Avrupa'da Eski Çağ'ın sonu genellikle Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla (476) eş tutulur.In Europa, la fine dell'antichità è spesso identificata con la caduta dell'Impero romano d'Occidente (476).
Ivar Doğu Anglia'nın son yerel kralı Edmund'un 869 yılında öldürülmesinden sorumlu tutulur.A Ívarr è a questo punto attribuito il martirio di re Edmondo dell'Anglia orientale (869).
Birinci sınıfta tüm öğrenciler çekirdek programa tabi tutulurlar.I viaggiatori della carrozza di prima classe sono tutti sospettati.
Kap serin bir yerde tutulur.Deve essere conservata in un luogo fresco.
İnsanlar tarafından yumurta üretmek için tutulurlar.In cambio di questo, però, vogliono essere pagati con uova.
El ve ayaklar doğal pozisyonda tutulur.Le manie e i piedi si trovano in posizione piatta.
Kayıtlar dakika dakika tutulur.Gli incisivi sono minuti.
Egemenlik ise Japon halkına ait olup güç Başbakan ve Diet'in diğer seçilmiş üyeleri tarafından esas tutulur.Il potere è principalmente detenuto dal primo ministro e dagli altri membri eletti nella Dieta.
45'lik tutulur, 500 bin satar.250 ordinati, 60 consegnati.
İsrail'de, Yahudiliğe sonradan geçip de evlenmek isteyenler halaha kurallarına tabi tutulur.Ai convertiti che vogliono sposarsi in Israele vengono applicate le regole halachiche ortodosse.
Bu sayılar tutulur.Эти цифры запоминались.
Kizlyarka meşe fıçılarda tutulur ve daha sonra sarı bir renk alır.Кизлярка настаивается в дубовых бочках и затем приобретает жёлтый оттенок.
Alfa-beta pirinçleri genellikle sıcak işlemine tabi tutulurlar.Ара, как правило, пьют тёплым.
O gün, Puja törenleri düzenlenir ve oruç tutulur.В этот день паломники, совершающие хадж, находятся в долине Арафат.
Fakat bu sefer Rus ordusu tarafından tutulurlar.В том же году он был захвачен русскими войсками.
Yas, ilk 10 günde belirgin bir biçimde tutulur.В первые, полноценно появляются в 10 - м сезоне.
Birimlerden (Euler açıları) birisi değiştirilip diğerleri sabit tutulur.Он возник у мусульманского населения, но был заимствован и другими.
Böylece bedenin yalnızca sol yanı rakibe açık tutulur.В застывшем теле остался жить только левый глаз.
Davul zurna eşliğinde güreş tutulur.Подвиг во льдах Лев Усыскин.
20 kuruş değerindeki mecidiyeler hazinece 19 kuruştan işleme tabi tutulur.Монеты достоинством в 10 и 20 крон чеканились из золота 900-й пробы.
İyi para elde tutulur.Деньги были собраны успешно.
Adres uzayındaki geri kalan alanlar boş tutulur.Пункт позади генерала остаётся пустым.
Kap serin bir yerde tutulur.Его обязательно надо хранить в прохладном месте.
Klavyenin tersine, oyun kumandası masanın üzerine konulmaz; elde tutulur.Струбцина: в отличие от настольного штатива, не стоит на столе, а прикручивается к столу.
ARK'da olan olaylar ve Shadow Projesi gizli tutulur.Внешний облик здания и элементы декора остались в первозданном виде.
Çubuklar aynı elde (sağ el) bir arada tutulur.Бояков овраг (и ручей) — правый приток Городни.
Genelde küçük, ince ve uzundurlar, akvaryumlarda süs balık olarak tutulurlar.Есть данные о том, что этих небольших и привлекательных акул ловят и продают для содержания в аквариумах.
Jenny'nin cesedi cenaze töreni için tutulur.Мать Джереми приезжает на похороны бабушки.
Zincirlerle bağlı tutulur.Страницы скреплены цепью.
Bu sezonda Ted, Goliath Ulusal Bankası (GNB) tarafından yeni merkez binalarının tasarımı için tutulur.В 4-м сезоне он разрабатывает проект штаб-квартиры национального банка «Голиаф».
Kağanın buyrukları tutulur ve bu töreye uygun hareket edilirdi.Этот свод законов висел на стене, и его старались соблюдать.
Bu günde, topluca oruç tutulur ve kişi günahlarından ötürü bağışlanmak için dua eder.واليوم عمر أهل الخير والصلاح مرقده ، وجعلوا له حرما فوقه قبة عالية الذرى يحيط به صحن مستدير واسع .
Sol elle tutulur, sağ elle üzerindeki (piyano tuşları gibi) tuşlarına basılarak çalınır.ويحافظ على استقامة رجله اليسرى، ويُزلِّق وركه الأيسر للخلف ويحني رجله اليمنى.
Kayıtlar dakika dakika tutulur.أجسامها دقيقة مستطيلة.
Savaştan sonra yakalanır, Devizes Kalesinde Cardiff'e nakledilene kadar 20 yıl esir tutulur.القبض عليهم بعد المعركة، سجنت روبرت في قلعة ديفايزيس لمدة عشرين عاماً قبل أن يتم نقله إلى كارديف.
Pişene kadar hafif ateşte tutulur.ويترك على النار حتى يهدأ.
Hasta rahat nefes alabilmesi için yarı oturur pozisyonda tutulur.أجبره مرضه على النوم على كرسي مستقيم الظهر لتنفس بشكل مريح.
Sol elle tutulurdu.سفولة اليمنه.
Kap serin bir yerde tutulur.لذا توجب حفظها في مكان بارد التهوية.
Resmi ve diplomatik pasaportlar harçtan muaf tutulur.تصدر الجوازات الدبلوماسية والخاصة.
İmbat hâmile kalır ve bundan Brian suçlu tutulur.Brisa Marítima acaba engravidando, e Brian se sente culpado imediatamente.
Writeback (yüksek riskli) Bu yöntemde de sadece metaların günlüğü tutulur, dosya içeriklerinin tutulmaz.Writeback: os metadados são escritos no journal mas não o conteúdo dos arquivos.
Kap serin bir yerde tutulur.Deve ser conservada num local fresco.
Numuneler enzimatik hasarı önlemek için soğukta tutulur.Muitas reações de enzimas somente são paradas pelo congelamento.
Bunlarda Muharrem Orucu 3-12 gün olarak tutulur.Com isso, os médicos deram-lhe mais 3 a 6 meses.
Bu harekette öne doğru eğilerek ayak parmakları tutulur.Apoia-se para adiante pressionando com os dedos dos pés para avançar.
Gölde balık da tutulur.Peixinho do mar Fiquem com ele!
45'lik tutulur, 500 bin satar.Digamos que você faça 1.000 “negócios e ganhe 545 deles.
Avrupa'da Eski Çağ'ın sonu genellikle Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla (476) eş tutulur.Na Europa, o fim da antiguidade muitas vezes é comparado com a queda de Roma em 476.
Bundan sonra çözelti buharlaştırmaya tabi tutulur ve katı halde tanen (veya tannik asit) elde edilir.Em seguida, deve-se ripar o linho, que consiste em tirar a semente com o ripo (pente em ferro).
Fakat bu sefer Rus ordusu tarafından tutulurlar.Os governadores foram pesadamente guardados pelo exército russo.
Gelinin kapısı tutulur, damadın babasından para alınır.A tradição envolve a família do noivo pagando ao pai da noiva.
Hastalığı boyunca, bilinç kaybı yaşadığı ve gittikçe kötüleşen nöbetlere tutulur.Todo este trabalhou minou a sua saúde, cada vez mais enfraquecido pela diabetes.
Bu değerlendirmede başarısız olan gemi adamları, başarısız olduğu konularda tekrar eğitime tabi tutulur.Por sua vez, os navios que sobreviveram retornaram em mau estado.
Sol elle tutulur, sağ elle üzerindeki (piyano tuşları gibi) tuşlarına basılarak çalınır.In haar linkerhand houdt zij een krans, waarmee zij op een urn leunt.
Bakteriler ortamda nemli tutulursa, insanları 15 güne kadar hasta etmeyi sürdürebilir.In een vochtige omgeving kunnen ze mensen nog 15 dagen lang ziek maken.
Bu günde oruç tutulur.Heden ten dage is hij toetsenist.
Bu giriş, güneş batışından bir dakika önce bile olsa, hemen oruç bozulur ve bayram tutulur.Dit duurt een minuut en na deze minuut is de steen licht genoeg om te vallen.
Kayıtlar dakika dakika tutulur.Teksten voor uren alleen.
Birimlerden (Euler açıları) birisi değiştirilip diğerleri sabit tutulur.De kaart uitwisselen met anderen (familieleden en anderen) was verboden.