Hava ses bir ses tonuyla, "Ben benim göz parmaklarını tutmak istiyorum isteyen," dedi. vahşi sitem."Želim si, da bi s prsti iz mojih oči," je rekel glas iz zraka, v ton Savage expostulation.
Hava ses bir ses tonuyla, "Ben benim göz parmaklarını tutmak istiyorum isteyen," dedi. vahşi sitem."Бих искал бихте дръжте пръстите си от окото ми", каза въздушни глас, с тон на дивак протест.
Hava ses bir ses tonuyla, "Ben benim göz parmaklarını tutmak istiyorum isteyen," dedi. vahşi sitem."Я хочу, чтобы ты держать пальцы из моего глаза", сказал воздушный голос, в тон дикарь увещевание.
Hava ses bir ses tonuyla, "Ben benim göz parmaklarını tutmak istiyorum isteyen," dedi. vahşi sitem."Я хочу, щоб ти тримати пальці з мого ока", сказав повітряний голос, в тон дикун умовляння.
Hava ses bir ses tonuyla, "Ben benim göz parmaklarını tutmak istiyorum isteyen," dedi. vahşi sitem."اتمنى كنت إبقاء أصابعك من عيني" ، وقال بصوت الجوي ، في نبرة أتهام مضاد المتوحشة.
Hava ses bir ses tonuyla, "Ben benim göz parmaklarını tutmak istiyorum isteyen," dedi. vahşi sitem.野蛮な諭し。 "であるという事実は、私がすべてここにいるよ - 頭、手、 足、およびそれのすべての残りの部分が、
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Die Hawaiianer sagen, dass es eine gute Nacht zum Fischen ist.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Gli hawaiani dicono che è una notte buona per la pesca.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Havajané říkají, že je to dobrá noc na rybaření.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Havajčania vravia, že to je dobrá noc na rybárčenie.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Hawaianen zeggen dat het een goede nacht is om te vissen.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Hawaienii spun că e o noapte prielnică pescuitului.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Hawaii lakosai szerint ez jó este lesz a halászatra.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.하와이 사람들은 낚시하기 좋은 밤이라고 합니다.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Les Hawaïens disent que c'est une bonne nuit pour la pêche.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Los hawaianos dicen que hace buena noche para pescar.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Người Ha-woai coi đây là một đêm tốt để đánh bắt cá.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Os havaianos dizem ser uma boa noite para pescar.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Para penduduk Hawaii berkata malam itu baik untuk pergi memancing.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Według Hawajczyków to dobra noc na połów.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Οι κάτοικοι της Χαβάης λένε πως είναι μια καλή νύχτα για ψάρεμα.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Гавайці говорять, що ця ніч гарна для риболовлі
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Гавайцы говорят, в такую ночь хорошо рыбачить.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.Хавайците казват, че е добра вечер за риболов.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.תושבי הוואי אומרים שזה לילה טוב לדיג.
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.سكان هاواي .. يقولون هذه العبارة في ليالي الصيد الجيدة
Hawaiililer bunun balık tutmak için iyi bir gece olduğunu söylerler.聖歌が始まります
Hem de doğustan. Bir yetenegimiz var; bir seyler yapmak icin ellerimizle bir seyleri tutmak icin.Temos esta aptidão para fazer coisas, para agarrar coisas com as nossas mãos.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Apoi, ea a insistat asupra tăcere Hall păstrarea, în timp ce Henfrey ia spus povestea lui.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Aztán ragaszkodott hozzá, csarnok vezetése csend, míg Henfrey elmondta a történetét.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Dann bestand sie darauf Halle zu schweigen, während Henfrey erzählte ihr seine Geschichte.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Então ela insistiu em manter o silêncio Salão, enquanto Henfrey disse-lhe sua história.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Entonces ella insistió en mantener silencio Salón, mientras Henfrey le contó su historia.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Henfrey 그녀에게 자신의 이야기를 얘기하는 동안 다음 그녀는 홀 유지 침묵 주장했다.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Hon insisterade på Hall hålla tyst, medan Henfrey berättade sin historia.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Lalu ia bersikeras menjaga keheningan Aula, sementara Henfrey menceritakan kisahnya.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Pak ona trvala na chodbě zachování mlčení, zatímco Henfrey jí svůj příběh.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Poi ha insistito per mantenere il silenzio Sala, mentre il suo Henfrey raccontato la sua storia.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Potem je vztrajala Hall vodenje tišina, medtem ko Henfrey povedal svojo zgodbo.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Potem nalegali na utrzymanie Hall ciszy, podczas gdy Henfrey powiedział jej swoją historię.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Potom ona trvala na chodbe zachovanie mlčania, kým Henfrey jej svoj príbeh.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Puis elle a insisté sur le silence Salle garder, tandis que Henfrey lui raconta son histoire.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Sau đó, cô khẳng định trên Hội trường giữ im lặng, trong khi Henfrey nói với cô ấy câu chuyện của mình.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Sitten hän vaati Hall pitää hiljaisuudesta, kun Henfrey kertoi hänen tarinansa.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Ze drong aan op het houden van Hall stilte, terwijl Henfrey vertelde haar zijn verhaal.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Στη συνέχεια, επέμενε στην αίθουσα κρατώντας σιωπή, ενώ Henfrey της είπε την ιστορία του.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Потім вона наполягла на зал мовчить, а Henfrey розповів їй свою історію.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.Потом она настояла на зал молчит, а Henfrey рассказал ей свою историю.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.След това тя настоява за запазване зала мълчание, докато Henfrey я разказвал за него.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.ثم أنها أصرت على الصمت قاعة حفظ ، في حين قال لها Henfrey قصته.
Henfrey onun hikayesini anlattı Sonra Salonu tutmak sessizlik konusunda ısrar etti.彼女は全体のビジネスのナンセンスを考えるように傾いた - 多分彼らはちょうどでした
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Kami semua berpuasa di bulan puasa.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.우리는 라마단 기간에 모두 금식을 해야했죠.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Nous devions tous jeûner pendant le Ramadan.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Ramadán idején mindannyiunknak böjtölnie kellett.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Tất cả chúng tôi đều phải nhịn ăn suốt tháng lễ Ramadan.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Todos teníamos que ayunar en Ramadán.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Todos tinha-mos de fazer jejum durante o Ramadão.
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Trebuia ca toţi să postim în timpul Ramadanului
Hepimiz Ramazan ayında oruç tutmak durumundaydık.Tutti dovevamo digiunare durante il Ramadan.