Bu yazısı Ermeniler aleyhinde tutuma ve Ermeni karşıtı yayınlara karşı yazılmıştı.The first edition was called in, and the passages against Arminianism were removed.
Bu asimilasyon sonucu yerliler kendi öz kimliklerini hor gören tutum sergilemeye başlamışlardır.One way is that of the assimilationists who have renounced their Jewishness.
Hindistan"ı degiştirdigine inandıgım uçüncü sey ise İngiliz diline yonelik tutumumuzdur.The third big thing I believe that has changed India is our attitude towards the English language.
Açıkçası bu tutum, işleyeceğimiz konu için doğru bir yaklaşım değil.Let's call this Stock A. And Stock B.
Biz de biz kendimizi ne ödeme çok tutumlu.So we are very frugal on what we pay ourselves.
Ve Amazon'da gördüğünüz bu tutumu kesinlikle Wall Street'te de görebilirsiniz.And you see this behavior on Amazon as surely as you see it on Wall Street.
Bu oldukça otoriter ve benim son derece eleştirdiğim bir tutumdur.Now that is pretty authoritarian, and that's something I'm very much critical of.
Ve bazen de insanlar da ısı tutumu ,entalpi, kelimesini duyarsınız.And sometimes you'll hear the word enthalpy.
Çeşitli tutum durdu grup, bu iletişim sonra, layık ressam.The group that stood in various attitudes, after this communication, were worthy of a painter.
İyimserlik bazen bir inanç, entelektüel bir tutum olarak tanımlanır.Optimism is sometimes characterized as a belief, an intellectual posture.
Eğitmen geldi ve tutumu aynen şöyleydi. " Tamam, gel, beni tut. "She comes up, and this was her approach, the teacher. "Okay, come on, grab me."
Bence sanat söz konusu olduğunda, sanatçının tutumu en önemli şeydir.I think that in art, an artist's attitude is the most important element.
Eger boyle bir tutumunuz varsa, gruptan cikmanizi istiyoruz.If you engage in that type of behavior, you'll be asked to leave the community.
Doğru tutumları ve deneyimleri de olmazdı.And so we try to ask:
Elbetter, onlar enerji tüketimi konusunda daha tutumlu olmalılar.Of course they must be more energy-efficient.
Park Hae Young'un şu sıralardaki tutumuna bakacak olursak... ...bunun olma ihtimali oldukça yüksek.Seeing Park Hae Young's current stance, there's a high chance that will happen.
Yaş, görünüşümüze karşı tutumumuzun değiştiği başka bir olgudur.Age is another thing when our attitude toward our appearance changes.
Bu iskeletler, şimdi göstereceğim filmdeki gibi, çok belirli tutumlara sahipler.And these skeletons have a particular set of behaviors, which I'm going to demonstrate in a film.
Liflerin bu belirli yönlenmeleri, iskelete çok, çok farklı bir tutum kazandırıyordu.Those fibers in that particular orientation give the skeleton a very, very different behavior.
Dünya da tutumları değiştirmek çok güçtür. Heryere erişen bir dile ihtiyacımız var.And in a world where attitudes are so difficult to change, we need a language that reaches through.
Bunun sebebi agirlikli olarak secmenlerin tutumu, taraftarlarin gercek anlamda konuya asilmamasi.It died, in large part, because it lacked constituent buy-in; it lacked stakeholder traction.
Ve toplumu yeteri kadar değiştirebilirsek... ...milli tutumlarıda değiştirebiliriz.And if we can change enough communities, we can change national attitudes.
Kadınlara ve HIV'e olan milli tutumları... ...değiştirebiliriz.We can change national attitudes to women and national attitudes to HlV.
Toplumun düşüncelerini değiştirirler. HIV'e karşı tutumları değiştirmeliyizThey change the way communities think -- we need to change attitudes to HlV.
Afrika'daki kadınlara karşı tutumları değiştirmeliyiz.We need to change attitudes to women in Africa.
Tüm yalaka tutum, Tanrı-kaçak şimdi çok sade bilinir.In all his cringing attitudes, the God- fugitive is now too plainly known.
Size Böyle bir tutum var.You have such an attitude.
Meyve tutumuna hiç zarar yok.Everything is just fine under these circumstances.
Tüm bu benzerliklere rağmen, tasarruf tutumlarında büyük farklılıklar görüyoruz.Despite all of these similarities, we see huge differences in savings behavior.
Evsizliğin bir yaşam tarzı değil bir tutum olduğu.I failed to realize that homelessness is an attitude, not a lifestyle.
Bir Afrikalı olduğumdan, bana karşı ilk tutumu hor görme ve küçümsemeydi.Her default position toward me, as an African, was a kind of patronizing, well-meaning pity.
Bunlar tutum, farkındalık ve özgünlüktür.They are Attitude, Awareness and Authenticity.
Bilmiyorum, çünkü hiç yapmadım. Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.I don't know, because I never did it, but I would imagine that it would take a great attitude.
Lavanın kendisine karşı tutumunun eskisi gibi olmadığını anladı.Jacob saw the expression on Laban's face, and, behold, it was not toward him as before.
İsrail önderleriyle kral alçakgönüllü bir tutum takınarak, ‹‹RAB adildir›› dediler.Then the princes of Israel and the king humbled themselves; and they said, "Yahweh is righteous."
Sonunda tutumunu değiştirdi düşmanlarının: Halkından tiksindiler, Kullarına kurnazca davrandılar.He turned their heart to hate his people, to conspire against his servants.
Ama Aşer, Manaşşe ve Zevulun halkından bazıları alçakgönüllü bir tutum takınarak Yeruşalime gitti.Nevertheless divers of Asher and Manasseh and of Zebulun humbled themselves, and came to Jerusalem.
Onları çağırırsanız da, suskun dursanız da size karşı (tutumları) birdir.It is all the same if you call them or hold your tongue.
"Bu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir."This is just a habit of antiquated people.
Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.And is intractable in his love of worldly goods.
İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.In the same way, attractive have been made their deeds to the prodigals.
Onları çağırdığın bu tutum, şirke bulaşanlara çok ağır gelmiştir.Heavy is to idolaters what you invite them to.
Onların bu tutumları: Bize ateş, sadece sayılı günlerde dokunacaktır, demelerinin bir sonucudur.For they say: "The Fire will not touch us for more than a few days."
Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav.Dispel evil with what is good.
Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık.So We forgave him.
Allah’a itaatsizlikten sakının! Allah size en uygun tutumu öğretiyor.If he is, it would surely be sinful on your part.
Elbette Allah iman edenleri dosdoğru yola, isabetli tutuma yöneltir.Verily God guides those who believe, to the even path.
Babamız açıkça yanlış bir tutum içindedir.Our father is surely in the wrong.
İçlerinde tutumlu (ılımlı) bir ümmet var, ama onlardan çoğu, ne kötü işler yapıyorlar?Some of them are a just nation; but many of them -- evil are the things they do.
İyilik (birr), evlere arkalarından gelmeniz değildir, ama iyilik sakınan(ın tutumudur).Say: 'They are appointed times for the people, and the Pilgrimage.'
Allah size en uygun tutumu öğretiyor. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla bilir.So be afraid of Allah; and Allah teaches you.
Ne çirkin davranıştı bu tutumları!Vile indeed was what they used to do.
Allah size en uygun tutumu öğretiyor.And fear God.
O'nun isimlerinde ters bir tutum izleyenleri bırakın.So call on Him by His names and shun those who distort them.
Azami desen LOD tutumuSubpixel bits
Bakan Dutton'un bu konudaki sıkı tutumuna aferin.Robert Johnstone posted this comment on a Facebook update by Behrouz Boochani:
SETimes: Kosova'daki iş çevrelerinin bu konudaki tutumları nasıl?SETimes: What is the position of the business community in Kosovo on this issue?
Moskova, Belgrad'ın Kosova'nın bağımsızlığını tanımaya karşı tutumunu sürekli olarak savunmuştu.Moscow has consistently defended Belgrade's position against recognising Kosovo as independent.
Gelişim komitesinin siyasi koordinatörleri konu üzerinde ortak bir tutumda uzlaşamadılar.Political co-ordinators of the development committee failed to reach a joint stance on the issue.
Priştine yönetimi tutumunu hiç de gizlemedi.The leadership in Pristina has made no secret of its opposition.