Meyve tutumuna hiç zarar yok.Fără a afecta fructul matur.
Meyve tutumuna hiç zarar yok.Ingen skade på frugtgruppen.
Meyve tutumuna hiç zarar yok.Pas de danger pour les fruits.
Meyve tutumuna hiç zarar yok.Žádná škoda na násadbě plodů.
Meyve tutumuna hiç zarar yok.Καμία απολύτως.
Meyve tutumuna hiç zarar yok.Никакого вреда.
Meyve tutumuna hiç zarar yok.Няма вреда за плодовете.
Neden böyle olmak zorunda? Dostum? Size Böyle bir tutum var.왜 그렇게해야합니까? 임마? 당신 이러한 태도를했습니다.
Neden böyle olmak zorunda? Dostum? Size Böyle bir tutum var.Γιατί πρέπει να είστε έτσι; Dude; Εσείς έχουν μια τέτοια στάση.
Neden böyle olmak zorunda? Dostum? Size Böyle bir tutum var.למה אתה צריך להיות ככה? אחי? אתה יש כזה יחס.
Neden böyle olmak zorunda? Dostum? Size Böyle bir tutum var.申し訳ありませんが男性。 ここで彼は右そこに、来る。
Newton evreninde iki tutum vardır-- birisi boşlukta yer kaplamaktır.뉴턴 우주에는 두 가지 물질의 속성이 있습니다. 하나는 공간 점유율입니다. 물질은 공간을 차지합니다.
Newton evreninde iki tutum vardır-- birisi boşlukta yer kaplamaktır.ישנן שתי תכונות לחומר ביקום הניוטוני -- אחת היא תפוסת מקום. חומר תופס מקום.
Newton evreninde iki tutum vardır-- birisi boşlukta yer kaplamaktır.هناك سمتين للمادة في نيوتونية الكون واحدة منهم إشغال الفراغ . المادة تأخذ حيّز
Newton evrenindeki bir sorunda yer alan iki tutumu okuyacağım--이게 뉴턴 우주에서의 물질의 두 가지 속성 중 하나라고 생각할 만큼요. --
Newton evrenindeki bir sorunda yer alan iki tutumu okuyacağım--למשל, אני קוראת שאחת משתי התכונות של חומר ביקום הניוטוני --
Newton evrenindeki bir sorunda yer alan iki tutumu okuyacağım--مثل أنا سأقرأ واحدة من سمتين للمادة في نيوتونية الكون (نظرية نيوتن عن الكون )
Nihayetinde tutumunu sergileyeceđin belirli bir nokta ver.무솔리니식 파시즘이 정권을 장악하면 어떻게 해야할까요?
Olarak, belirli tutum, göz, ses, bir şekilde, bir an için sessizlik hoparlör aşağıda parti vurdu.그것은 수 있습니다 것처럼, 그건 확실 그의 태도, 눈, 음성, 태도, 잠시 스피커가 침묵 아래 파티를 쳤다.
Olarak, belirli tutum, göz, ses, bir şekilde, bir an için sessizlik hoparlör aşağıda parti vurdu.سواء كان الأمر ، فمن المؤكد أن موقف والعين والصوت وطريقة ، من ضرب المتكلم لحظة الطرف أدناه في التزام الصمت.
Olarak, belirli tutum, göz, ses, bir şekilde, bir an için sessizlik hoparlör aşağıda parti vurdu.一瞬のためのスピーカーは沈黙するには、以下のパーティーを打った。 時間さえhushes大胆さと決断で何かがある
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.Ik verbande hen naar vele landen; op die manier strafte Ik hun voor hun goddeloze levenswijze.
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.In razkropil sem jih med narode in bili so raztreseni po deželah: po njih dejanju in ravnanju sem jih sodil.
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.I rozproszyłem ich między narody, a rozwiani są po ziemiach; według dróg ich i według spraw ich sądziłem ich.
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.Jeg spredte dem blandt Folkene, og de strøedes ud i Landene; efter deres Færd og Gerninger dømte jeg dem.
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.그들을 그 행위대로 심판하여 각국에 흩으며 열방에 헤쳤더니
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.И Я рассеял их по народам, и они развеяны по землям; Я судил их попутям их и по делам их.
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.ואפיץ אתם בגוים ויזרו בארצות כדרכם וכעלילותם שפטתים׃
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.فبددتهم في الامم فتذروا في الاراضي. كطريقهم وكافعالهم دنتهم.
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.我 將 他 們 分 散 在 列 國 、 四 散 在 列 邦 、 按 他 們 的 行 動 作 為 懲 罰 他 們
Onları uluslara dağıttım, ülkelere yayıldılar. Onları tutumlarına ve davranışlarına göre yargıladım.我 將 他 們 分散 在 列國 、 四 散 在 列邦 、 按 他 們的 行動作為 懲罰 他 們
Park Hae Young'un şu sıralardaki tutumuna bakacak olursak... ...bunun olma ihtimali oldukça yüksek.Au vu de la position actuelle de Park Hae Young, il y a de fortes chances que ça se passe ainsi.
Park Hae Young'un şu sıralardaki tutumuna bakacak olursak... ...bunun olma ihtimali oldukça yüksek.Park Hae Young jelenlegi helyzetét látva, nagy az esély rá, hogy ez fog történni.
Park Hae Young'un şu sıralardaki tutumuna bakacak olursak... ...bunun olma ihtimali oldukça yüksek.Με τον τρόπο που συμπεριφέρεται ο Παρκ Χε Γιουνγκ τώρα, φαίνεται πως κάτι τέτοιο είναι πολύ πιθανό να συμβεί.
Park Hae Young'un şu sıralardaki tutumuna bakacak olursak... ...bunun olma ihtimali oldukça yüksek.بالطريقة التي يتصرف بها الان لا يظهر انه مستعد للتخلي عنها
Peki, şimdi ne yapılabilir? " Çeşitli tutum durdu grup, bu iletişim sonra, layık ressam.Grupul care a stat în diverse atitudini, după această comunicare, au fost demn de un pictor.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Aber ich kann mir vorstellen, dass es einer großartigen Attitude bedingt.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Ale myslím si, že musíte mať skvelý postoj k veciam.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Ale věřím, že to chtělo velmi silný přístup z jejich strany.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Dar îmi imaginez că îţi trebuie o atitudine pe cinste.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.De úgy képzelem, megfelelő hozzáállás kell hozzá.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.하지만 훌륭한 태도를 취할 것이라고 상상해 볼 수 있을 것입니다.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Maar ik kan me inbeelden dat het enorm veel werk meebrengt.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Ma credo che ci vorrebbe l'atteggiamento giusto.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Mais j'imagine que ça nécessite une super attitude.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Mas imagino que requeresse uma boa atitude.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Men jag skulle gissa att det kräver en bra attityd.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Nhưng tôi tưởng tượng cần phải có thái độ tuyệt vời.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Pero supongo que se necesita una gran "actitud".
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Tapi saya bayangkan kalau itu memerlukan sikap yang hebat.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Wydaje mi się, że potrzeba świetnego podejścia.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Αλλά νομίζω ότι χρειάζεται μια καλή στάση αντιμετώπισης.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Но си представям, че трябва да имаш страхотна нагласа.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.Но я могу представить, что для этого бы был нужен хороший подход.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.אבל אני מדמיין שזה ידרוש גישה עצומה.
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.ولكن اعتقد ان ذلك تطلب جرأة كبيرة
Sanıyorum ki çok iyi bir tutum gerektirir.自分の周りのことに敏感に反応し
Savcýlýđýn tutumu hevesli hatta görevi suistimal etmekte.Cet acharnement suscite des interrogations et représente même, selon moi, une faute grave.
Savcýlýđýn tutumu hevesli hatta görevi suistimal etmekte.Det rejser spørgsmål om anklagemyndighedens nidkærhed, og jeg vil enddog sige embedsmisbrug.
Savcýlýđýn tutumu hevesli hatta görevi suistimal etmekte.Het stellen van vragen of vervolgingsijver en ik zou zelfs zeggen wangedrag.