Diğer canlılara karşı Son derece agresif bir tutum sergilerler.Ha carattere aggressivo nei confronti di altre specie.
İsveç ayrıca eşcinsellik konusunda da özgürlükçü bir tutuma sahiptir.Infine anche la Lituania legalizza l'omosessualità.
Karen’ın çocukluğu ailesinin ona karşı tutumu nedeniyle hiç de iyi geçmemişti.Nonostante tutto, Diana da bambina non fu completamente rigettata.
Siyasette hep barışçıl bir tutum içinde olmuştur.Per il resto la sua politica fu tendenzialmente pacifica.
Bu tutumu bazı ulusalcı yazarlar tarafından eleştirildi.Tuttavia il libro fu criticato da alcuni colleghi scrittori afroamericani.
27 Mayıs'a karşı tutum kınandı.La sentenza fu posticipata al 7 maggio.
Herodot bu tutum karşısında olumsuz bir yaklaşım sergiler.Il manga risponde negativamente in questo caso.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Infine accetta di lasciare il passato alle spalle e sposarlo.
William of Ockham tutumluluk ilkesini getirdi.Si oppose a William of Ockham su parecchie questioni di filosofia naturale.
Tapınak Şövalyeleri ve Hospitalier Şövalyeleri'nin tutumları daha karışıktı.Durante la sua reggenza l'astio tra i Templari e i cavalieri Ospitalieri aumentò.
Bu bir çeşit tezatlı tutum olarak görülebilir.Da considerarsi come una forma di politeismo.
Fakat bu aşırı fanatik Katolik Haçlı tutumu hakkında tenkit bulunmamaktadır.Quest'atto di sottomissione non rassicura del tutto le autorità cattoliche.
İmparatorluk, Yahudi tebaasına karşı sıklıkla vurdumduymaz ve gaddar bir tutum takınmıştır.Questo la porta a scene di gelosia spesso infondate.
Ama mutsuzluğunun nedeni onun tutumu olmadığını bildirir.Pensò che fossero contenti della sua assenza.
Hükümetin bu tutumu kitleler tarafından tepkilerle karşılandı.Il regime reagì con arresti di massa.
Genellikle aşırı milliyetçi bir tutum takındı.Esisteva un forte movimento nazionalista.
Kendi buna tutum dese de tam manasıyla cimridir.Такова его суть, таково отношение к нему.
Ama mutsuzluğunun nedeni onun tutumu olmadığını bildirir.Он о том, как когда ты чувствуешь неуверенность.
Genellikle aşırı milliyetçi bir tutum takındı.У нас очень патерналистское государство всегда было.
Samimi dostluk, iyi öğüt takası, adil tutum olmalı, ihanet olmamalı" der.А оканчивается: за добродетель воздаяние, а за беззаконие казнь».
Fawzia, kadınların eğitimine karşı olan tüm negatif tutumlara rağmen Kabil'de okula gitmeye başlar.Махавир, вопреки насмешкам всей деревни, начинает тренировать их по утрам, перед школой.
Irkçı insanların göstermiş olduğu bu tutuma ise "ırkçılık" adı verilmektedir.Это явление, связанное со скрытыми действиями, получило название «моральный риск».
Roosevelt’e göre bu tutum Amerika’nın savaşa katılımına zorlamıştır.Моник полагал, что очень важным было бы вовлечение в войну Соединённых Штатов.
Aksine özgürlükçü tutumunu duymuş olduğum bir isim.Название связано с некалендарным личным именем Слобода.
Frederic’in savaştan kaçtığı zamanlarda gösterdiği tutumun tam aksi bir tutum sergiler.Не дожидаясь подобной участи, Фредерик совершает побег.
27 Mayıs'a karşı tutum kınandı.Оглашение приговора перенесено на 27 мая.
Henry Anne'in bu tutumundan hoşlanmıyordu.Анна Андерсон была отнюдь не рада этому визиту.
Ona göre bu tutum, Miletlilerin tümüyle ayaklanmaya katılmasını sağlamak içindi.Они полагали, что он тот, кому суждено объединить враждующие Гильдии.
Fransa ise bir süre Rus talebine karşı tutum takınmıştır.Французский полёт был перенесён на год вперёд по просьбе российской стороны.
Bunun sebebi meşrutiyetçi tutumu olabilir.Возможно, это произошло по воле Высоцкого.
Hanımların bu tutumu Falstaff'i biraz utandırır.Это действо вызывает у Фауста отвращение.
Ama 1320'lerde, Edward'ın yeni gözdesi Despenser ailesine karşı uzlaşmaz bir tutum takındı.Однако в 1303 году Эдуард I начал искать другую невесту для сына.
Ancak daha sonra Ehman bu şüpheci tutumunu değiştirmiştir.Мусульмане выступили против него после битвы.
Bu tutumuna rağmen, Bart bazen küçük düşmeye razı olabilir, eğer bu annesini memnun edecekse.وعلى الرغم من هذا الموقف فإن بارت أحياناً يوافق على الهبوط قليلاً وذلك إذا رحبت والدته بذلك.
Diğer tarafta Kartacalılar Roma Donanması'nın tutumunun ne olacağını görmek için beklemedi.في الميناء، لم ينتظر القرطاجيون ان يروا ما يقصده الرومان.
Gelecekteki ya da kaçınılmaz olduğu düşünülen olaylar karşısında boşvermişlik benzeri bir tutum.موقف من الانسحاب في مواجهة بعض الأحداث أو الأحداث التي يعتقد أن يكون لا مفر منه في المستقبل.
2. Davranış, tutum, tavır: “Bambaşka bir hâliniz vardır sizin.قال:(فهل تستطيع أن تصوم شهرين متتابعين؟) قال: لا.
Naîmâ tarihinde bildirildiğine göre Koca Derviş Mehmed Paşa gayet iyi işbilir ve tutumlu idi.مثل: حدثني التاريخ عن أمجاد أمتي فشعرت بالفخر والاعتزاز.
Bu noktadan sonra Madonna, babasına kızmaya başladı ve isyankar bir tutum geliştirdi.ولهذا السبب بدأت مادونا بالغضب من والدها، والتمرد عليه.
Genellikle aşırı milliyetçi bir tutum takındı.كان هذا يحدث غالبا تحت هيكل حكومي متحد.
Batı karşıtı politikalarıyla, özellikle de Hristiyan misyonerlere karşı tutumuyla tanınır.استبعاد اليسار هو بالأحرى مقلق للالمحللين السياسيين المصريين.
Okudukları tarih kitapları derebeylik rejimini eleştiren bir tutumdaydı.وكان يعلق على هامش الكتب التي يقرأها عالم متمسك بدينه.
Bart'ın isyankâr tutumu, Springfield İlkokulu'nda onu rahatsızlık verici bir öğrenci yapmıştır.وحالة التمرد لبارت جعلته طالب مقدم في المدرسةالإبتدائية على مضض.
Bu sırada düşman sergilediği tutumdan ilerlemişti.فلما واجهنا العدو تقدمت.
Kendisine takınılan bu kötü tutum üzerine ülkeyi terk etme kararını verdi.من المحرج للغاية إزالة هذه الأرض الصلبة من تحت أقدامنا.
Başlangıçta, Müslüman Kardeşler Şii İslam'a karşı bir tutumda değildiler.ولكن قبائل آل حمدان لم تقبل الإسلام في بادئ الأمر.
Lavan'ın tutumu da değişti.A da Lauren também mudou.
Diğer ülke hükümetleri de benzer tutumlar alarak, aynı konuda açıklamalar yapmıştır.Outros governos fizeram queixas semelhantes.
Aksine özgürlükçü tutumunu duymuş olduğum bir isim.O nome era uma referência à seus estilo de luta lucha libre.
Meclis'te sol çoğunluk tarafından kabul edilen eşcinsel evliliğe karşıt tutumuyla bilinmektedir.«Adoção por casais do mesmo sexo aprovada por maioria».
Fransa ile barış yapmakla beraber II. Richard İrlanda'ya karşı çok değişik bir politik tutum uyguladı.Apesar de Ricardo procurar a paz com a França, ele tomou uma atitude diferente em relação a Irlanda.
Hindistan Pakistan'ın bu tutumuna karşı saldırı başlatarak karşılık vermiştir.Em retaliação, a Índia desfechou um ataque contra o território paquistanês.
Henry Ford'un çalışanlarına karşı özel bir tutumu vardı.Dizem que visitou Henry Ford mais de uma vez.
Hükümetin ve İngiltere Kilisesi'nin güçlü tutumundan sonra amcası evlilliği tercih ederek krallıktan vazgeçer.Sob pressão da sociedade e do governo, o rei desistiu dos seus planos matrimoniais.
Buna rağmen ilgisini devam ettirdi ve bu durum ailesinin kendisine karşı tutumlarını olumsuz etkiledi.De qualquer modo, esta citação parece contrariar a sua atitude para com as suas filhas.
Ama SSCB'nin tutumu belirgin bir biçimde değişti.Mas o carácter de Becket pareceu modificar-se imediatamente.
Almanya'nın takınacağı tutum devletin güvenliği için son derece önemliydi.Os aspectos naturais do Geórgia foram e ainda são muito importantes para o estado.
Kralın bu mutlakiyetçi tutumu kralcıları sevindirdi.A desgraça do rei foi esta paixão.
Hiççilik bir tutum olarak hiçlik'i benimser .O inútil não segue lei alguma.
Sparta'nın bu konudaki tutumu oldukça katıdır.Hierin bleek Sparta te sterk.