tuz ile cümle
tuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Emir Tüzün Musul üzerine bir sefere çıktı.Hierbij sloeg het vuur over naar de molen.
Yüzey akıntısı ise ters yönde ve daha az tuzlu sudur.Het zeewater wordt in afgesloten en ondiepe zoutpannen gepompt.
Bunun yanında mayın üzerinde tuzaklama amaçlı aygıtlar bulunmaktadır.Verder staan er op het terrein kleinere gebouwen voor meetinstrumenten.
Rick'in planı ise onları toplayıp tuzağa sürüklemek.Rick biedt daarom aan haar te brengen en weer op te halen.
Düzenbazlar ayrıca zehirleri ve tuzakları kullanmakta da ustadır.Sorcerers hebben ook strikte regels wat betreft wapens en bepantsering.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Door deze gaten zien wij dat vuur, en dat is feitelijk hetgeen wij onze hemellichamen noemen.
Göl, tuzlu olmasına rağmen kış boyunca tamamen donmaktadır.Ondanks het zoute water is het meer in de winter dichtgevroren.
Aksi halde, turşu ya yenemeyecek kadar tuzlu ya da az tuzlu olur.Daarom mogen sommige mensen geen of weinig zout gebruiken.
Bana tuzu uzat, lütfen.Geef me het zout door, alstublieft.
Bu çorbada çok fazla tuz var.Er is te veel zout in die soep.
Bu su biraz tuzludur.Dit water is een beetje zoutig.
İşin bittiğinde tuzu bana verebilir misin?Zou je me het zout kunnen geven wanneer je klaar bent?
Bana tuzu ver, lütfen.Geef me het zout door, alstublieft.
Onun tuzu kuru.Hij heeft zijn schaapjes op het droge.
O çorbada çok fazla tuz var.Er is te veel zout in die soep.
Tadı tuzu yok.Er is geen smaak of kraak aan.
Deniz suyu tuz içerir.Zeewater bevat zout.
Th-232/U-233, erimiş tuz reaktörlerine (MSR) en uygunudur.Natomiast cykl Th-232/U-233 jest najodpowiedniejszy dla reaktorów ciekłosolnych.
Tuz karışımını temizlemek için çeşitli kimyasal ayırma yöntemleri önerilmiştir.Zaproponowanych zostało kilka metod separacji chemicznej w celu oczyszczania mieszaniny soli.
SDEWES Merkezi Tüzüğüne göre, üyelik eşit şartlarda herkese açıktır.Zgodnie ze statutem Centrum SDEWES, każda osoba może ubiegać się o członkostwo na tych samych warunkach.
Bunlar suda çözündükleri zaman kendini meydana getiren tuzların iyonlarına ayrışmazlar.Dochodząc do węzła nie rozwidlają się one, co odróżnia je od kalamitów.
Dolayısıyla, yaklaşık 1000 °C'lik bir sıcaklık, FLiBe taşıyıcı tuzunun çoğunu geri kazanmak için yeterlidir.Dzięki temu temperatura 1000 °C wystarcza, aby odzyskać większą część soli nośnych FLiBe.
Makale şöyle başlıyordu: "Deoksiribo Nükleik Asit tuzu için bir yapı önermek isteriz..."Artykuł otwiera zdanie: Pragniemy zaproponować pewną strukturę soli kwasu deoksyrybonukleinowego (DNA).
Birçok sığ ve sık sık tuzlu göller vardır.Występują tam liczne słone, często zupełnie wyschnięte jeziora.
Tuzak kurma da avcılık yöntemlerinden biridir.Polowanie na czatach − jeden ze sposobów polowania.
Bunun üzerine, İkşidler emirinin ikazına rağmen, Tüzün ile görüşmeye geçti.Kiedy oddział osiągnął cel, na polanie – opodal ogniska – zobaczyli Piłsudskiego.
Güçlü Lewis asitleri ile reaksiyona girerek KrF+ ve Kr2F3+ katyon tuzlarını oluşturur.Reaguje z mocnymi kwasami Lewisa, dając kationy KrF+ i Kr 2F+ 3.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Nie ma w nim żadnych sztucznych domieszek ani konserwantów.
Büyük TuzakWiercień Duży
Bunlar tatlı su, tuzlu su (Deniz akvaryumu olarak bilinir) ve acı su akvaryumudur.Woda w jeziorze jest miękka (braku soli wapnia), o zabarwieniu brunatnym.
Antikora bağlı protein ise daha sonradan pH veya tuzluluk değişikliği ile reçine yüzeyinden akıtılabilir.Pożądane białka są następnie wymywane przez dodatek nadmiaru ligandu bądź przez zmianę stężenia soli lub pH.
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler.Postanowili dokonać tego podstępem.
Un, su ve tuzla yapılan hamurun yağda kızartılması ile yapılırlar.Na Polankach powstało ujęcie wody zaopatrujące Wrzeszcz i Oliwę.
İkincil tuz, daha sonra ısısını bir buhar türbinine veya kapalı çevrimli gaz türbinine aktarır.Sole obiegu wtórnego oddają następnie ciepło do turbiny parowej lub turbiny gazowej o cyklu zamkniętym.
ORNL'de, iki öntür erimiş tuz reaktörü başarıyla tasarlanmış, inşa edilmiş ve işletilmiştir.Zaprojektowano tam, skonstruowano i eksploatowano z powodzeniem dwa prototypowe reaktory na ciekłych solach.
Alkali metal tuzları suda çözünebilir.Sole metali alkalicznych dobrze rozpuszczają się w wodzie.
Adada, Paşalimanı, Poyrazlı, Harmanlı, Balıklı ve Tuzla isimli beş köy bulunmaktadır.Na wyspie jest 5 osiedli ludzkich: Paşalimanı, Poyrazlı, Harmanlı, Balıklı i Tuzla.
Bir Ewok tuzağına yakalanırlar.Złapała go pajęczyca Szeloba.
Fakat burada tuzağa düşürülürler.Zostają tam uwięzieni.
Bu bir tuzaktı.To była zasadzka.
Gerekli mineralleri almak için doğal tuz da arar.Często szuka soli naturalnych, aby zaspokoić swoje potrzeby na podstawowe minerały.
Az ölçüde tuz da eklenebilir.Można do niego dodać niewielką ilość soli.
Tuzlu topraklardan kaçınır.Odporna na zasolenie gleby.
Adını Eski Mısır'da mumyalama işlemi sırasında da kullanılan natron tuzundan almıştır.Używany był w starożytnym Egipcie do mumifikacji zwłok.
Alice ve arkadaşları ölümcül bir tuzağa yakalanmışlardır.Tilda i jej koledzy znajdują się w śmiertelnym niebezpieczeństwie.
Tuzlarının çözeltileri mavi floresans gösterir.Roztwory pirenu wykazują niebieską fluorescensję.
Bu tuzu suya dök ve yarın bana getir."Dajcie pączka na widelec, Bo już jutro jest popielec.
Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır.Kiedy sól traci smak.
Doraemon, Dorayaki'ye bağımlı olmuştur ve Nobita'nın tuzaklarına kolayca kanar.Doraemon jest uzależniony od dorayaki i wpada w każdą pułapkę z nimi związaną.
Topluluk tüzükleri genel kapsamlıdır.Lufy armat uniwersalnych kal.
Tuzlu Gölündeki Merkez Binası Kİ'yi çıkarıyor.Uchodzi do wysychającego słonego jeziora Telyköl.
Bir LFTR'de, toryum ve uranyum-233, taşıyıcı tuzlar içinde eritilerek sıvı bir yakıt oluştururlar.Tor i uran-233 w reaktorze LFTR rozpuszczone są w solach nośnych, tworząc płynną postać paliwa.
Bu noktada tuzağın alıcı şişeye boşaltılması gerekir.W miejscu zwężania się butelki umieszczona jest etykieta.
Sodyum klorürü (sofra tuzu) düşünün.Glutaminian sodu (ang.).
Üzerine tuz atılır.Podawany na słono.
Egenin tuzlu suları çocuk sesleriyle dolmuş.Utwory solowe na głos dziecięcy.
Tuz konsantrasyonu: Çoğu enzim çok yüksek tuz konsatrasyonuna dayanamaz.Większość szczepów jest odporna na wysokie stężenie etanolu.
İçinde bulunan tuz gölü, dünyanın en düz alanlarından biri olarak kabul görür.Woda wewnątrz jeziora jest jedną z najczystszych na świecie.
Ama siyasi istikrarsızlık tüzüğün İspanya hükümeti tarafından tasdik edilmesini geciktirmiştir.Brak środków finansowych sparaliżował rząd hiszpański.
Şehir ayrıca zeytin ve tuzu ile de bilinmektedir.Miasto znane jest również z hodowli drzew oliwkowych i produkcji oliwy z oliwek.