Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.In dal jim je doseči usmiljenje pred vsemi, kateri so jih imeli v sužnosti.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Ja hän salli heidän saada armon kaikilta, jotka olivat vieneet heidät vankeuteen.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.저희로 사로잡은 모든 자에게서 긍휼히 여김을 받게 하셨도다
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Ngài cũng làm cho họ được ơn Bên những kẻ bắt họ làm phu tù .
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Ngài cũng làm cho họ được ơn Bên những kẻ bắt họ làm phu tù.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Och han lät dem finna barmhärtighet inför alla dem som hade fört dem i fångenskap.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.og han lot dem finne barmhjertighet for alle deres åsyn som hadde ført dem i fangenskap.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Por isso fez com que obtivessem compaixão da parte daqueles que os levaram cativos.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Tak, że im zjednał miłosierdzie przed oczyma wszystkich, którzy ich byli pojmali.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Tak že naklonil k nim lítostí všecky, kteříž je u vězení drželi.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.und er ließ sie zur Barmherzigkeit kommen vor allen, die sie gefangen hatten.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Και εκαμεν αυτους να ευρωσιν ελεος ενωπιον παντων των αιχμαλωτισαντων αυτους.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.Тоже стори да ги съжаляват Всички, които ги бяха пленили.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.ויתן אותם לרחמים לפני כל שוביהם׃
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.واعطاهم نعمة قدام كل الذين سبوهم.
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.他 也 使 他 們 在 凡 擄 掠 他 們 的 人 面 前 蒙 憐 恤
Merhamet koydu onları tutsak alanların yüreğine.他 也 使 他 們在 凡擄掠 他 們 的 人 面前 蒙憐恤
Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar.Dân Y-sơ-ra-ên bắt đàn bà và con nít Ma-đi-an dẫn theo, cướp hết thảy súc vật, bầy chiên và của cải họ,
Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar.Dân Y-sơ-ra-ên bắt đàn_bà và con_nít Ma-đi-an dẫn theo , cướp hết_thảy súc_vật , bầy chiên và của_cải họ ,
Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar.이스라엘 자손이 미디안의 부녀들과 그 아이들을 사로잡고 그 가축과 양떼와 재물을 다 탈취하고
Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar.וישבו בני ישראל את נשי מדין ואת טפם ואת כל בהמתם ואת כל מקנהם ואת כל חילם בזזו׃
Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar.وسبى بنو اسرائيل نساء مديان واطفالهم ونهبوا جميع بهائمهم وجميع مواشيهم وكل املاكهم.
Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar.以 色 列 人 擄 了 米 甸 人 的 婦 女 孩 子 、 並 將 他 們 的 牲 畜 、 羊 群 、 和 所 有 的 財 物 都 奪 了 來 、 當 作 擄 物
Midyanlı kadınlarla çocuklarını tutsak alıp bütün hayvanlarını, sürülerini, mallarını yağmaladılar.以色列人 擄 了 米甸人 的 婦女 孩子 、 並將 他 們 的 牲畜 、 羊群 、 和 所有 的 財物 都 奪了來 、 當作 擄物
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?Che ne dici di approfittare della confusione, e far saltare il palazzo in cui c'è Bradley con i cannoni?
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?Może skorzystamy z zamieszania i wycelujemy nasze działa w wieżę Bradleya?
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?Que tal tirarmos partido do incómodo e rebentar com o edifício onde está o Bradley com os canhões?
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?¿Qué te parece si aprovechamos este alboroto y hacemos volar el edificio en el que está Bradley?
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?Skal vi udnytte postyret og sprænge bygningen, hvor Bradley er?
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?Ska vi utnyttja tumultet och spränga byggnaden där Bradley är?
Ne dersin, kargaşadan faydalanıp Bradley'in bulunduğu kuleyi topa tutsak mı?А что, если извлечь пользу из этого неудобства и взорвать здание, в котором находится Брэдли?
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Aber wissen Sie, es gibt Dinge, an die wir in der Bildung gefesselt sind.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Ale vidíte, existují věci, ke kterým jsme ve vzdělání otrocky přilnuli.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Ale vidíte, existujú veci, ku ktorým bývame ,,zotročený" naším vzdelaním.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Ampak, vidite, obstajajo stvari, ki smo jim podvrženi v izobraževanju.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Însă vedeţi, există lucruri in care suntem înlănţuiti mental în educaţie.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.하지만 보세요, 교육에는 우리가 속박당해 있는 것들이 있습니다.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Koulutuksessakin on piirteitä, jotka kahlitsevat ajatteluamme.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Lássuk be, vannak olyan dolgok az oktatásban, melyek bűvöletükben tartanak minket.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Maar goed, er zijn zaken waaraan we in educatie aan vastgeketend zitten.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Mais vous voyez, il y a des choses qui nous subjuguent en éducation.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Mas há coisas que são uma questão de educação.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Men ni förstår, det finns saker vi är fängslade till i utbildningen.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Men ser I, der er ting vi er slaver af i uddannelsessystemet.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Pero como ven, hay cosas con las que nos encantamos en la educación.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Tapi anda lihat, ada hal-hal yang mempesona kita dalam pendidikan.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Trong giáo dục, có những thứ trói buộc suy nghĩ chúng ta.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Vedete, anche nell'istruzione ci sono idee che imbrigliano.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.W edukacji też tak jest.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Αλλά βλέπετε, υπάρχουν ιδέες και στην εκπαίδευση οι οποίες μας σκλαβώνουν.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Але, подивіться, в освіті є речі, до яких ми прив'язані.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Но виждате ли, има неща в образованието, към които сме приковани.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.Так вот, в образовании имеются те самые "путы привычного".
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.אז אתם רואים, ישנם דברים שאנו משועבדים להם בחינוך.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.لكن كما ترى، هناك أمور كثيرة تأسرنا في التعليم.
Neyse görüyorsunuz, eğitim konusunda da tutsak olduğumuz düşünceler var.例を挙げましょう
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.A dal ich pod stráž do domu náčelníka kráľovskej stráže, do žalára, na miesto, kde bol Jozef uväznený.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.A dal je do vězení v domě nejvyššího nad drabanty, do věže žalářné, v místo, v němž Jozef vězněm byl.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.A dał je do więzienia w dom hetmana żołnierzów, na miejsce, gdzie był Józef więźniem.
Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.bèn đem họ cần ngục tại dinh quan thị vệ, là nơi đương cầm Giô-sép.