Göç eden balıklar şu şekilde sınıflandırılabilir: Tuzlu sular ve tatlı sular arasında göç eden balıklardır.Vandringen klassificeras enligt följande: Diadrom – fiskart som vandrar mellan saltvatten och sötvatten.
Vagus siniri, tuzlu çözeltiye bir şey ekliyordu.Sidfläsket rimmas genom att en saltlake injiceras.
Manatiler hem tatlı hem tuzlu suda yaşarlar.Storskraken vistas vid både sött och salt vatten.
Ortalama tuz oranı %0,13'tür.Den vattentäckta ytan uppgår till 0,31%.
Bir miktar kavrulduktan sonra az tuz ilave edilir.Efter lagring tillkommer en viss smörighet.
Kabuklar kaynatılır veya buğulanır ve tuz ile servis edilebilir.De kan ätas som de är eller blandas i sallader.
Biraz tuz ilave edilir.Slutligen tillsätts en aning salt.
İbiza'da çok eskiden beri deniz tuzu elde edilir.Laxfisket har sannolikt varit viktigt sedan lång tid tillbaka.
Karboksilik asitlerin tuz ve anyonlarına karboksilat denir.Salter och anjoner av karboxylsyror kallas karboxylater.
Tuzu çıkınca küçük parçalar halinde doğranır.När det är klart faller övriga bitar på plats.
Çöl'de Tuz gölleri vardır.I öknen finns några saltsjöar.
Yapılış maksadı avlanmak olan ağ, bir nevi tuzaktır.Det trekantiga fångstnätet fungerar som en fälla.
Kazılıkları tuzağa düşürmek çok zordur.Men den är svår att få att häcka.
Tuzak kurma da avcılık yöntemlerinden biridir.En annan jaktform är klappjakt.
Duygusal Tuzaklar, 2006.Nya Doxa, 2006.
Bunun yanında yağ, tuz, sirke, karabiber ve kimi zaman kırmızı dolma biber eklenir.Strimlad vitkål, olja, vinäger, salt och svartpeppar är vanliga ingredienser och även röd paprika.
Başlığın diğer anlamları için Tuzla sayfasına bakınız.För andra betydelser, se Tuzla.
Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı."Натомість фараон зважав на вплив верховного жерця.
Bu bir tuzaktı.Це була пастка.
Penning tuzakları dünya çapında birçok laboratuvarda kullanılmaktadır.Пастки Пеннінга працюють у багатьох лабораторіях світу.
Tatlı veya tuzlu olabilir.Може бути солодким або солоним.
Diğerleri çok soğuk ortamlarda, veya aşırı tuzlu, asit veya alkali ortamlarda bulunurlar.Інших знайдено в дуже холодних середовищах або в надзвичайно солоній, кислій, або лужній воді.
Asitlerle tepkimeye girerek ise tuz oluştururlar.При реакції з кислотами утворюють солі.
Büyük TuzakВелика Скіфія
Ama tuzağa düşen Max olur.І тоді Макс вступає в сутичку.
Bu teoriyi destekleyen en önemli kanıt ise bölgede sülfat tuzlarının bulunmasıdır.Одним із фактів, що свідчать на користь цієї теорії, є наявність сульфатних солей у цій місцевості.
28 Eylül 2015'te Mars'ta sıvı halde tuzlu su bulunduğu açıklanmıştır.НАСА 28 вересня 2015 року оголосило що на Марсі в даний час існують сезонні потоки рідкої солоної води.
Bir tuz gölü de bulunur.Також є Озеро Кохання.
Bu durum "kukla değişken tuzağı" olarak adlandırılır.Таку ситуацію називають «грошовою пасткою».
Onu tuzağa düşürüp yakaladığını düşünür.Але потім він кається що заманив її в пастку.
Klor sanayide çoğunlukla doymuş tuz çözeltisinin elektrolizi yoluyla üretilir.Трапляється майже завжди в електролізі розтоплених солей.
Fakat burada tuzağa düşürülürler.Однак вони потрапили в пастку.
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.Кумам приносять у дарунок хліб і сіль.
Günlük 60 ton tuz üretilmektedir.Щороку виробляється 40 000 тонн морської солі.
Şaplar da çift tuzlar sınıfına girer.Групу сапропелітів також поділяють на два класи.
Hemen hemen sabit tuzluluk ve yavaş yavaş azalan sıcaklık ile derin tabaka oluşur.Глибокий шар із майже сталою солоністю і повільним зниженням температури.
Derin kaptaki karışımınıza tuz ekleyin ve 10 dakika boyunca yoğurun.Розстелити тісто на теплій поверхні й підсушити протягом 30 хвилин.
İçeri giren grup işaret verirse dışarıdaki grup bunun bir tuzak olduğunu anlayacak ve içeri girecektir.Побоюючись, що це пастка, група все ж вирушає туди.
Sodyum klorürü (sofra tuzu) düşünün.Гід по Автодромі Сочі (англ.)
20 dakika daha kadar kaynatılıp tuz eklenir.Обслуговування та продаж запчастин залишається ще на 20 років.
Tuzluluk oranı %1,2'dir.Щорічний приріст населення — 1,2 %.
Ethan'ı tuzağa düşürdüler.Антон відчував себе в пастці.
Adını Eski Mısır'da mumyalama işlemi sırasında da kullanılan natron tuzundan almıştır.Є відомості, що його використовували ще в Стародавньому Єгипті при муміфікації.
Ancak onu ölümcül bir tuzak beklemektedir.На ній є смертельна пастка.
İçine birazcık tuz atılır.Настеляли всередині приміщення соломи.
1971 yılından beri kurumuş olan Lop Nur tuz gölünden geriye kalan bölgedir.Отже, вода озера після 1971 р. є жорсткою для водопостачання .
Askerleri bir tuzak veya düşmana karşı uyarır.Призначення їх — висміяти суперника чи ворога.
Serbest asit halinde az, fakat sodyum tuzu halinde suda çok çözünür.Їй не вистачає впевненості на суші, але у воді вона відчуває себе набагато впевненіше.
Aslında sinyal, Jedilar'ı tam bir tuzağın içine gönderiyordu.Асей отримує повідомлення, що джедаї ввійшли до підземелля.
Kasaba bir telif hakkı tuzağı olarak planlanmıştır.Місту повернули право-привілей вільного віросповідання.
Annem salataya tuz eklemeyi unuttu.Мама забула посолити салат.
Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı."Po pohřbu faraona však toto schodiště bylo zničeno.
Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır."Bůh vede bohabojné muslimy nejlépe a nejpříznivěji.
Tuz oranı gölün her yerinde aynı değildir.Slanost vody není stejná v různých částech jezera.
Kuru olarak tuza yatırma: Bu yöntemde aynen yukarıdaki yol izlenir.A nechť nedupou nohama, aby lidé postřehli ozdoby, které skrývají.
Nerdeyse bütün fransiyum tuzları suda çözünebilirler.Téměř všechny soli francia jsou ve vodě rozpustné.
Üst kısmına lahana yayılarak tuzlanır ve ağzı kapatılarak ateşe oturtulur.Na povrchu knotu se pak hořlavina odpařuje a hoří (neboli oxiduje).
Örnekler parçacık ışınları, Penning tuzağındaki bir elektron bulutu ve pozitron plazmalardır.Příkladem jsou nabité paprsky částic, elektronový oblak v Penningově pasti a pozitronové plazma.
Kurbanlardan birçoğu yakındaki bir tuz madeninde çalışıyordu ve cuma namazı için camide idi.Mnoho obětí pracovalo v nedalekých solných dolech a účastnili se tak páteční modlitby.
Bu bir tuzaktı.Je to past.