Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Ik zal er twee bespreken: het dilemma van de gevangene en de tragedie van de meent.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Je vais vous parler de deux d'entre elles : Le dilemme du prisonnier et la tragédie des biens communs.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.저는 그 중 두가지에 대하여 이야기하고자 합니다. '죄수의 딜레마'와 '공유지의 비극'입니다.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Ne tratterò due: il dilemma del prigioniero e la tragedia dei beni comuni.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.O să vorbesc despre două dintre ele: dilema prizonierului şi tragedia păşunilor.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Powiem o dwóch z nich: Dylemacie więźnia i Tragedii dobra wspólnego.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Tôi sẽ nói qua về 2 trong số đó: song đề tù nhân và bi kịch của mảnh đất công.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Θα μιλήσω σύντομα για δύο από αυτά: Το δίλημμα του φυλακισμένου και η τραγωδία των κοινών.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Ще ви разкажа за две от тях: дилемата на затворника и трагедията на общините.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.Я расскажу о двух из них: о "дилемме заключённого" и "трагедии общин".
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.אני הולך לדבר על שניים מהם: דילמת האסיר והטרגדיה של נחלת הכלל.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.سأتحدّث عن اثنين منهما : معضلة السجين ومأساة المشاعات.
Ben onların ikisinden bahsedeceğim: tutsak ikilemi ve ortak alanların trajedisi.囚人のジレンマとコモンズの悲劇です ケビン ケリーとこれについて話したとき
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Gelach) Deze vrouw -- tijdens de Biafraoorlog werden we verrast door het conflict.
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Gelächter) Diese Frau - während des Biafra-Kriegs fanden wir uns mitten im Krieg wieder.
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(웃음)
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(nevetés)
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Râsete)
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Rires) Cette femme -- pendant la guerre du Biafra, nous étions là quand la guerre a éclaté.
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Risas)
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Risate) Questa donna, durante la guerra del Biafra, fummo colti dalla guerra.
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Risos)
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Śmiech) Kiedy w Biafrze wybuchła wojna, zostaliśmy w nią zamieszani.
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Смех) Эта женщина — во время войны в Биафре, мы оказались в зоне боевых действий.
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Сміх)
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(Смях) Тази жена... по време на Биафранската война, бяхме посред войната.
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(צחוק)
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.(ضحك)
Biafran savaşında yakalanıp tutsak kalmıştık.ビアフラ内戦中
Bir tutsak olmuştum.저는 그때까지 갇혀 있었던 것이고,
Bir tutsak olmuştum.Tôi đã trở thành 1 kẻ tù tội.
Bir tutsak olmuştum.הפכתי להיות אסיר.
Bir tutsak olmuştum.أصبحت سجينا.
Bir tutsak olmuştum.私は囚われの身で、逃げなければならなかったのです
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Bol som väzňom a potreboval som utiecť.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Byłem więźniem i potrzebowałem uciec.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Byl jsem vězeň a potřeboval jsem utéct.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Eram prizonier și trebuia să evadez.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Era prisioneiro e precisava de me libertar.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Ero un prigioniero e avevo bisogno di scappare.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Ich war ein Gefangener und ich musste ausbrechen.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Ik was een gevangene en ik moest ontsnappen.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Jag var en fånge och jag behövde fly.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.J'étais un prisonnier et je devais m'évader.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.갇혀 있던 공간에서 탈출해야만 했습니다.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Rab lettem, és ki kellett szabadulnom.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Tôi là 1 tên tù và tôi cần phải thoát ra.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Yo era un preso y necesitaba escapar.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Бях затворник и трябваше да избягам.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.Я был заключённым, и мне нужно было спасаться.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.הייתי אסיר והייתי צריך לברוח.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.أصبحت سجينا و كان عليّ الهروب.
Bir tutsaktım ve kaçmalıydım.私が入っていた刑務所とは、自分が運転もしなければ
Bir zamanlar onların oyununda bir tutsaktım.Anno gyalog voltam a sakkjátszmájukban.
Bir zamanlar onların oyununda bir tutsaktım.Býval jsem figurkou v jejich hře.
Bir zamanlar onların oyununda bir tutsaktım.Einst war ich eine Schachfigur auf ihrem Spielbrett
Bir zamanlar onların oyununda bir tutsaktım. Hepimiz öyleydik.Jag var en gång en bricka i deras spel det var vi alla
Bir zamanlar onların oyununda bir tutsaktım. Hepimiz öyleydik.Je n'étais qu'un pion dans leur jeu comme tous les autres
Bir zamanlar onların oyununda bir tutsaktım. Hepimiz öyleydik.Kiedyś byłam pionkiem w ich grze, wszyscy byliśmy.
Bir zamanlar onların oyununda bir tutsaktım. Hepimiz öyleydik.Olin ennen pelinappula heidän pelissään me kaikki olimme