Tek el ile tutulur, diğer elde ise kalkan olurdu.Heeft hij een hand hoger en de andere lager is het spel onbeslist.
Şarap da tıpkı ekmek gibi özel bir muameleye tabi tutulur.Vervolgens wordt de most net zo behandeld als witte wijn.
O gün, Puja törenleri düzenlenir ve oruç tutulur.From This Day On) Rozstania i powroty (oryg.
Bu günde, topluca oruç tutulur ve kişi günahlarından ötürü bağışlanmak için dua eder.Tego dnia wierni odwiedzają groby swoich bliskich i modlą się o ich zbawienie.
Fakat bu sefer Rus ordusu tarafından tutulurlar.Terytoria te zostały okupowane przez armię rosyjską.
Sol elle tutulur, sağ elle üzerindeki (piyano tuşları gibi) tuşlarına basılarak çalınır.W żlebie tym znajduje się próg skalny, na lewo od którego (patrząc od dołu) biegnie Miedziana Drabina.
Ivar Doğu Anglia'nın son yerel kralı Edmund'un 869 yılında öldürülmesinden sorumlu tutulur.Ivar jest także kojarzony z zabójstwem św. Edmunda ze Wschodniej Anglii w 869.
Kayıtlar dakika dakika tutulur.Relacja minuta po minucie.
Dış tentenin gergi ipleri de gergin tutulur ama, belirli bir esneme sağlamalıdır.Jądro zewnętrzne powoduje silne ugięcie fali, ale może się ona w nim rozchodzić.
Kap serin bir yerde tutulur.Należy przechowywać w chłodnym miejscu.
20 kuruş değerindeki mecidiyeler hazinece 19 kuruştan işleme tabi tutulur.Posiadacz e-portfela ma do dyspozycji rachunek prowadzony w 19 walutach.
Cenazelerde 10-15 gün yas tutulur.Budowa zajmuje jej 10–15 dni.
Gözler yarı açık tutulur, ancak herhangi bir nesneye odaklanmaz.Deras ögon var stora men de hade inte binokulär (framåtriktad) syn.
1798 yılından kalma bir el kopyası şu anda Saraybosna Kent Arşivinde tutulur.En handkopia från år 1798 hålls för närvarande i Sarajevos statsarkiv.
Adres uzayındaki geri kalan alanlar boş tutulur.Resten av utrymmet skulle förbli tomt.
Bakteriler ortamda nemli tutulursa, insanları 15 güne kadar hasta etmeyi sürdürebilir.Om bakterier i omgivningen hålls blöta eller fuktiga kan bakterierna smitta i upp till femton dagar.
Bu süre içerisinde kişi gözlem altında tutulur.Under denna tid tas de om hand av en väktare.
Mesela Uranyum-235 nötron bombardımanına tutulur.Vanligtvis görs det genom att klyva uran-235-atomer.
Cenazelerde 10-15 gün yas tutulur.De kläcks efter 10 till 15 dagar.
Burada öğrencilerin ilgi alanları göz önünde tutulur.Du kommer troligtvis finna studenternas uppmärksamhet på detta sätt.
Ünlü arkeolog Dr. Indiana Jones, Amerikan Hükümeti tarafından Ark of the Covenant'ı bulması için tutulur.Arkeologen Indiana Jones är utsänd för att få tag i arken innan nazisterna gör det.
Çiftlerde kaldırışlarda partner, erkek sporcunun omuz seviyesinin üstünde tutulur.På individernas nacke sträcker sig en man fram till axlarna.
6 Mayıs’ta Hıdırellez tutulur.Faneden avläggs den 6 maj.
Alfa-beta pirinçleri genellikle sıcak işlemine tabi tutulurlar.Alfa-gal tas vanligen oproblematiskt upp via maten.
Zincirlerle bağlı tutulur.Medaljerna var fästa med kedjor.
İç çamaşırın içinde veya tek başına giyilebilirler ve küçük elastik kayışlarla tutulurlardı.De bars ensamma, eller med en kjortel under.
Kimi zaman ışık sembolüyle özdeş tutulur.Ibland följs febern av röda utslag.
Sevimli görünüşlerinden dolayı Güneydoğu Asya'da ev hayvanı olarak da tutulurlar.Några individer hölls i Sydostasien som husdjur.
Uzman jandarmalar kıt'aya katıldıklarında altı ay süre ile staja tâbî tutulurlar.Hans stallkamrater var vid tillfället avstängda från cykelsporten under sex månader.
Şalter kontakları bir kilit ile kapalı tutulur.Så man höll dem under lock och lås.
Adamlar tutulur mevsime göre turfanda sebzeler yetiştirilirdi.Man fångade fåglarna på hösten när de var som fetast.
Sonraki durumda,enerji potansiel enerji olatak tutulurbu da kütlenin arttığını gösterir.Några får så hög rörelseenergi att de lämnar ytan.
Bu sırada kesit kurutulmaz; işlenmekte iken devamlı olarak ıslak tutulur.За своїм змістом це не таксон, але за складом він близький до надряду Ungulata (унгуляти).
Yaşı gizli tutulur.Ліцей закритий.
Bazı kültürlerde insan eti yiyecek olarak görülür, bazen hayvan etiyle bir tutulurdu.У деяких культурах виключають вживання м'яса в їжу, іноді використовуються його аналоги.
Bakteriler ortamda nemli tutulursa, insanları 15 güne kadar hasta etmeyi sürdürebilir.При перебуванні бактерій у вологому середовищі, їх здатність до зараження зберігається до 15 днів.
Gölde balık da tutulur.В озері водиться риба.
Kap serin bir yerde tutulur.Його обов'язково слід зберігати у прохолодному місці.
Kafa travmalarından sonra özellikle hastalar 24 saat müşahede altında tutulurlar.Після стікання надлишків сироватки (через 24 години) голови поміщають у розсол на дві доби.
ARK'da olan olaylar ve Shadow Projesi gizli tutulur.За спогадами старожилів і архівними документами, в Шацьку діяв ревком.
Hastalığı boyunca, bilinç kaybı yaşadığı ve gittikçe kötüleşen nöbetlere tutulur.Під час кожної акції він відчував нестерпний біль, коли його піднімали і опускали.
Bu süre içerisinde kişi gözlem altında tutulur.У цей час самець охороняє їх.
Zincirlerle bağlı tutulur.Připevněné na řetězech.
Klavyenin tersine, oyun kumandası masanın üzerine konulmaz; elde tutulur.Svorkový stativ: na rozdíl od stolního stojanu nestojí na stole, ale je ke stolu připevněn.
Yan yana tutarak: İki ip yan yana uzunca tutulur.Leží na ni dva rybníky (Přestavlcký a Krčmaňský).
Sınıflandırmada bunlar göz önünde tutulur.Lze ji pozorovat už v triedru.
Elektronlar ve çekirdek elektrostatik kuvvet ile bir arada tutulur.Díra a elektron vznikají současně.
En büyük sudak balıkları kışın tutulur.Nejvyšších vodních stavů dosahuje v zimě.
Bazı geleneklerde oruç tutulur.V některých obcích se tradice stále dodržuje.
Sağ kol da çene hizasında, ama çeneden yaklaşık 15 cm önde tutulur.Přední komín byl v podélné ose plavidla, ale zadní komín byl vyosen na pravobok o přibližně 75 cm.
Bir katil, küçük bir prensi öldürmek için tutulur hem de kralın kendisi tarafından.Ten ale dítě zavraždil s tím, že mu kníže bude vděčný.
Gelinin kapısı tutulur, damadın babasından para alınır.Svědkyně sedí zleva od nevěstina otce.
Pişene kadar hafif ateşte tutulur.Vaří se na mírném ohni.
Sonra çaylar ve lokum tutulur.Sídlí zde pila a sádky.
Dizginler sol elde ya da her iki elde ayrı ayrı tutulur.Ústí zprava do Obu, přičemž se nedaleko ústí rozděluje na dvě ramena.
Evliliklerinin ikinci ayında Rowena, gittikçe kötüleşen ateş ve anksiyeteye tutulur.În a doua lună a căsătoriei, Rowena începe să sufere de febră agravantă și de anxietate.
O gün, Puja törenleri düzenlenir ve oruç tutulur.Ziua se mișcă după hrană, însă încet și greoi.
Zincirlerle bağlı tutulur.Apoi, șicanele s-au tinut lanț.
İyon lehçesindeki Poseideon'daki gibi bazen iki sesbirim tutulur ya da tutulur ve değiştirilir.Uneori, cele două foneme sunt păstrate, sau păstrate și modificate, ca în ionicul Poseideōn.
Seiza sırasında omurga ve baş mümkün olduğunca dik tutulur ama sırt kasılmaz.Se usucă la umbră și cât mai rapid, pentru a nu se desface.