Ana içeriğe geç
Sözlük

tuz ile cümle

tuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Yatak istirhati ve tuz alımı korunma ve tedavi için kullanışlı bir yol olarak görülmemiştir.Repouso na cama e ingestão de sal não se mostraram úteis para o tratamento ou prevenção.
Tatlı veya tuzlu olabilir.Pode ser servida salgada ou doce.
Bu teoriyi destekleyen en önemli kanıt ise bölgede sülfat tuzlarının bulunmasıdır.Um fato que dá apoio a esta teoria é o fato de que sais de sulfato foram encontrados nesta área.
Gölün güneybatısında "Sodom Dağı" denilen 210 metre boyunda halit (kaya tuzu) bulunmaktadır.Ao longo do lado sudoeste do lago há uma formação de halita de 210 m de altura chamada "monte Sodoma".
Gölün suyu daha sonra buharlaşır ve arkasında çözülmemiş tuzları bırakır.Quando a água do lago evapora, sais e outros sedimentos são deixados para trás.
Fakat burada Leon Rom'un kurduğu tuzaktan haberi yoktur.No entanto, Wayne não tem ideia de quem é Rick Moranis.
Hafif tuzlu suda biraz bekletilir.É um sal incolor solúvel em água.
John Pope, Jackson'un tuzağına, ordusunun motive olduğuna ikna oldu.Pope se convenceu de que tinha Jackson numa armadilha e concentrou as forças de seu exército contra ele.
Birden Claudius ortaya çıkar ve tuzağa düşüp şaşırmış olan Nero'u öfkeyle oradan kovar.Cláudio ressurge e, em fúria, investe contra Nero que foge.
İyotsuz tuz yemek gerekir.É preferível comer comida vegetariana.
Bir gün Sıkeyvler ona tuzak kurarlar ve yakalamaya çalışırlar.Eles juram que vão rastreá-lo e matá-lo.
Tüm tuzlarda diğer mineraller nedeniyle belirli bir metal tadına ek olarak umami tadı ortaya çıkmıştır.Todos os sais provocaram o gosto umami, além de um certo gosto metálico, devido aos outros minerais.
Ajan Mahone'nun kurduğu tuzaktan kurtulur ve FBI ona tekrar tuzak kurar.No entanto, ele acabou por ser uma armadilha criada pelo agente Mahone do FBI na tentativa de recapturá-lo.
1913'te,% 59-72 tuz içeriğine sahip en az 10 marka vardı.Em 1777, 59% da nobreza possuía menos de vinte servos.
Bu tuzak bugünkü oyuncular tarafından çok iyi bilinmektedir.As atualizações foram recebidas com satisfação pelos jogadores.
En son 2007 yılının Ocak ayında Bukit Barisan Milli Parkına yerleştirilen kamera tuzağına yakalanmıştır.Em janeiro de 2007, parte das cinzas de Bolaños foram levadas para a cidade.
Tuz Sahili'ni yönetiyordu.Ele governou de Lavínio.
Ethan'ı yakalamak için plan yapıp onu tuzağa düşürdüklerinde Charlie Ethan'ı vurarak öldürüyor.Antes que pudessem interrogá-lo, Charlie matou Ethan com 4 tiros.
Etler tahta bir teknede tuza yatırılmıştı ve 15 parçaydı.Cerca de quinze pessoas estavam de pé em um barco virado.
Göl suyu tuzludur.Há lagos de água salgada.
Norton bir tuzak kurarak kaçıyormuş süsü verdirdiği Tommy'i ortadan kaldırıyor.Norton faz com que Hadley assassine Tommy sob o disfarce de uma tentativa de fuga.
Bu metodla tuz ekstrak- siyon oranı % 65-75'e ulaşmaktadır.De preferência, o teor de areia do solo será entre 65% ~ 75%.
Sodyum benzoat benzo asitin Sodyum tuzlarındandır.É o sal de lítio do ácido benzóico.
Ama kasabada yaşayan bir yabancı gider polislere tüm durumu anlatır ve tuzak işe yaramaz.Um assassino á solta na cidade espalha o pânico e a policía é ineficiente em sua captura.
Alkalilerde çözündüğünde arsenit tuzlarını verir.Ele dissolve-se rapidamente em soluções alcalinas dando arsenitos.
Pek çok durumda deniz suyundan daha fazla tuz konsantrasyonuna sahiptir.Em alguns casos, os lagos salgados podem chegar a ter uma concentração de sal superior à água do mar.
Biraz daha tuz ilave edelim mi?Devemos acrescentar um pouquinho mais de sal?
Tuzluk boş. Sen onu doldurdun mu? Evet, ağzına kadar."O saleiro está vazio." "Você o encheu de sal?" "Sim, até a borda."
Tuz tarihte Beyaz Altın olarak adlandırılmıştır.Zout werd er het witte goud genoemd.
Dünyadaki bütün okyanuslardaki ortalama tuzluluk yaklaşık %3.5'tur.Het gemiddelde zoutgehalte van de zeeën ligt rond 3,5%.
Her iki tuzda da anyon, Sb2F11− kısmıdır.In beide zouten wordt het anion gevormd door Sb2F11−.
Gölün suyu daha sonra buharlaşır ve arkasında çözülmemiş tuzları bırakır.Het zeewater verdampt in het meer en laat het opgeloste zout achter.
Bu bir tuzaktı.Maar het is een val.
Salar de Atacama, Şili'deki en büyük tuz gölü.Salar de Atacama is het grootste zoutmeer van Chili.
1,5 milyon - 5 milyon ton tuz ihtiyaca göre her yıl çıkartılır.Naargelang de vraag wordt er 1,5 tot 5 miljoen ton zout per jaar gewonnen.
Gölün batı kanadı tatlı su, doğu kanadı ise tuzlu su içermektedir.Het westelijke deel van het meer bestaat uit zoet water, de oostkant is zout.
Gerontius, Constantinus'u Arles'te tuzağa düşürdü ve şehri kuşattı.Gerontius zette Constantijn vast in Arles, en belegerde hem.
Tuzağın dişleri aralık kalacak şekilde kapanır.De dentaire tanden van de onderkaak staan vooraan dicht opeen.
Türkiye'nin tuz ihtiyacının %40'ı bu gölden sağlanır.De Turkse binnenlandse vraag naar zout wordt voor 70% gedekt door winning aan het meer.
Perkloratlar perklorik asitin tuzlarıdır.Perchloraten zijn zout van perchloorzuur.
Büyük Tuz Gölü, ABD'de Utah eyaletinin kuzeydoğusunda göl.De zoutvlakte ligt in het noordwesten van Utah, Verenigde Staten.
Suyu tuzludur.Water wordt zoutwater.
Aksi takdirde ona tuzak kuracaklarını söyler.Zo niet, dan verstoot hij ze.
Bir Ewok tuzağına yakalanırlar.Anneessens werd met een valstrik gevangen.
Çiçek açmadan önceki küçük tomurcukları (gebre, kebere, kapari) toplanarak tuzlu suda muhafaza edilir.Mar Menor staat ook bekend om haar goede stranden (Blauwe vlag) en heldere water.
Şehir ayrıca zeytin ve tuzu ile de bilinmektedir.Daarnaast voert de stad olijven en olijfolie uit.
Mayın bünyesinde etkisiz hale getirmeyi önlemek amacıyla tuzaklama düzeneyi bulunmaktaydı. .Er werden maatregelen getroffen ter voorkoming van mijnschade.
Verilere göre, Mars yüzeyindeki sular yaşam için gerekenden çok daha tuzlu ve çok daha asitlidir.Het water op Mars lijkt echter te zuur en te zout te zijn geweest voor aardse vormen van leven.
Uskumru ise tuzlanıp güneşte kurutulduktan sonra çiroz halinde tüketilir.Daarna wordt het uitgerold in dunne schijven en gedroogd in de zon.
Salar de Uyuni, 10.582 km² alanıyla Dünya'nın en büyük tuz göllerinden biri.Salar de Uyuni is met een oppervlakte van 10.582 km2 de grootste zoutvlakte van de wereld.
İran'ın en büyük gölüdür, aynı zamanda Dünya'nın en büyük ikinci tuz gölüdür.Het Urmiameer is het grootste meer in Iran, en het op een na grootste zoutmeer ter wereld.
En üste tuz gelmelidir.Wel komt er meer zeebaars voor.
Kendisini nasıl yendiğini hatırlatır artık iş intikam olmuştur ve Mike bu tuzağa düşer.Hij legt haar uit dat Mike zijn leven verwoest heeft en daar nu wraak voor wil nemen.
Kasaba bir telif hakkı tuzağı olarak planlanmıştır.De stad werd aangewezen als zetel van een vrederechter.
Özellikle Tuzlu su timsahı ile hibrid türler oluşturulmaktadır.Men verbouwt hier voornamelijk hybride druivenrassen.
Tuzla'ya sınırı vardır.Hoofdplaats is Tuzluca.
Adını tuz (соль) ve Kama Nehri'nden almaktadır.De naam is afgeleid van riet (biezen) en drassig land (moer).
Ayrıca Tuz Gölü Kürtleri adı ile de anılmaktadır.Ook in zogenaamde spaartelgenbossen komt de kever voor.
Her iki tarafı da tuzlanır.Beide werden verijdeld.
Sodyum benzoat benzo asitin Sodyum tuzlarındandır.Natriumbenzoaat is het natriumzout van benzoëzuur.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod