Ayaklanma sonunda 162 tutuklama yapılır.După înăbușirea revoltei, au fost arestați 164 săteni.
Tosca'yı tutuklamak için yanına gelmeye başlar.Beszélgetésüket Tosca érkezése szakítja meg.
1942 - Fransa'daki en büyük Yahudi tutuklaması: 12.884 Yahudi Auschwitz'e gönderilmek üzere tutuklandı.Máramarosszigetről összesen 12 749 zsidót deportáltak Auschwitzba.
Uluslararası boyutta bir tutuklama kararı henüz çıkmadı.A pert lezáró ítélet a mai napig nem került elő.
Şehirde de tutuklamalar başlamıştı.Városszerte fosztogatások kezdődtek.
Çok geniş tutuklamalar ve yargılamalar yapıldı.Az eseménynél igen széles a szabálysértések- illetve a büntetések száma.
Polis onu durdurdu ve sorguladı, tutuklamak için ise bir nedeni yoktu.A rendőr megállította Csikatilót és elkérte a papírjait, de nem talált rá semmi okot, hogy feltartóztassa.
Geniş çaplı tutuklamalar yaşandı.Sorozatos katonai puccsok következtek.
Toplu tutuklamalar ve muhalif avı sonucu, mevcut hapishanelerde yer kalmadı.Mivel a dombon ma nagyszabású fejlesztések folynak, a börtönmaradványokat már nem látjuk.
Başta 37 tutuklama gerçekleşti ama sayı kısa zamanda yüzleri buldu.Välittömästi vangittiin 37 henkilöä, mutta lukumäärä kasvoi nopeasti satoihin.
Askerler Manon'u tutuklamak için gelirler.Santarmit saapuvat Geronten kanssa, ja Manon pidätetään.
Bunun üzere Castro Camilo Cienfuegos'u Matos'u tutuklaması için gönderir.Kaksi päivää myöhemmin Castro lähetti Camilo Cienfuegosin Camagüeyhin pidättämään Matosin.
Tutuklama işlemi ertesi sabah gerçekleştirildi.Oikeudenkäynti pidettiin jo seuraavana aamuna.
Bir sonraki duruşmada bu tutuklama emrinin çıkarılmasını istiyorum.Kuulusteltavalle on ennen kuulustelua ilmoitettava hänen asemansa esitutkinnassa.
İngilizlerce 17 gün tutuklama gördü.Saksalaiset olivat 18 päivää paikallaan.
Tutuklamalar ve aramalar sıklaşınca Arpad kitapları yakmak zorunda kaldı.Προκειμένου να ζεσταθεί χρειάστηκε μαζί με τους συντρόφους να κάψει βιβλία.
Çok geniş tutuklamalar ve yargılamalar yapıldı.Ακολούθησαν εκτεταμένα επεισόδια και συλλήψεις.
Amansız taciz, tutuklama ve baskılara rağmen, grup, hükümetin insan hakkı ihlallerini ifşa etmeye devam etti.Παρά τις επεκτάσεις και τα παραρτήματα, το στρατόπεδο ήταν ήδη υπερφορτωμένο με κρατουμένους.
Danimarka polisi üyelerini tutuklama kararı verdi.Det danske politi arresterede nogle af medlemmerne.
Güney hakkında 27 Ocak 2003'te gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı.Østre Landsret med afsagde dom den 27. juni 1997.
Şehirde de tutuklamalar başlamıştı.Også fængslerne forbedredes.
1801 yılında Napolyon Bonapart Justine ve Juliette’in anonim yazarını tutuklama emri verdi.I 1801 beordret Napoléon Bonaparte den anonyme forfatteren av Justine og Juliette arrestert.
Danimarka polisi üyelerini tutuklama kararı verdi.Det danske politiet arresteres av okkupasjonsmakten.
Bu olaylardan sonra da birçok kez mahkemelerde yargılanıp kısa süreli tutuklamalar geçirdi.Siden ble han en rekke ganger fengslet i kortere perioder.
İlk tutuklama furyasında hapse girdi.De møttes for første gang i fengsel.
Özellikle, insanları tutuklamak için ve silah taşımaya izin verilmez.Secara khusus, mereka tidak diperbolehkan untuk menangkap orang-orang dan tidak membawa senjata.
Bazı üniversitelerde başlayan eylemler, sayısız tutuklama ve okuldan atılmalarla sonuçlandı.Protes terjadi di beberapa pusat universitas sehingga banyak penangkapan dan pengusiran.
Özellikle, insanları tutuklamak için ve silah taşımaya izin verilmez.Đặc biệt, họ không được phép bắt người và không mang vũ khí.
Zuniga bir tutuklama belgesi hazırlaması sırasında Carmen'i koruma altına tutmasını ister.Zuniga ra lệnh cho José canh gác cô trong khi ông viết trát bỏ tù.
Tutuklama olmayacak".Không có gì báo cáo".
Böylece toplu tutuklamalardan kaçınılmış olacak ve parti daha güçlü bir şekilde geleceğe hazırlanacaktı.Sau đấy thời gian tổ chức được kéo dài ra thêm và đồng thời lễ hội cũng được tổ chức sớm hơn trong năm.
5 Ocak 1642 günü Avam Kamarasına bizzat gelerek kendisine muhalif beş vekili tutuklamaya kalkar.1642年1月4日、チャールズ1世自らが5議員を逮捕しに庶民院に来るが、内報により5議員は事前に逃れ去る。
Büyük çapta tutuklamalar yapıldı (Balyoz Harekâtı).. 和光大事件(準現行犯逮捕が行われた)
Soruşturma sonucunda ilave tutuklamalar gerçekleşti.関連した誤認逮捕事件が起きる。
İlk tutuklama furyasında hapse girdi.初登場時は服役中。
Robin'i tutuklamak için kullandı.ロビンを捕まえようと付け狙う。
Haklarında tutuklama kararı verilen kişilerden hiçbiri henüz yakalanamamıştır.現在に至るも彼を殺害した犯人は逮捕されていない。
1801 yılında Napolyon Bonapart Justine ve Juliette’in anonim yazarını tutuklama emri verdi.1801年、ナポレオン・ボナパルトは、匿名で出版されていた『美徳の不幸』と『ジュリエット物語あるいは悪徳の栄え』を書いた人物を投獄するよう命じた。
Güney hakkında 27 Ocak 2003'te gıyabi tutuklama kararı çıkarıldı.6月27日に東京地方裁判所から破産手続開始決定を受けた。
İngilizlerce 17 gün tutuklama gördü.男性も17日に告訴している。
Tutuklama işlemi ertesi sabah gerçekleştirildi.死刑は翌日に執行された。
Çok sayıda tutuklama yapıldı.数々の逮捕歴を持つ。
Bu dönemi 1938 yılında altıncı kez tutuklaması izledi.1938年,第三次被捕。
Bir sonraki duruşmada bu tutuklama emrinin çıkarılmasını istiyorum.在之后的审判中,禁止令被撤销了。
Robin'i tutuklamak için kullandı.경찰이 도착했고 그들은 로버트를 체포했다.
5 Ocak 1642 günü Avam Kamarasına bizzat gelerek kendisine muhalif beş vekili tutuklamaya kalkar.1952년 1월 16일에 신설되었으며 5개 지방 자치체를 관할한다.
Haklarında tutuklama kararı verilen kişilerden hiçbiri henüz yakalanamamıştır.또한 그에 의해서 기소된 인사들 중 아무도 유죄 판결을 받은 사람이 없었다.
Uluslararası boyutta bir tutuklama kararı henüz çıkmadı.국제적인 발매에 대한 언급은 지금까지 없었다.
Bir sonraki duruşmada bu tutuklama emrinin çıkarılmasını istiyorum.재판부는 이 판결문에서 다음과 같이 주문하였다.
Lizzie belgeyi imzalamamakta direnince, onu hayat kadını olmak suçundan tutuklamakla tehdit ederler.כשסילביה מסרבת, הוא מאיים לאנוס אותה.
1801 yılında Napolyon Bonapart Justine ve Juliette’in anonim yazarını tutuklama emri verdi.ב־1801 ציווה נפוליאון לאסור את המחבר האנונימי של "ז'וסטין" ללא משפט.
Tutuklama sırasında dövüldüğü iddia edilmektedir.בעת מעצרו ידוע שקיבל מכות מחוקריו.
Çok sayıda tutuklama yapıldı.הרבה רבנים נעצרו.
Tutuklama girişimleri sonuç vermemiş ve gösteriler devam etmiştir.המחווה לא הביאה את התוצאות המבוקשות והמאבקים נמשכו.
1987'de de hakkında verilen gıyabi tutuklama kararı kaldırıldı.עם זאת, תיק החקירה נסגר ב-1987 בשל חוסר מעצרים.
Süreç ilerledikçe tutuklamalar arttı.След пристигането му, броят на арестите нараства.
Askerler Manon'u tutuklamak için gelirler.Появяват се дори призиви сред матросите за арестуването на Ленин.
Londra'da herkesten çok tutuklama oranına sahiptir.Срокът на плена изтърпява в Лондон.
Hakkında tutuklama kararı çıktığında Aydın Valisi olarak İzmir'de bulunuyordu.Prije dolaska na vlast, bio je namjesnik u Hispaniji.
Askerler Manon'u tutuklamak için gelirler.Vojaci prichádzajú Manon zatknúť.