En üste tuz gelmelidir.Cele mai întâlnite sunt cele cu sare.
1971 yılından beri kurumuş olan Lop Nur tuz gölünden geriye kalan bölgedir.Deșertul sărat se află într-o depresiune, care până în anul 1971 era un lac sărat.
Göl suyu oldukça tuzludur ve pH değeri 5,8 ile 6,0 arasındadır.Apa lacului Dracșani are un caracter slab alcalin, având un pH care variază între 7,8 – 8,6.
Gaskonya çok faydalı olan tuz ve şarap üretiyordu.Acestea dădeau un vin foarte bun și sănătos.
Tuzlu su Sebze Turşu OsmozGlucide Glucoză Miere Vitamină Zahăr
Suyu tuzludur.Apa văii este sărată.
Karboksilik asitlerin tuz ve anyonlarına karboksilat denir.Sărurile acidului sunt numite carbonați.
Bazı tuz madenlerden gelir, bazısı sudan.O parte din sare provine din mine, alta din apă.
Ölümcül tuzak Vampir!Halálos csapda Vampire!
Çünkü bu bir tuzak olabilir.Ez csapda is lehet.
Biraz tuz ilave edilir.Ideadnád a sót?
Her yanı tuzlu."Huzat mindenütt.”
Bu bir tuzaktı.Ez csapda.
Tuzla Belediyesi.Tuzla Önkormányzata. .
Alkali metal tuzları suda çözünebilir.Az alkálifém-szulfátok vízben oldhatók.
Tuzlu su balıkları ise su içerler.A sós vizet is megissza.
Tuzak kurma da avcılık yöntemlerinden biridir.A lesvadászat az egyéni vadászati módok közé tartozik.
Jack, kendilerine kurulan tuzağı bildiğini Michael'a sözler.Jack rájött, hogy Michael csapdába akarja őket csalni.
Deniz akvaryumlarında refraktometre suyun tuzluluğunu ve özgül ağırlığını hesaplamak için kullanılmaktadır.A tengeri akvárium tartásában refraktométert használnak a víz sótartalmának és fajsúlyának mérésére.
Tam o sırada Charlie Danielle'nın tuzaklarından birine yakalanır ve boynuna bir ok saplanır.Útközben, Charlie belelép Danielle egyik csapdájába, és szikladarabok zúdulnak a fejére.
Gümüş nitrat (AgNO3): En önemli gümüş tuzudur.Oxosavakkal A legismertebb vegyülete az ezüst-nitrát (AgNO3).
Alice ve arkadaşları ölümcül bir tuzağa yakalanmışlardır.Lester és társa egy találatba belehalnak.
Şemamızda Gümüş, d5'deki filini kullanarak d6'daki altın atı c6 tuzak karesine düşürerek alabilir.Ha ezüst jönne, foglyul ejthetné a d6-os arany lovat, ha a c6-ra lökné a d5-ön álló elefántjával.
Gizli tuzak uzattı.Csapdát állítottam neked.
Tuz otel, tamamen tuzdan yapılmıştır.Az épület különlegessége, hogy teljes egészében cukorból készült.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Semmiféle mérgező hatása, és semmi tápértéke sincs.
Suyun tadı az tuzludur.A vizes oldatának sós íze van.
Kalsiyum format, Ca(HCOO)2, formik asitin kalsiyum tuzudur.A kalcium-formiát, Ca(HCOO)2, a hangyasav (HCOOH) kalciummal alkotott sója.
Sodyum format, HCOONa, formik asitin sodyum tuzudur.A nátrium-formiát, HCOONa, a hangyasav (HCOOH) nátriummal alkotott sója.
Berlam (Merluccius merluccius), Merluccius cinsinden, yenilebilen bir tuzlu su balığıdır.Az európai hekk (Merluccius merluccius) tengeri ragadozó hal.
Suyu tuzludur.A vize igen sós.
Kuşatma, 452.700 kişiyi, 2.642 top ve havanı, 64 tankı tuzağa düşürmüştü.A bekerítés után a gyűrűben rekedt létszám 452 700 főt, 2642 löveget, 64 harckocsit tett ki.
Egenin tuzlu suları çocuk sesleriyle dolmuş.A gyermekmedence feszített víztükrű.
Sodyum tuzlarının özellikleri.A szilikátüvegek tulajdonságai.
Yalnız tuz yatakları önemlidir.A Kárpát-medence fontos telelőhelyük.
Pişme sırasında tuzu yetirilir.Disznótor alkalmával készítik.
Genel olarak kanatlılar ve domuzlar tuz toksikasyonuna karşı daha duyarlıdır.Példák: A méz egészségesebb, mint a cukor.
Erişim tarihi: 8 Şubat 2014. ^ İpek Tuzcuoğlu Kimdir?Balkon, 2000. július 8. Ki fél a kövér szerdáktól?
Duygusal Tuzaklar, 2006.Fizikai Szemle, 2006.
Topraklarda tuzluluğa sebep olurlar.Határában sós források fakadnak.
Tuzak, bir canlıyı yakalmak için kurulan hile, kapan anlamına gelen gelime.A vasmacska, a megváltás jelképe, a léleké, amelyik az örökkévalóság révébe ér.
Çok daha eskiden ise bu alanda tuz üretiliyordu.Már az ókorban is sót bányásztak ezen a helyen.
(Mesela kumve tuz yerine tum ve kuz demek gibi).(Lásd például Narám-Szín sztéléje, akkád felirattal.)
Mahone, kamyoneti izlerken, Michael bunun bir tuzak olduğunu anlar.Mahone annak ellenére beszáll, hogy tudja, hogy Michael a nyomukban van.
Bir tuz gölü de bulunur.Közelében egy sós tó is található.
Bir bölümde Afacanları bir tuzağa doğru kandırarak sürüklemiştir.Persze csak papíron, hogy az ügyvédeket becsaphassa.
Yüzey akıntısı ise ters yönde ve daha az tuzlu sudur.A rostély vízszintes kivitelű és valamivel kisebb felületű lett.
Her iki tarafı da tuzlanır.Mindkét oldaluk kopasz.
Bunun için kolunu keserek tuz basar.Ebbe teszi bele a viselője a csonkját.
Tuzlama işleminin bir sebebi de ekmeği koruyarak, tazeliğini uzun süre muhafaza etmesini sağlamaktır.Éjszakai életmódja miatt érdemes olyan étellel etetni, amely sokáig megőrzi állagát.
Tuzlama kullanılmaz.Zuhanyt nem használnak.
Galerilerde tuzdan yapılmış heykeller sergilenmektedir.Üveggyárában festett üvegedényeket készítenek.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Mint mondta, ez a csóróság a hőskorra emlékezteti.
Valle de la Luna 'nın bazı yerleri tuz arz eder.Találó másik neve, a Hold völgye, Valle de la Luna.
Geniş bir su toplama havzasına sahip olan Havran Çayı, Tuzla yakınlarından Edremit Körfezi’ne dökülür.A vízfolyása a Jósvafő közelében fekvő Nagy Tohonya-forrást táplálja.
Tuz tabakası az da olsa bulunur.Nedvében elég sok a cukor.
Türkiye'nin 100 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak kapasitededir.A görög konyhára hatással volt a több száz éves török uralom.
Lütfen bana tuz ve biber ver.Ideadná kérem a sót és a borsot?
Bu yiyecek çok tuzlu.Ez az étel túl sós.
Bu özellikle kuru iklimlerdeki tuz gölleri için geçerlidir.Tämä pätee erityisesti suolajätvoom kuivilla ilmastoalueilla.