Buna karşılık Karatheodoris, sözde devrimci meclis üyelerinin tutuklanmasını emretti.In response, Karatheodoris ordered the arrest of the revolutionary assembly members.
Shiomi tutuklandı, hüküm giydi ve Japonya'da yaklaşık 20 yıl hapis yattı.Shiomi was arrested, convicted, and served almost 20 years in prison in Japan.
Daha sonra 1955'ten 1958'e kadar Bağdat'ta tutuklu kaldı.He was then detained in Baghdad for the period from 1955 to 1958.
El-Haffar, Kuvvetli'nin müttefiklerinin çoğuyla birlikte tutuklandı.Al-Haffar was arrested along with most of Quwatli's allies.
Manda yetkilileri tarafından tutuklandı ve 1928 yılına kadar gözaltında tutuldu.[1]He was arrested by the mandate authorities and detained until 1928.[1]
Joris altı gün sonra tutuklandı.Joris was arrested six days later.
28 Ekim 2012 tarihinde güvenlik güçleri şehirde toplu tutuklama kampanyası başlattı.[1]On 28 October 2012, security forces launched a campaign of mass arrests in the city.[10]
Leon Sedov Tugayı, Şebbiha komutanını korumasızken tutuklamak için harekete geçti.The Leon Sedov Brigade proceeded to arrest the Shabiha commander when he was unprotected.
El-Ali'nin eş-Şeyh Bedir köyüne girdiler ve birçok Nusayri ileri gelenini tutukladılar.They entered al-Ali's village of Ash-Shaykh Badr and arrested many Alawi notables.
Bunun yerine Tyrach isyana yöneldi ve tutuklandı.Tyrach instead turned to rebellion and was arrested.
Yerine Kegen gönderildi, ancak ayaklanma söylentileri üzerine o da tutuklandı.Kegen was sent to replace him, but upon rumors of insurrection, he was also arrested.
Arcand, savaş süresince tutuklandı ve hapsedildi.Arcand was arrested and incarcerated throughout the duration of the war.
Dr. Varnick, Harvey ve Vernon hayvanlara kötü muameleden tutuklanır.Dr. Varnick, Harvey, and Vernon are arrested for animal abuse.
1946'da Quandt, Goebbels bağlantısı nedeniyle tutuklandı.In 1946, Quandt was arrested because of the Goebbels connection, and interned.
Baasçı Irak'ta siyasi bir tutukluydu.He was a political prisoner under the Ba'athist Iraq.
Darbe girişimi şiddetle bastırıldı ve katılımcılar tutuklandı ya da idam edildi.The coup attempt was violently put down, and the participants arrested or executed.
Bu Kurban Mehmet'in siyasi amaçlı ilk tutuklanması değil.It is not the first politically motivated arrest of Mr Gurban Mammadov.
Mammadov, yeterli bir sebep olmaksızın tutuklanmaya mahkûm edildi.Mammadov was sentenced to pre-trial detention without sufficient cause.
Tutukluluğunun üçüncü ayında hakkında bir suçlama daha açıldı.In the third month of his detention, another charge was brought against him.
Darbenin bastırılmasından sonra Surovikin tutuklandı ve yedi ay boyunca gözaltında tutuldu.After the defeat of the coup, Surovikin was arrested and held under investigation for seven months.
El-Afşin'in 840 yılında tutuklanmasının ardından çift de tutuklandı. [14]Following the arrest of al-Afshin in 840, however, the couple were also arrested.[14]
Bu dönemde devlete karşı komplo kurmakla suçlandı ve birkaç kez tutuklandı.During this period, he was accused of plotting against the state and was arrested several times.
El-Aseli, Kuvvetli'nin ortaklarının çoğuyla birlikte tutuklandı.Al-Asali, along with most of Quwatli's associates, was arrested.
SSMP yasadışı ilan edildi ve tüm lider kadrosu tutuklandı.The SSNP was outlawed and its entire leadership was arrested.
(Arapça) Baas partisinin ikinci ismi Suriye'de tutuklandı.TV Interview on YouTube (in Arabic) Second Baath party figure arrested in Syria.
Japon asıllı Amerikalıların tutuklanmasıInternment of Japanese Americans
Yolsuzluk suçlamaları ve tutuklanmasıCorruption charges and arrest
Binanın müteahhidi, Mehmet Yaşar Coşkun, İstanbul Havalimanı'nda tutuklandı.The contractor of the building, Mehmet Yaşar Coşkun, was arrested at the airport in Istanbul.
Savaştan sonra tutuklanan ve yargılanan Decoux hüküm giymedi.Arrested and tried after the war, Decoux was not convicted.
Barışı müzakere etmek için İskoçya'ya uçtu, ancak orada tutuklandı.He flew to Scotland in an attempt to negotiate peace, but was arrested.
Mayıs 1945'te Gdańsk'ta bir tren istasyonundan ayrılmaya çalışırken tutuklandı.She was arrested in May 1945 while trying to leave a train station in Gdańsk.
Tutuklanması ve hapishane itirafıArrest and jailhouse confession
Ciugureanu, 5 Mayıs 1950'de Romanya'nın komünist yetkilileri tarafından tutuklandı.Ciugureanu was arrested on 5 May 1950 by the communist authorities of Romania.
Ancak Ocak 1935'te müzeden kovuldu ve tutuklandı.However, in January 1935, he was sacked from the museum and arrested.
1934'teki Uzun Bıçaklar Gecesi sırasında, tutuklanmaktan ve öldürülmekten kıl payı kurtuldu.During the Night of the Long Knives in 1934, he only narrowly missed being arrested and murdered.
Almanya'da 20 ila 30.000 Yahudinin tutuklanacağını belirtti.The SS troops could help, but the state police was supposed to maintain control.
Ocak 1948'de Barvinsky ve eşi NKVD tarafından tutuklandı.In January 1948 Barvinsky and his wife were arrested by NKVD.
Farissol da Correggio'ya göre sunağa asla ulaşamadı, ancak sapkınlıktan tutuklandı.According to Farissol da Correggio never even made it to the altar, but was arrested for heresy.
Delil yetersizliğinden tutuksuz yargılandı ve beraat etti.They are tried pending trial for lack of evidence and acquitted.
Birçok vatandaş Suriye'de ki çoğu aktivistin tutuklanma sebebinin bu olduğuna inanıyor.Many believe that this is what caused the arrests of many activists within Syria.[1]
Ancak 1949'da komünist yetkililer tarafından tutuklandı ve birkaç ay hapis yattı.However, in 1949 she was arrested by the communist authorities and spent several months in prison.
Trovoada tutuklanıp 21 ay tutuklu kaldıktan sonra Fransa'ya sürgüne gitti.After being arrested and detained for 21 months, Trovoada went into exile in France.
Arkadaşım aşırı hız yapmaktan tutuklandı.Mein Freund wurde wegen zu schnellem Fahren eingesperrt.
Tutuklu dün serbest bırakıldı.Der Gefangene wurde gestern freigelassen.
Tutuklu dün salıverildi.Der Gefangene wurde gestern freigelassen.
Tom polislerin onu tutuklamak isteyebileceğinden korkuyordu.Tom hat Angst davor, dass die Polizei ihn verhaften möchte.
Tom'un sarhoşken araba sürmekten tutuklanması beni hiç şaşırtmadı.Es überraschte mich nicht im Geringsten, dass Tom wegen Trunkenheit am Steuer inhaftiert wurde.
Katil henüz tutuklanmadı.Der Mörder wurde noch nicht verhaftet.
Tom tutuklu mu?Ist Tom verhaftet?
Tom da tutuklandı.Tom wurde ebenfalls festgenommen.
Tom neden tutuklanmadı?Warum ist Tom nicht gefasst worden?
Bunun sonucunda 16 adam tutuklandı; bunların 9'u da cezalandırıldı.Schließlich wurden 16 Männer verhaftet, 9 davon wurden verurteilt.
Nkrumah yaşanan bu olaylar neticesinde 1950 yılında Britanyalılar tarafından tutuklanmıştır.1950 wurde Nkrumah von den Briten inhaftiert.
Albert Parsons’ın tutuklanmasını takiben The Alarm'ın yayınını 1892-1893 döneminde devam ettirdi.Nach der Verhaftung Albert Parsons gab Lum The Alarm von 1892 bis 1893 heraus.
Robben Adası: Nelson Mandela'nın tutuklu kaldığı adadır.Ein Touristenmagnet ist die ehemalige Gefängnisinsel Robben Island, auf der Nelson Mandela inhaftiert war.
Dantes düğün günü tutuklanır.Doch am Hochzeitstag wurde er verhaftet.
Polonya'nın Alman işgali sırasında kardeşi tutuklanmıştı.Während der deutschen Besetzung Polens wurde ihr Bruder verhaftet.
Elçiler tutuklanıp zindana koyuldular.Die Gesandten beschrieb er als hartnäckige und hinterlistige Menschen.
23 kişi tutuklandı.23 Personen wurden dabei verhaftet.
Almanya'da iki yıl tutuklu kaldı.Danach war er in Deutschland zwei Jahre lang in Haft.