Ana içeriğe geç
Sözlük

tutum ile cümle

tutum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ama bu tutumlarına karşın daha sonraları üyeleri çok ünlü olacaktır.其后累世皆为诸生,至大櫆益有名。
Yıldırım savaşı taktikleri de esas olarak dolaylı tutum stratejisine dayanmaktadır.換言之,運動戰主要適合于地形複雜的戰場。
Din açısından ise Voltaire'in tutumları biraz karışıktır.因为阿斯塔的话语,记忆变得有点混乱。
Siz koşullarınızı değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değişitirebilirsiniz.這不僅改變了他們的行為,還可能塑造他們的情感和信仰。
Muhalif tutumundan dolayı idam edilmiştir.原本以擅長的預言欲將卡希歐至於死地,卻被擊敗。
Papa Portekiz'de Papalık elçisi iken oradaki Cizvit papazların tutumundan hiç hoşlanmıştı.在格里高利教皇到来之前,他们一直崇拜这尊雕像。
2. Davranış, tutum, tavır: “Bambaşka bir hâliniz vardır sizin.그러나 양부(兩府)가 의논하기를, “맏아들이 계통을 잇는 것은 고금에 통용되는 법이다.
Ancak daha sonra Ehman bu şüpheci tutumunu değiştirmiştir.그 후, ‘栄光めざしはばたけよ)’로 변경됐다.
Pollyanna'nın yaşam felsefesi ''Mutluluk Oyunu'' babasından öğrendiği iyimser tutumdur.폴리아나의 삶에 대한 철학은 그녀가 아버지로부터 배운 낙관적이고 긍정적인 태도인 "기쁨 놀이" 를 중심으로 한다.
Güney ve Orta Amerika ile Afrika'daki devrimleri destekleyici bir tutum aldı.미국의 남부와 중부에서는 독립을 요구하는 혁명적인 움직임이 산발했다.
Samimi dostluk, iyi öğüt takası, adil tutum olmalı, ihanet olmamalı" der.이는 세교(世敎)에 관계되고 치도(治道)에 해로우니, 파직은 실로 너그러운 법이요 과중한 것이 아닙니다."
Aksine özgürlükçü tutumunu duymuş olduğum bir isim.그는 생전에 자유사상가로 명성을 얻었다.
Manastır'daki tutumu ilk günden beğenmemiştim.처음에는 억지로 아스코에 다니는 나오가 마음에 들지 않았다.
Bu beklenmedik olay karşısında Ev Sahibi’nin tutumu ne olacaktır?그렇다면 무상의 유정은 어떠한 처소에 거주하는 것인가?
Bu girişimler muhtemelen “Büyük Kral” olarak İskender’e karşı iki tarafın tutumunu birleştirmeyi amaçlıyordu.이것은 아마도 알렉산드로스 자신을 "위대한 왕"으로 높이는 그들의 행위를 통해 두 민족을 동등하게 만들고자 하려는 시도였다.
20. yüzyılın son on yılı boyunca Almanya, göçmenlere karşı tutumunu değiştirmiştir.בעשור האחרון של המאה ה-20 שינתה גרמניה את יחסה כלפי מהגרים.
Bu beklenmedik olay karşısında Ev Sahibi’nin tutumu ne olacaktır?למה לדבר על יורש כשאני עוד כאן?
İmparatorluk, Yahudi tebaasına karşı sıklıkla vurdumduymaz ve gaddar bir tutum takınmıştır.הקיסרות הייתה לעיתים קשוחה ואכזרית ביחסה לנתינייה היהודים.
Fransa ile barış yapmakla beraber II. Richard İrlanda'ya karşı çok değişik bir politik tutum uyguladı.אף על פי שריצ'רד שאף לשלום עם צרפת, הוא נקט גישה שונה ביחסו למצב באירלנד.
İzci, tutumludur.הוא בוחן, מתרומם.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.בסופו של דבר היא יוצרת קשר עם גבר אחר ומתחתנת אתו.
Bu bir çeşit tezatlı tutum olarak görülebilir.ניתן, לראות זאת כצורה מסוימת של שקע תרמי.
Ancak o kendisini aktör ve yazar olarak tanıtır, ozan olarak adlandırılmasına alaycı bir tutum takınırdı.אשר אליו, הוא התייחס אל עצמו כאל סופר וחסיד של מה שכינה כ"דתיות נימית".
Almanya’yı terk etmek zorunda kaldıktan sonra bu tutumunu değiştirdi.אותו נאלץ לעזוב לאחר שהשתנה קולו.
Bu kararlı tutum yapılan mitinglerle ve konuşmalarla sürekli sıcak tutuldu.Ще им бъда вечно признателен и с думи, и с дела.
Aksine özgürlükçü tutumunu duymuş olduğum bir isim.Дейността му се отличава със свободомислие.
Örgütün tutumu büyük ölçüde antikomünisttir.Като цяло организацията стои на антикомунистически позиции.
Bu beklenmedik olay karşısında Ev Sahibi’nin tutumu ne olacaktır?Какъв е хонорарът на консултанта за подобен вид дейност?
Arthur'u elinde tutan II. Filip de Arthur'dan yana tutum aldı.Филип II подкрепя исканията на Артур.
Dış politikada Sovyetler Birliği'ne karşı görece katı tutum izledi, ABD'yle ilişkileri geliştirdi.Във външната политика той затопля отношенията си със САЩ.
Nehir üzerine son olarak Obruk Barajı yapılarak 2007 yılı içerisinde su tutumuna başlanılmıştır.През 2007 г. започва изграждането на дига по брега на реката за предпазване от наводнения.
737-300’e göre daha tutumlu olmak için daha az yolcuyla daha uzun mesafe’ye uçmaktadır.747-300SR je inačica kratkog dometa za prijevoz više putnika na kraćim relacijama.
Ama sonra bu tutumdan vazgeçer ve onunla evlenir.Nakon toga se zaljubljuje u nju i ponudi joj brak.
Roosevelt’e göre bu tutum Amerika’nın savaşa katılımına zorlamıştır.Friedman je smatrao da su Sjedinjene Države trebale ući u rat.
Sosyal baskınlık yönelimi, sosyal baskınlık kuramının bireysel tutumsal yönüdür.Zastupao je načelo ekonomskog izjednačavanja ljudi kao temelj društvene harmonije.
Aksine özgürlükçü tutumunu duymuş olduğum bir isim.Determinizmus je v podstate opakom pojmu slobodnej vôle.
Agnostik ateizm – Hem ateizmi, hem de agnostisizmi kapsayan bir felsefî tutum.Agnostický ateizmus je filozofický pohľad, ktorý zahŕňa ateizmus aj agnosticizmus.
Ancak zamanla komünist partinin psikanalize karşı tutumunun da etkisi altında psikanalizden uzaklaştı.Rovnako počas "fázovania" je odolnejšia proti psychickým útokom.
Fransa'ya bağlanma yanlısı harekete karşı kararlı bir tutum sergiledi.Priviedla Francúzsko k fatálne chybnému odhadu situácie.
Kendisine takınılan bu kötü tutum üzerine ülkeyi terk etme kararını verdi.Odločil se je zapustiti te grozne kraje.
Roma Cumhuriyeti'nin o zamana kadar takip edilen stratejik ve taktik tutumu bundan sonra değiştirildi.Skozi čas se je podoba in taktika rimske vojske spreminjala.
İzci, tutumludur.Vid, mučenec.
Bu tutumu bazı ulusalcı yazarlar tarafından eleştirildi.Temu ustrezno napet je bil odnos do nekaterih pisateljskih kolegov.
Diğer canlılara karşı Son derece agresif bir tutum sergilerler.Bendruomeniniai, agresyvūs su kitais gyvūnais.
Hareket psikolojide, davranış, tutum.Vaidyba psichologiška, temperamentinga, raiški.
Agathias, kısa sürede herkesin eski tutumlarına döndüğünü bildirir.Alavitai tiki, kad kažkada visos jų dvasios buvusios žvaigždėmis.
Balıkesir Kongresi gibi bağımsız tutumunu sürdürmüştür.Nustojo gyvuoti kaip savarankiškas klubas.
Taraflar ayrıca birbirlerinin müttefiklerine karşı da aynı tutumu takınacaklardır.Taip pat reiktų pagalvoti ar jie derės vienas prie kito.
20. yüzyılın son on yılı boyunca Almanya, göçmenlere karşı tutumunu değiştirmiştir.XX a. 10-tą dešimtmetį Švedijos vyriausybė pripažino, kad ši ekstradicija buvo klaida.
Horty’nin bu ikili tutumunu öğrenen Hitler, 1944’te Macaristan’ın işgal edilmesi emrini verdi.Saades teada Horthy kahepalgelisusest käskis Hitler 1944. aasta märtsis Saksa vägedel Ungari okupeerida.
Karen’ın çocukluğu ailesinin ona karşı tutumu nedeniyle hiç de iyi geçmemişti.Davidi õpilased ei saanud tema raske iseloomu pärast temaga kõige paremini läbi.
Queer bireyler heteroseksizme ve heteronormativiteye karşı politik bir tutum alan bireylerdir.Queer'susest saab sellega vastupanu nii heteronormatiivsusele kui ka homonormatiivsusele.
İsveç ayrıca eşcinsellik konusunda da özgürlükçü bir tutuma sahiptir.Lisaks on teoses puudutatud ka vabamüürluse teemat.
Avrupa ülkelerinde eşcinsellere yönelik saldırılar ve homofobik tutumlar vardır.Euroopa Parlament võttis vastu resolutsiooni, milles taunitakse homofoobiat Euroopa Liidu liikmesriikides.
2.Söz konusu Avrupa kararları, benimsedikleri tutumda ve faaliyetlerinin yürütülmesinde Üye Devletleri bağlar.2.Essas decisões europeias vinculam os Estados-Membros nas suas tomadasde posição e na condução da sua acção.
2.Söz konusu Avrupa kararları, benimsedikleri tutumda ve faaliyetlerinin yürütülmesinde Üye Devletleri bağlar.Aceste decizii europene angajeazăstatele membre în luările lor de poziţie şi în desfăşurarea acţiunii.
2.Söz konusu Avrupa kararları, benimsedikleri tutumda ve faaliyetlerinin yürütülmesinde Üye Devletleri bağlar.DEN FÆLLES UDENRIGS- OG SIKKERHEDSPOLITIK
2.Söz konusu Avrupa kararları, benimsedikleri tutumda ve faaliyetlerinin yürütülmesinde Üye Devletleri bağlar.WSPÓLNA POLITYKA ZAGRANICZNA I BEZPIECZEŃSTWA
3.Avrupa Parlamentosu, ilk okuma sırasında tutumunu kabul eder ve bunu Bakanlar Konseyi’ne bildirir.3.Il Parlamento europeo adotta la sua posizione in prima lettura e la trasmette al Consiglio dei ministri.
3.Avrupa Parlamentosu, ilk okuma sırasında tutumunu kabul eder ve bunu Bakanlar Konseyi’ne bildirir.Conseil des ministres.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod