Üzerinde bulunan ikincil tuzaklama fünyeleri maynın elle temizlenmesini engellemek için takılmıştır.ومنعت الجمارك دخول الكتاب إلى البلاد، والذي بدوره قد يشير إلى إمكانية منعه أيضا من الشحن من ولاية إلى أخرى.
Bir Ewok tuzağına yakalanırlar.وأمسكوا بيعقوب.
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler.وعلموا أنها خدعهم لكي تهرب منهم.
Tuz oranı düşük olan gıdaların tadı, tuz %30 oranında azaltılsa da MSG ile iyileşir.يتحسن مذاق الأطعمة منخفضة الملح مع استخدام MSG حتى مع تقليل الملح بنسبة 30%.
Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır."فجزاه الله خير الجزاء.
Çiçek açmadan önceki küçük tomurcukları (gebre, kebere, kapari) toplanarak tuzlu suda muhafaza edilir.والجُحُّ: صغار البطيخ أو الحنظل قبل نُضْجِه، واحدته جُحَّة، وهو الذي تسميه أَهل نَجْدٍ الحَدَجَ.
Babası dedi ki: - "Tuzu görmesek de tuz her yerdedir.قلت : أما قول البخاري فيه نظر، وذلك لجهالة حاله عند البخاري، فالبخاري متوقف في أمره ولم يجرحه.
İşlenmemiş potasyum sülfat tuzu bazen cam yapımında da kullanılır.كما يستخدم الملح الخام في بعض الأحيان في صناعة الزجاج.
Gölgeye saklanan Ben Keamy'yi tuzağa düşürür ve onu boynundan defalarca bıçaklar.وبن الذى كان مختفي وراء ظل ترصد كيمي وطعنه بالسكين في عنقه عده مرات .
Sartre ise çaresiz, tuzağa düşürülmüş ve masum bir adam için yaptığı betimlemenin çok olası olduğunu söyledi.قال سارتر كون وصفه للرجل البرىء الذى وقع في الفخ بلا حيلة من المحتمل أن يكون صحيح .
Bu işlemden sonra tuzun nem oranı %0,5 düşürülmüş olunur.السيارة أخف وزنا من سابقتها بنسبة 7.5 ٪.
Uzun müddet dayanması (salamura) için bol tuzlanır.وشرعًا: أن يصيب البلل خفًا مخصوصًا في زمن مخصوص.
Bunlardan biri, tuz ile turşulanmış balıktır.قد يكون إحدى تلك الكلمات هي السمك المخلل المملح.
Türkiye'nin tuz ihtiyacının bir kısmı buradan temin edilir.وتزود هذه البحيرة تركيا بكميات كبيرة من الطلب على الملح في تركيا.
Bu sayede bubi tuzaklarını etkisiz hale getirilebiliyor.فمن الممكن أنهم ساعدوا نشاط ديبي.
Antikora bağlı protein ise daha sonradan pH veya tuzluluk değişikliği ile reçine yüzeyinden akıtılabilir.يمكن استخلاص البروتين عن طريق تغيير درجة pH أو الملوحة.
Gizli tuzak uzattı.رفعت الحاج سري.
Tuzlar, katı yakıt üretimine kıyasla oldukça ucuzdur.هذا الوقود يحترق بسهولة نسبيا.
Tuzlu ve tatlı sularda avlanabilirler.يستطيع البقاء لشهور في المياه المالحة والحلوة.
Maden 1996 yılında düşük tuz fiyatları ve madendeki bir çökme nedeni ile kapatılmıştır.تم إغلاق المنجم بشكل دائم في 2002 بسبب انخفاض معدلات المعدن وارتفاع الأسعار.
Çıldırdıktan sonra onları bir odada tuzağa düşürür ve onları boğmak için dumanı kullanmaya çalışır.وعندما يجلسان إلى المائدة تسقيه حتى تلعب الخمرة برأسه ويأخذ في التباهي بقتل أقهات.
Tuzlu bataklıklarda yaşar.تعيش في مياه السخانات.
Duygusal Tuzaklar, 2006.جنون، عام 2006.
Yaşam alanı lagünler ve tuz gölleridir.تسكن هذه الأفاعي الغابات المطيرة والسافانا.
Her yanı tuzlu."موضة كل المواسم".
Göl az tuzludur.بحيرة غار الملح.
Bu sırada Abdi Ağa Hatçe'yi cezalandırmak için ona bir tuzak kurar.الغارمون: والغارم هو الذي تراكمت عليه الديون، فيأخذ من الزكاة ما يفي دينه.
"Mayınlı tuzak: 2 asker şehit"."الدفاع عن أهل الاتباع": مجلدان.
Amonyum tuzu oluşmasıyla.سجل أحافير الأمونيتات.
Tuz müshiller.تاجر الملح.
Ayrıca tuzlu su timsahının ardından dünyanın ikinci en büyük timsahıdır.ويقال أن البن الأخضر هو ثاني أكثر السلع تداولاً في العالم بعد النفط الخام.
Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.ويمكرون ويمكر الله والله خير الماكرين.
Viaport Marina Tuzla Portفيابورت مارينا Viaport Marina توزلا بورت Tuzla Port
Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı."O Faraó Huni (ou Qa Hedyet?) foi o sucessor de Djoser.
Rick, tuzağın nasıl çalıştığını anlatırken, yardım çığlığı atan bir adamın sesini duyarlar.Enquanto Rick explica como a armadilha funciona, eles ouvem um homem gritando por ajuda.
Hayvanlar için kurulan tuzakları kontrol etmeye gideceğini söyler ancak Rick kendisi gitmeye karar verir.Ela se voluntaria para verificar as armadilhas de caça para os animais, mas Rick decide ir sozinho.
Royce, Isabelle ve Edwin, Predatorlerin kampına yöneldiğinde, Edwin bir tuzakla yaralanır.Royce, Isabelle e Edwin seguem para o acampamento dos Predadores, Edwin é ferido por uma armadilha.
Astos, bir tanesini teftiş ederken tuzağa düşer ve kapsül uzaya fırlatılıp patlatıldığında ölür.Astos fica preso em uma que ele está inspecionando, e morre quando a cápsula é lançada no espaço e explode.
Ulusal olarak tanınan ilk ürün 1903'te müshil bir mineral tuzu olan Sal Hepatica idi.O primeiro produto nacionalmente reconhecido foi Sal Hepatica, um sal mineral laxante em 1903.
Tuz tabakası az da olsa bulunur.Mas mesmo assim falta um pouco de sal, né?
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.Jannah (em árabe: جنة; Jannah) é a concepção islâmica do paraíso.
Bu renksiz nemli katı ticari açıdan önemli bir mangan (II) tuzudur.Este sólido incolor e deliquescente é um sal de manganês (II) comercialmente significativo.
Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır."Aquele que melhor tiver vivido, esse é que achará junto de Deus mais alto favor.”
Tuz Gölü ve çevresi 2001 yılında özel koruma alanı ilan edilmiştir.A área do lago e seus arredores foram declaradas em 1997 como áreas protegidas.
Amonyum sülfat, (NH4)2SO4, ticari değeri olan inorganik bir tuzdur.Sulfato de amónio, (NH4)2SO4, é um composto inorgânico usado como fertilizante.
Çıldırdıktan sonra onları bir odada tuzağa düşürür ve onları boğmak için dumanı kullanmaya çalışır.Quando o grupo adormece, Noland armadilha-os numa sala e tenta usar fumo para sufocá-los.
"Umami tadının tekrarlayan testlerde tuz oranı düşük olan yiyecek öz sularının lezzetine etkisi".«Efeito do gosto umami na agradabilidade de sopas com pouco sal durante teste repetido».
Wieliczka Tuz Madeni'nin en önemli özelliği dünyanın en eski tuz madenlerinden biri olmasıdır.Sob a cidade de Wieliczka, existe uma das mais antigas minas de sal do mundo.
Tuzları çeşitli şekilde sınıflandırmak mümkündür.As salsichas podem ser classificadas de diversas maneiras.
Bölgede natron tuzu içeren sekiz adet alkali göl bulunmaktadır.O nome do local se refere aos oito diferentes lagos na região que produzem o sal de natrão.
Hemolenf su, inorganik tuzlar ve organik bileşiklerden oluşur.Hemolinfa é composta por água, sais inorgânicos, e compostos orgânicos.
Bir Ewok tuzağına yakalanırlar.Um dos grupos de orcas foi apanhado pelo derrame.
Salgılanan safra tuzlarının %95'i iliumda emilip tekrar kullanılır.95% dos sais produzidos pela bile são reabsorvidos e reutilizados.
Atabeg rütbesine sahip Selçuklu komutanı da tuzaktan kurtulmak için savaşırken öldürülmüştür.O comandante seljúcida, que tinha o título de atabegue, foi morto quando tentava escapar da armadilha.
Bazı tatlı ve tuzlu su balıkları da göç etmektedirler.Aquário de Peixes de água doce e marinha.
Araştırmalara göre, Mısırlılar Nil deltasında deniz suyunu buharlaştırarak tuz üretiyorlardı.Promoveu-se que os colonos pudessem elaborar seu próprio sal mediante a ebulição da água marinha.
Pembe Göl, Batı Avustralya'nın Goldfields Esperance bölgesinde bulunan bir tuz gölüdür.Dundas é uma cidade fantasma na região de Goldfields-Esperance da Austrália Ocidental.
Suları tuzlu ve sodalıdır.Tudo era oceano e água salgada.
Bilim insanları, alkol alevlerine tuz eklendiğinde rengin farklı desenlerinin emisyonunu gözlemlemişlerdir.Cientistas observada a emissão de padrões distintos de cor quando os sais foram adicionados a álcool chamas.
Bu alkali metal, yaşam için gerekli olan tuzun (sodyum klorür, NaCl) bileşenidir.É também componente do cloreto de sódio (NaCl) necessário para a vida.