.Den beskriver likevekten mellom oppløst salt og uoppløst salt.
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.I mange tilfeller har saltsjøer høyere konsentrasjon av salt enn havvann.
Tuzlu ve alkali topraklara dayanıklıdır.Den tåler alkalisk og saltholdig jord.
İçerdiği tuz konsantrasyonu 17-20 g/litre.De fleste årene tas det imidlertid laks på 17 – 18 kg.
"Mayınlı tuzak: 2 asker şehit".Skjoldholdere: to hvide losser».
Hafif tuzlu suda biraz bekletilir.Saltet er lett løselig i vann.
Tüm tuzlarda diğer mineraller nedeniyle belirli bir metal tadına ek olarak umami tadı ortaya çıkmıştır.Alle disse saltene smakte umami i tillegg til en metallisk smak fra de andre mineralene i saltet.
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.I nedre del av elva (nedstrøms Store Skillingen) er det påvist elvemusling.
Predacon kalıntıyı alır ama Miko tuzağa düşer.Aki sto bak debutfilmenes manus, men Mika satt i registolen.
Yaylı Tuzak ona etki etmez.Grafikkytelse er ikke påvirket.
Daha sonra tuz oranı yüksek salamuraya alınırlar.Loftet er derfor i ettertid blitt hetende Solli-loftet.
EPSA tüzüğüne göre, EPSA'daki en yüksek karar alma organı genel kurullardır (General Assembly).Ut fra kommunistpartiets retningslinjer er politbyrået det høyeste beslutningsorganet i IKP (maoistene).
Bazen taze olarak satıldıkları görülse de çoğu zaman tuzlanmış olanlar satılırdı.Dette ble noen ganger solgt ferskt, men stort sett ble sjømaten saltet.
Wieliczka Tuz Madeni'nin en önemli özelliği dünyanın en eski tuz madenlerinden biri olmasıdır.Saltgruven Wieliczka (polsk Kopalnia soli Wieliczka) er en av verdens eldste og mest kjente saltgruver.
Bu tuzak bugünkü oyuncular tarafından çok iyi bilinmektedir.Dette var en funksjon som var veldig mye etterspurt av spillere.
Bu, tuzağın etkisini bir hayli arttırmıştır.Dette medførte en stor oppblomstring av kaperfarten.
Her iki tarafı da tuzlanır.Begge er imidlertid salte.
Çok daha eskiden ise bu alanda tuz üretiliyordu.Det har tidligere vært tømmerfløting i området.
Gölün dışarıya akışı yoktur, bu nedenle suları tuzludur.Innsjøen har ikke avløp, og vannet er litt salt.
Lisbet'in yöntemlerinden biri, eski bir halk geleneği olan "tuzda okuma" idi.En av metodene hennes var å «lese i salt», som var en gammel folketradisjon.
Bu tuzlar, ve formundadır.De er hodeløse og pølseformede.
Rus Halk Birliği'nin tüzüğü 1906 yılında kabul edildi.Russland sluttet seg til samarbeidet i 1906.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Det er dette eventet som er opphavet til slik det kjennes i dag.
Eskiden tuz at ve eşek arabaları ile çıkarılıyordu.Tidligere brukte man hest og sleperive.
Dünyanın her yerinde rastlanabilen sofra tuzu tarih boyunca önemli bir ihtiyaç ve ticaret maddesi olmuştur.Kommunikasjon har til alle tider vært en sentral og nødvendig del av tilværelsen.
Yönetim kurulu en az bir gerçek ya da tüzel kişiden oluşur.Han var medlem av domkapitlet og dommer i mindre eller enkle geistlige saker.
Günlük 60 ton tuz üretilmektedir.Det samles inn 92 tonn søppel daglig.
Yüzey akıntısı ise ters yönde ve daha az tuzlu sudur.Båtene er uegnet på grunt vann og i islagte farvann.
Kent ancak 1921'de tüzel kimlik kazandı.Brannvesenet fikk først bilambulanser i 1921.
Bakanlıkların ayrı tüzel kişiliği yoktur.For øvrig har ikke slekten noen slående kjennetegn.
Daha sonra içine bir miktar tuz katıp harmanlanır.Pada hari itu mereka akan makan makanan panas sampai mengeluarkan banyak keringat.
Şarap veya tuz içeriğinin etkisi üzerinde hiçbir zaman çalışma yapılmamıştır.Efek anggur atau kandungan garam tidak pernah dipelajari.
Moskova Hükümeti tüzel kişiliğe sahiptir.Pemerintah Moskwa memiliki kepribadian hukum.
Aksi takdirde ona tuzak kuracaklarını söyler.Bila tidak, dia akan mengejar kecoak.
Savaştan kaçınmak için deli taklidi yapar ve tarlasına tuz eker.Supaya dapat menghindari perang, dia berpura-pura gila dan menaburi ladangnya dengan garam.
Tuz, bir asit ve bazın reaksiyonuyla oluşur.Garam terbentuk dari hasil reaksi asam dan basa.
Tuzları ve esterleri fumaratlar olarak bilinir.Garam dan ester asam fumarat dikenal sebagai fumarat.
Tuzlu bataklıklarda yaşar.Hidup di lumpur air asin.
Örneğin, bir seferde 10 aylık bir süreçte tek bir elektronun tutmakta Penning tuzağı kullanıldı.Dalam satu percobaan, perangkap Penning dapat memerangkap satu elektron tunggal dalam periode waktu 10 bulan.
Penning tuzakları dünya çapında birçok laboratuvarda kullanılmaktadır.Pembakar Bunsen saat ini digunakan di laboratorium di seluruh dunia.
Tuzunu ayarlayıp et suyu ilavesi ile pişirin.Daun dapat pula menebal dan berfungsi sebagai penyimpn air.
Bölgede natron tuzu içeren sekiz adet alkali göl bulunmaktadır.Nama ini mengacu pada kehadiran delapan danau di wilayah yang menghasilkan garam natron.