Senin kin dolu, kötülüğe tutsak biri olduğunu görüyorum.››لاني اراك في مرارة المرّ ورباط الظلم.
Senin kin dolu, kötülüğe tutsak biri olduğunu görüyorum.››我 看 出 你 正 在 苦 膽 之 中 、 被 罪 惡 捆 綁
Senin kin dolu, kötülüğe tutsak biri olduğunu görüyorum.››我 看出 你 正在 苦 膽 之中 、 被 罪惡 捆綁
Sukkot önderleri, ‹‹Zevah ile Salmunnayı tutsak aldın mı ki, orduna ekmek verelim?›› dediler.숙곳 방백들이 가로되 세바와 살문나의 손이 지금 어찌 네 손에 있관대 우리가 네 군대에게 떡을 주겠느냐
Sukkot önderleri, ‹‹Zevah ile Salmunnayı tutsak aldın mı ki, orduna ekmek verelim?›› dediler.Men høvdingene i Sukkot sa: Har du da alt Sebahs og Salmunnas hender i din hånd, så vi skulde gi din hær brød?
Sukkot önderleri, ‹‹Zevah ile Salmunnayı tutsak aldın mı ki, orduna ekmek verelim?›› dediler.Князья Сокхофа сказали: разве рука Зевея и Салмана уже в твоей руке, чтобы нам войску твоему давать хлеб?
Sukkot önderleri, ‹‹Zevah ile Salmunnayı tutsak aldın mı ki, orduna ekmek verelim?›› dediler.ויאמר שרי סכות הכף זבח וצלמנע עתה בידך כי נתן לצבאך לחם׃
Sukkot önderleri, ‹‹Zevah ile Salmunnayı tutsak aldın mı ki, orduna ekmek verelim?›› dediler.فقال رؤساء سكوت هل ايدي زبح وصلمناع بيدك الآن حتى نعطي جندك خبزا.
Sukkot önderleri, ‹‹Zevah ile Salmunnayı tutsak aldın mı ki, orduna ekmek verelim?›› dediler.疏 割 人 的 首 領 回 答 說 、 西 巴 和 撒 慕 拿 已 經 在 你 手 裡 、 你 使 我 們 將 餅 給 你 的 軍 兵 麼
Sukkot önderleri, ‹‹Zevah ile Salmunnayı tutsak aldın mı ki, orduna ekmek verelim?›› dediler.疏 割 人 的 首 領 回答 說 、 西巴 和 撒慕拿 已 經在 你手裡 、 你 使 我 們將餅給 你 的 軍兵麼
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.ao qual Deus ressuscitou, rompendo os grilhões da morte, pois não era possível que fosse retido por ela.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.Dar Dumnezeu L -a înviat, deslegîndu -I legăturile morţii, pentrucă nu era cu putinţă să fie ţinut de ea.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.Jehožto Bůh vzkřísil, zprostiv ho bolestí smrti, jakož nebylo možné jemu držánu býti od ní.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.Kit az Isten feltámasztott, a halál fájdalmait megoldván; mivelhogy lehetetlen volt néki attól fogvatartatnia.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.하나님께서 사망의 고통을 풀어 살리셨으니 이는 그가 사망에게 매여 있을 수 없었음이라
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.Którego Bóg wzbudził, rozwiązawszy boleści śmierci, jakoż było to niepodobne, aby od niej miał być zatrzymany.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.ktorého Bôh vzkriesil oprostiac bolestí smrti, jako aj nebolo možné, aby bol ňou držaný.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.men Gud opreiste ham, idet han løste dødens veer, eftersom det ikke var mulig at han kunde holdes av den.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.Njega je Bog obudil, oprostivši ga bolečin smrti; ker tudi ni bilo mogoče, da bi ga bila ona držala.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.τον οποιον ο Θεος ανεστησε, λυσας τας ωδινας του θανατου, διοτι δεν ητο δυνατον να κρατηται υπ' αυτου.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.когото Бог възкреси, като развърза болките на смъртта, понеже не беше възможно да бъде държан той от нея.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.Котрого Бог воскресив, розвязавши болестї смерти; яко ж бо не було можливе вдержаним Йому бути від неї.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.но Бог воскресил Его, расторгнув узы смерти, потому что ей невозможно было удержать Его.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.והאלהים הקימו מן המתים בהתיר את חבלי המות באשר נמנע מן המות לעצר אתו׃
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.الذي اقامه الله ناقضا اوجاع الموت اذ لم يكن ممكنا ان يمسك منه.
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.神 卻 將 死 的 痛 苦 解 釋 了 、 叫 他 復 活 . 因 為 他 原 不 能 被 死 拘 禁
Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek Onu diriltti. Çünkü Onun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.神卻將 死 的 痛苦 解釋 了 、 叫 他 復活 . 因為 他 原 不 能 被 死 拘禁
Tutsak düşecek olan Tutsak düşecek. Kılıçla öldürülecek olan Kılıçla öldürülecek.사로잡는 자는 사로잡힐 것이요 칼에 죽이는 자는 자기도 마땅히 칼에 죽으리니 성도들의 인내와 믿음이 여기 있느니라
Tutsak düşecek olan Tutsak düşecek. Kılıçla öldürülecek olan Kılıçla öldürülecek.כל המוליך לשבי ילך בשבי וכל ההרג בחרב הרג יהרג בחרב בזה סבלנות ואמונת הקדשים׃
Tutsak düşecek olan Tutsak düşecek. Kılıçla öldürülecek olan Kılıçla öldürülecek.ان كان احد يجمع سبيا فالى السبي يذهب. وان كان احد يقتل بالسيف فينبغي ان يقتل بالسيف. هنا صبر القديسين وايمانهم
Tutsak düşecek olan Tutsak düşecek. Kılıçla öldürülecek olan Kılıçla öldürülecek.擄 掠 人 的 必 被 擄 掠 . 用 刀 殺 人 的 、 必 被 刀 殺 。 聖 徒 的 忍 耐 和 信 心 、 就 是 在 此
Tutsak düşecek olan Tutsak düşecek. Kılıçla öldürülecek olan Kılıçla öldürülecek.擄掠人 的 必被 擄掠 . 用 刀殺人 的 、 必被 刀殺 。 聖徒 的 忍耐 和 信心 、 就是 在此
Tutsak ettiNoc ciemna i niemiła
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.C'è un altro gioco economico che potrebbe essere meno noto del dilemma del prigioniero ed è l'ultimatum game.
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.Egy másik gazdasági játék, mely talán nem annyira közismert mint a fogolydilemma, az ultimátum játék.
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.Inna gra ekonomiczna, która może nie jest tak znana jak dylemat więźnia jest gra w ultimatum
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.죄수의 딜레마만큼 알려져 있지 않은 것이지만 다른 하나의 경제 게임은 최후통첩 게임입니다.
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.Otro juego económico, tal vez no tan conocido como el dilema del prisionero, es el juego del ultimátum.
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.Друга икономическа игра, която не е толкова позната като дилемата на затворника, е играта ултиматум.
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.משחק כלכלי נוסף שאולי לא מוכר כמו דילמת האסיר, הוא משחק האולטימטום.
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.لعبة أخرى إقتصادية قد لا تكون معروفة جيدا مثل معضلة السجين، هي لعبة الانذار.
Tutsak ikilemi kadar iyi bilinmeyen bir başka ekonomik oyun da ültimatom oyunudur.最後通牒ゲーム これは 人の経済的取引のやり方を
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Acolo cei puşi în lanţuri sînt lăsaţi toţi în pace, nu mai aud glasul asupritorului;
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.A foglyok ott mind megnyugosznak, nem hallják a szorongatónak szavát.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Ali os presos descansam juntos, e não ouvem a voz do exator.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.alle de fangne har Ro, de hører ej Fogedens Røst;
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Daar komen zelfs de gevangenen tot rust, omdat er geen gevangenbewaarder is die hen dwarszit.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Da haben doch miteinander Frieden die Gefangenen und hören nicht die Stimme des Drängers.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.där hava alla fångar fått ro, de höra där ingen pådrivares röst.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Der har alle fanger ro, de hører ikke driverens røst.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.I prigionieri hanno pace insieme, non sentono più la voce dell'aguzzino
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Juga tawanan merasa lega, bebas dari hardik para penjaga
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.kaikki vangit ovat rauhassa, eivät kuule käskijän ääntä.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.거기서는 갇힌 자가 다 함께 평안히 있어 감독자의 소리를 듣지 아니하며
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Les captifs sont tous en paix, Ils n`entendent pas la voix de l`oppresseur;
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Los prisioneros están juntos en descanso y no escuchan la voz del capataz
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Ở đó những kẻ bị tù đồng nhau được bình tịnh , Không còn nghe tiếng của kẻ hà_hiếp nữa .
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Ở đó những kẻ bị tù đồng nhau được bình tịnh, Không còn nghe tiếng của kẻ hà hiếp nữa.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.Také i vězňové pokoj mají, a neslyší více hlasu násilníka.
Tutsaklar huzur içinde yaşar, Angaryacının sesini duymazlar.tam mirno ležé vkup vsi zasužnjenci, ne slišijo več glasu priganjalca.