6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.O seis mil escravos foram crucificados ao longo da Via Ápia por ordens de Crasso.
Tutsak düşmesine karşın, 18 Haziran'da Waterloo'da kaçmayı başardı.No dia seguinte, em 18 de junho, a Batalha de Waterloo foi travada.
Von Kleist, Sovyet tutsaklığında ölen en yüksek sayılan Alman subayıydı.Ewald von Kleist was de hoogste Duitse officier die als krijgsgevangene in de Sovjet-Unie overleed.
Tutsakların çoğunu Delhi yöresine yerleştirdi.Hij liet veel Mongoolse inwoners van Delhi arresteren.
Aynı sırada Marge, Lisa ve Bart Cargill tarafından tutsak edilmiş, şehre geri götürülmektedirler.Ondertussen worden Marge, Lisa, Maggie, en Bart gevangen door Cargill en teruggebracht naar de stad.
İkisi ortası bir değerlendirme, Sovyet kayıplarının 11 bin tutsak ve 90 bin ölü olduğu yönündedir.Een reëlere schatting stelt de verliezen aan Sovjetzijde op 90.000 gevangenen en 11.000 doden.
Zootekni, hayvanların evcilleştirilmesi ya da tutsak edilmesini idare etme ziraatı.Het is verboden het dier te vangen, in gevangenschap te houden of te doden.
Müttefikler'in kendisini tutsak almasından sonra Naumann, Nuremberg'de yargılandı.Na zijn arrestatie door de geallieerden stond Naumann terecht in Neurenberg.
Ar-Pharazôn Sauron'u tutsak olarak Númenor'a götürdü.Sauron werd vrijwillig als gijzelaar meegenomen naar Númenor.
Şalit’in tutsaklığı, genelde adam kaçırma olarak algılanıyordu.Tichelaar was eerder gearresteerd geweest op verdenking van ontvoering.
Çoğu tutsak alındı, bir kısmı intihar etti.Een groot aantal van de gevangenen heeft zelfmoord gepleegd.
Ardından Albert William Tucker modele hapis cezası sonucunu eklemiş ve tutsak ikilemi olarak adlandırmıştır.1950 - Albert Tucker geeft het gevangenendilemma zijn naam in een uitvoerige bespreking van het dilemma.
Ve yaklaşık 1500'ü tutsaktır (2004).Het heeft zo'n 1400 inwoners (2004).
Tony tutsak edilir.Arthur wordt gevangengenomen.
Bunların iki binden fazla mürettebatı da tutsak alınmıştır.De tweekoppige bemanning werd gevangengenomen.
On yıl Rus tutsaklığında kaldı, sonra Münster'e döndü.Spędził dziesięć lat w sowieckiej niewoli po czym powrócił do Münster.
Prusyalılar 2.320 ölü, 5980 yaralı ve 700 tutsak veya kayıpları olduğunu rapor ettiler.Wojska pruskie oszacowały swoje straty na 2320 osób zabitych, 5980 rannych i 700 pojmanych lub zaginionych.
Alman kaynakları çatışmaların sonunda 103 bin Sovyet askerinin tutsak alınmış olduğunu ifade etmektedir.Powojenne źródła niemieckie twierdzą, że do niewoli dostało się w sumie 103 000 radzieckich żołnierzy.
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.Sześć tysięcy pojmanych niewolników Krassus kazał dla postrachu ukrzyżować wzdłuż Via Appia.
Almanlar toplama kampları ve hapishanelerde tutsak edildi.Więziony w niemieckich obozach koncentracyjnych.
Von Kleist, Sovyet tutsaklığında ölen en yüksek sayılan Alman subayıydı.Von Kleist był jedynym feldmarszałkiem III Rzeszy, który zmarł w radzieckiej niewoli.
Beevor tutsak olarak Sovyet kayıplarını 240 bin olarak vermektedir.UPA oceniła straty sowieckie na 240 zabitych!
Ubıhların tutsaklara karşı davranışları çok insancıldı.Zachowanie dużych kotów jest zrozumiałe.
Bunların iki binden fazla mürettebatı da tutsak alınmıştır.Od razu aresztowali część załogi z obu okrętów.
Sevmek ne demek: Aşk, Evlilik ve Tutsaklık.Płeć, małżeństwo i miłość.
1954'te Vladimir hapishanesinde tutsaklıkta ölmüştür.Zmarł w 1954 roku w więzieniu we Włodzimierzu.
Daha sonra Polonya'da tutsak savaş kampında beş yıl geçirdi.Polscy więźniowie przebywali w obozie przez 56 dni.
Mürettebatın bir kısmı öldürüldü, diğerleri tutsak alındı.Część załogi utonęła, pozostali uratowali się.
Daha sonra, atlılarca tutsak edildi.Później został przeniesiony do kawalerii.
Bu laneti yapan büyücü, ömür boyu Azkaban'da tutsak kalır.Użycie go przeciw istocie ludzkiej karane było dożywotnim pobytem w Azkabanie.
Lider Uşurma (İmam Mansur), Anapa'da Ruslar tarafından tutsak edildi.Szefer (Feter), powieszony natychmiast przez Rosjan.
Şalit’in tutsaklığı, genelde adam kaçırma olarak algılanıyordu.Szyiccy rebelianci zaprzeczyli, jakoby stali za porwaniem.
14 Ekim 1943'te Sobibor'da başarılı bir ayaklanma ve Yahudi tutsakların kaçışı meydana geldi.14 października 1943 roku w Sobiborze wybuchł bunt więźniów.
Dük Jacob İsveç ordusu tarafından 1658–1660 yılları arasında tutsak tutulmuştur.Hertig Jakob hölls som fånge av svenska armén mellan 1658 och 1660.
Buralarda savaş tutsakları üzerinde tıbbi deneyler yapıldı.Medicinska experiment utfördes på fångarna.
II. Dünya Savaşı yıllarında Stalag Luft VI tutsak kampı Heydekrug'a yakın bir yere inşa edildi.Under andra världskriget låg krigsfånglägret Stalag Luft III nära staden.
Beraberindekiler de öldürülür veya köle olarak satılmak üzere tutsak edilir.Många pirater tillfångatogs och dödades eller blev sålda som slavar.
29 Eylül 1947'ye kadar tutsak olarak kaldı.Rådhusräätten satt kvar till den 29 december 1947.
Kıbrıs Postası. ^ "Meçhul Tutsaklar İlk Gala".Hjälp, fröken!: kåserier (1. uppl.).
Çoğu tutsak alındı, bir kısmı intihar etti.Flera av de inspärrade begick självmord.
Ar-Pharazôn Sauron'u tutsak olarak Númenor'a götürdü.Men Ar-Pharazôn låt sig inte bedras så lätt och för Sauron till Númenor som fånge.
Dehşet Kalesi’nde tutsak, büyük olasılıkla ölü.Mäkinen dog i fånglägret redan samma år i november, troligen avrättad.
Tutsaklıkta 17 yıl yaşarlar.I fångenskap har de levt upp till 17 år.
Onları tutsak aldı ve evlerini yıktı.Han tog dem därför som gisslan och fängslade dem.
Prusyalılar 2.320 ölü, 5980 yaralı ve 700 tutsak veya kayıpları olduğunu rapor ettiler.Прусське командування оголосило власні втрати в числі 2,320 вбитих, 5,980 поранених та 700 зниклих безвісти.
Mürettebatın bir kısmı öldürüldü, diğerleri tutsak alındı.Частину заарештованих вивезли, решту — вбили.
Bu laneti yapan büyücü, ömür boyu Azkaban'da tutsak kalır.Закляття, використання яких до людей карається довічним ув'язненням у Азкабані.
Ve yaklaşık 1500'ü tutsaktır (2004).Населення 1 521 чоловік (2004).
Almanlar toplama kampları ve hapishanelerde tutsak edildi.Політв'язень німецьких тюрем і таборів.
Polonya'daki bir Sovyet esir kampında beş yıl tutsak kaldı.П'ять років провів у польських в'язницях.
Tutsak bireyler 50 yaşına kadar varabilir.Окремі особини доживають до 50 років.
İl-Kullıg, böylece halk karşısında rezil bir duruma düşürülmüş hem de tutsaklığının devamına karar verilmişti.Це було наслідком того, що під час судових засідань їх піддавали публічній ганьбі та приниженням.
Selmi Andak’ın “Sevgiye Tutsak” adlı şarkısının yer aldığı bu 45’lik Yavuz Plak tarafından yayınlandı.Пісню, яка вийшла на 45-ці Сельмі Андак під назвою "Севге Тутсак" опублікував Явуз Плак.
Ocak 1945'te, Mauthausen merkez ofisinden yönetilen kamplarda yaklaşık 85.000 tutsak kalıyordu.V lednu 1945 pracovalo v táborech řízených z centrály v Mauthausenu asi 85 000 vězňů.
Çoğu tutsak alındı, bir kısmı intihar etti.Většina byla popravena, někteří spáchali sebevraždu.
6000 kişiyi tutsak alan Crassus, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi.Všech 6 000 zajatých otroků bylo na Crassův rozkaz ukřižováno podél Via Appia.
Tapınağa geri dönen Jason, Citra'nın tutsak ettiği arkadaşlarını bulur.Jason se vrací zpátky do chrámu, kde mu Citra sdělí, že má jeho přátele.
Politik tutsakların 1942 yılındaki ortalama yaşam süresinin iki ay olduğu sanılmaktadır.V roce 1942 byla průměrná doba přežití politického vězně v táboru méně než dva měsíce.
Tutsak bireyler 50 yaşına kadar varabilir.V zajetí se mohou dožít až padesáti let.
Tuttum, hatununu orada tutsak ettim.A pamatujete, jak jste mě zavřeli do tabule?