Gümüş nitrat (AgNO3): En önemli gümüş tuzudur.Zilvernitride (Ag3N) is het nitride van zilver.
Bu tuz doğal olarak bromaritit minerali halinde bulunabilir.In de natuur komt het voor als het mineraal bromelliet.
Bu sebeple gölün suyu az çok tuzludur.Het water in het meer is veel minder zout geworden.
Pembe Göl, Batı Avustralya'nın Goldfields Esperance bölgesinde bulunan bir tuz gölüdür.Salmon Gums is een plaatsje in West-Australië in de regio Goldfields-Esperance.
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler.Daarom smeedden ze een complot om hem te doden.
Kuruyan gölden geriye tuzlu bir yüzey kalmaktadır.Er is een duidelijke dwarskam zichtbaar op de achterkant van het wandbeen.
Sonra tuz ve yeteri kadar su ilave edip kaynatılır.Daarna worden worsten en kruiden toegevoegd en onder water gezet.
Büyük TuzakKritieke pad
Ortalama tuz oranı %0,13'tür.De gemiddelde hellingsgraad bedraagt 0,23%.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Er komen hier zout-, brak- en zoetwatervissen voor.
Tuz oranı gölün her yerinde aynı değildir.Het zoutgehalte is echter niet overal gelijk.
Bu sonuncu madde, çinko tuzu ile pürine (1) indirgenmişti.Dit nieuwe land bestond uit afzettingen van zandsteen en (mergel)kalksteen.
Tuzlu suda yaşayanları da, tatlısuda yaşıyanları da vardır.In de poel huizen ook watersalamanders en heidekikkers.
Ulusal olarak tanınan ilk ürün 1903'te müshil bir mineral tuzu olan Sal Hepatica idi.Het eerste product van Hans Schwarzkopf was poedershampoo, in 1903.
Askerleri bir tuzak veya düşmana karşı uyarır.De speler en een tegenstander bewegen om beurten hun troepen of vallen aan.
Kardeşleri ona bir tuzak hazırlayarak hapse tıktılar.Ze smeedden een complot om hem in de gevangenis te doen belanden.
Damıtma en yaygın tuz giderme metodudur.Huisstof is de meest voorkomende vorm van stof.
Şimdi Blade tuzağa düşmüştür.Nu had Blaauw het tij mee.
Uzun müddet dayanması (salamura) için bol tuzlanır.Indien hun staart te lang wordt.
Geleneksel balık tuzakları huş ağacından yapılır.Traditionele torii worden gemaakt van hout.
Doğu kısmı bir tuz çölü'dür.Zij vormt een oostelijk deel van de Boholzee.
Yüzey akıntısı ise ters yönde ve daha az tuzlu sudur.Het zeewater wordt in afgesloten en ondiepe zoutpannen gepompt.
Bunun yanında mayın üzerinde tuzaklama amaçlı aygıtlar bulunmaktadır.Verder staan er op het terrein kleinere gebouwen voor meetinstrumenten.
Rick'in planı ise onları toplayıp tuzağa sürüklemek.Rick biedt daarom aan haar te brengen en weer op te halen.
Düzenbazlar ayrıca zehirleri ve tuzakları kullanmakta da ustadır.Sorcerers hebben ook strikte regels wat betreft wapens en bepantsering.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Door deze gaten zien wij dat vuur, en dat is feitelijk hetgeen wij onze hemellichamen noemen.
Göl, tuzlu olmasına rağmen kış boyunca tamamen donmaktadır.Ondanks het zoute water is het meer in de winter dichtgevroren.
Aksi halde, turşu ya yenemeyecek kadar tuzlu ya da az tuzlu olur.Daarom mogen sommige mensen geen of weinig zout gebruiken.
Bana tuzu uzat, lütfen.Geef me het zout door, alstublieft.
Bu çorbada çok fazla tuz var.Er is te veel zout in die soep.
Bu su biraz tuzludur.Dit water is een beetje zoutig.
İşin bittiğinde tuzu bana verebilir misin?Zou je me het zout kunnen geven wanneer je klaar bent?
Bana tuzu ver, lütfen.Geef me het zout door, alstublieft.
Onun tuzu kuru.Hij heeft zijn schaapjes op het droge.
O çorbada çok fazla tuz var.Er is te veel zout in die soep.
Tadı tuzu yok.Er is geen smaak of kraak aan.
Deniz suyu tuz içerir.Zeewater bevat zout.
Th-232/U-233, erimiş tuz reaktörlerine (MSR) en uygunudur.Natomiast cykl Th-232/U-233 jest najodpowiedniejszy dla reaktorów ciekłosolnych.
Tuz karışımını temizlemek için çeşitli kimyasal ayırma yöntemleri önerilmiştir.Zaproponowanych zostało kilka metod separacji chemicznej w celu oczyszczania mieszaniny soli.
Bunlar suda çözündükleri zaman kendini meydana getiren tuzların iyonlarına ayrışmazlar.Dochodząc do węzła nie rozwidlają się one, co odróżnia je od kalamitów.
Dolayısıyla, yaklaşık 1000 °C'lik bir sıcaklık, FLiBe taşıyıcı tuzunun çoğunu geri kazanmak için yeterlidir.Dzięki temu temperatura 1000 °C wystarcza, aby odzyskać większą część soli nośnych FLiBe.
Makale şöyle başlıyordu: "Deoksiribo Nükleik Asit tuzu için bir yapı önermek isteriz..."Artykuł otwiera zdanie: Pragniemy zaproponować pewną strukturę soli kwasu deoksyrybonukleinowego (DNA).
Birçok sığ ve sık sık tuzlu göller vardır.Występują tam liczne słone, często zupełnie wyschnięte jeziora.
Tuzak kurma da avcılık yöntemlerinden biridir.Polowanie na czatach − jeden ze sposobów polowania.
Güçlü Lewis asitleri ile reaksiyona girerek KrF+ ve Kr2F3+ katyon tuzlarını oluşturur.Reaguje z mocnymi kwasami Lewisa, dając kationy KrF+ i Kr 2F+ 3.
Artık zararlı yiyecekler hatta tuz bile yoktur.Nie ma w nim żadnych sztucznych domieszek ani konserwantów.
Büyük TuzakWiercień Duży
Bunlar tatlı su, tuzlu su (Deniz akvaryumu olarak bilinir) ve acı su akvaryumudur.Woda w jeziorze jest miękka (braku soli wapnia), o zabarwieniu brunatnym.
Antikora bağlı protein ise daha sonradan pH veya tuzluluk değişikliği ile reçine yüzeyinden akıtılabilir.Pożądane białka są następnie wymywane przez dodatek nadmiaru ligandu bądź przez zmianę stężenia soli lub pH.
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler.Postanowili dokonać tego podstępem.
Un, su ve tuzla yapılan hamurun yağda kızartılması ile yapılırlar.Na Polankach powstało ujęcie wody zaopatrujące Wrzeszcz i Oliwę.
İkincil tuz, daha sonra ısısını bir buhar türbinine veya kapalı çevrimli gaz türbinine aktarır.Sole obiegu wtórnego oddają następnie ciepło do turbiny parowej lub turbiny gazowej o cyklu zamkniętym.
ORNL'de, iki öntür erimiş tuz reaktörü başarıyla tasarlanmış, inşa edilmiş ve işletilmiştir.Zaprojektowano tam, skonstruowano i eksploatowano z powodzeniem dwa prototypowe reaktory na ciekłych solach.
Alkali metal tuzları suda çözünebilir.Sole metali alkalicznych dobrze rozpuszczają się w wodzie.
Adada, Paşalimanı, Poyrazlı, Harmanlı, Balıklı ve Tuzla isimli beş köy bulunmaktadır.Na wyspie jest 5 osiedli ludzkich: Paşalimanı, Poyrazlı, Harmanlı, Balıklı i Tuzla.
Bir Ewok tuzağına yakalanırlar.Złapała go pajęczyca Szeloba.
Fakat burada tuzağa düşürülürler.Zostają tam uwięzieni.
Bu bir tuzaktı.To była zasadzka.
Gerekli mineralleri almak için doğal tuz da arar.Często szuka soli naturalnych, aby zaspokoić swoje potrzeby na podstawowe minerały.
Az ölçüde tuz da eklenebilir.Można do niego dodać niewielką ilość soli.