tuz ile cümle

tuz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Dünyadaki bütün okyanuslardaki ortalama tuzluluk yaklaşık %3.5'tur.Der durchschnittliche Salzgehalt der Meere liegt bei 3,5 %.
Yalnız tuz yatakları önemlidir.Weiterhin sind Salzlecken sehr wichtig.
27 Mart 1850'de ABD'de tüzel kişilik kazanan şehir Kaliforniya'nın ilk başkentliğini yapmıştır.Am 27. März 1850 wurde San Jose als erste Stadt dem US-Bundesstaat Kalifornien eingegliedert.
Beth aylağı yaylı tüfekle vurmayı dener ancak o sırada ayağı bir hayvan tuzağına sıkışır.Er kann den Puma zwar erschießen, tritt mit einem Fuß jedoch in seine eigene Falle.
Tuz ve esterine asetat denir.Ihre Salze und Ester heißen Azelate.
Şehir ayrıca zeytin ve tuzu ile de bilinmektedir.Die Stadt ist für die Oliven- und Kirschenproduktion bekannt.
20 dakika daha kadar kaynatılıp tuz eklenir.Finde und verteidige es für 20 Sekunden.
Aslen bu larva kurutulup toz haline getirildikten sonra, içkini yanında tuz yerine kullanılırmış.Ursprünglich wurde er getrocknet, pulverisiert und an Stelle des Salzes zum Getränk konsumiert.
Öğrenciler onu sevmez ve hep öğrencilerin tuzağına düşer.Seine Schüler kann er nicht gut leiden und triezt diese immer wieder.
Tuzluluk oranı %1,2'dir.Ein Anstieg von 1,2 Prozent.
Çözünmüş ve çözünmemiş tuz arasındaki dengeyi tanımlar.Arten Zu unterscheiden ist zwischen der unbenannten und benannten Zulage.
Charlie, Danielle'ın tuzaklarından birine takılır gibi olur.Sie stellen sich als Spuren von Daniel heraus.
Şehrin altındaki alt-tabakalardan tuzlu su çıkar.Unter dem Turm floss die Beke mit Abwasser aus der Stadt.
Un, tuz ve su karışımı ile yufka yapılır.Diese wird mit Salz und Wasser zu einem Brei vermischt.
(Mesela kumve tuz yerine tum ve kuz demek gibi).(Im Gegensatz dazu stehen Quellflüsse wie der Sog oder Gletscherflüsse wie die Jökulsá á Fjöllum.)
Tuzlu ve tatlı sularda avlanabilirler.Sie sind an Süß-, Salz- und Brackgewässern zu finden.
Tuz, ekmeğin lezzetini azaltır.Rauchen senkt die Appetitschwelle.
A Takımı, Çoğu kez kendi silahlarını kendileri yapar çoğu tuzaktan yaptıkları silahlar sayesinde kurtulurlar.Die meisten Bewohner waren noch wach, als das Feuer ausbrach, und konnten sich retten.
Tuzlama işleminin birçok etkileri bulunmaktadır.Zum Rebound tragen mehrere Effekte bei.
Kuma ile Terek arasında birçok tuz gölü ve bataklık vardır.So wurden viele Gärten und auch der Schänkeberg mit Bäumen bepflanzt.
Günümüzde de bu 1973 yılında hazırlanan iç tüzük yürürlüktedir.Das jetzige Feuerwehrhaus entstand im Jahr 1973.
Çoğu türler tuzculdur (halofittir), tuzlu toprakta büyürler.Viele Arten sind Psammophyten, wachsen also auf sandigen Böden.
Aksi takdirde ona tuzak kuracaklarını söyler.Ansonsten sieht man ihn die Kakerlaken jagen.
Batman birkaç çeşit tuzakta geçer.Millan nimmt unterwegs an einigen Schlägereien teil.
Suyun tadı az tuzludur.Das Wasser ist immer noch leicht salzig.
Çok daha eskiden ise bu alanda tuz üretiliyordu.Auf diesem Weg wurde in früherer Zeit Salz geschmuggelt.
Tüzük ile birlikte Avrupa Çevre Bilgi ve Gözlem Ağı (EIONET) da kuruldu.European Environment Information and Observation Network – EIONET) aktualisiert.
Yapraklı deniz ejderi: Denizatı ile ilgili olan bir tuzlu su (deniz) balığıdır.Der Steebschacht ist eine Schachthöhle bei Wennenden (Seißen, Blaubeuren) auf der Schwäbischen Alb.
Gümüş nitrat en önemli gümüş tuzudur.Johns stärkste Waffe ist sein silbernes Kreuz.
Cemiyetin 44 maddelik tüzüğünü de kendisi kaleme almıştır.Die 45er Magnum des Täters behält sie.
Karboksilik asitlerin tuz ve anyonlarına karboksilat denir.Die Carbonsäuresalze werden Carboxylate und ihre Ester Carbonsäureester genannt.
Sodyum klorürü (sofra tuzu) düşünün.Wirbelschichttrocknung von Natriumchlorid (Salz).
Komandolar tuzakları da tespit edebiliyor.Hennen können ebenfalls Sporen bilden.
Tuzlu krakerler en büyük korkusudur.Ihr Garagist fürchtet das Schlimmste.
Bir Ewok tuzağına yakalanırlar.Aus Zoo entlaufener Luchs gefangen.
Avcılık ve tuzakçılık günümüzde hâlâ önemli bir ekonomik faaliyettir.Wein und Seehandel sind noch heute wichtige Wirtschaftsfaktoren.
Kenti savunma konusunda kesin emir almış olan Alman garnizonu, burada tuzağa düşmüş oldu.Die über die ganze Stadt verteilten deutschen Garnisonen waren eingekesselt worden.
Tuz Gölü ve çevresi bu amaca uygun olduğundan bölgeye yerleştiler.Der lockere und sandige Boden der Umgegend bot hierfür hervorragende Bedingungen.
Yaylı Tuzak ona etki etmez.Die Schleimhaut wird nicht beeinträchtigt.
Rus Halk Birliği'nin tüzüğü 1906 yılında kabul edildi.Vermutlich auf Verlangen des russischen Konsuls wurde er 1903 deportiert.
Dokuz ay içinde, Rochelle tuzu eskimişti.Im Siebenjährigen Krieg blieb die Toskana neutral.
Britney, kendisi ve kız arkadaşlarının dışarıya çıkabilmesi için bodyguardını arar ve bir tuzak kurar.Mandy und ihre Freundinnen schaffen es schließlich, den Wärter zu überlisten und zur Party zu kommen.
Her yanı tuzlu."Platz ist überall“.
Ne tuzlu çorba!Que cette soupe est salée !
Tavşanlar için tuzağa yem koydu.Il appâta le piège à lapins.
Tuzu ona vermemi istedi.Il m'a demandé de lui passer le sel.
Çorba çok tuzlu.La soupe est trop salée.
Biraz daha tuz ilave edelim mi?Ajoutons-nous un peu plus de sel ?
Tuzağa düşürüldü.Il est tombé dans une embuscade.
Bu yiyecek çok tuzlu.Cette nourriture est trop salée.
Onu tuzağa düşürmek için bir planı var.Il a un plan pour lui tendre une embuscade.
Çorba çok tuzlu ve kötü.La soupe trop salée est mauvaise.
Dikkatli ol. Burası tuzak için mükemmel bir yer.Sois prudent. C’est la place parfaite pour une embuscade.
Deniz suyu tuz içerir.L'eau de mer contient du sel.
Allah da tuzak kurdu.Qu’Allah les anéantisse !
Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı."Et Nous avons fait engloutir les gens de Pharaon, car ils ont été tous coupables »,.
Şarap veya tuz içeriğinin etkisi üzerinde hiçbir zaman çalışma yapılmamıştır.L’effet du vin ou de la teneur en sel n’ont jamais été étudiés.
Roma tüzesi yalnızca patrici ailelerini yasal varlıklar olarak tanıyordu.Le droit romain reconnaît seulement aux familles patriciennes une entité juridique.
Maglaj ve Tuzla'daki geri çekilmelere rağmen, Saraybosna Ekim 1878'de işgal edildi.Malgré les difficultés face à Maglaj et Tuzla, la région de Sarajevo est occupée en octobre 1878.
Mangan eksikliği olan topraklar bu tuzla düzeltilir.Les sols manquants de manganèse sont enrichis grâce à ce sel.

İlgili Sayfalar