Orayı tutmak istiyorlardı.Tánh đóng giữ nơi ấy.
Özel güvenlik görevlileri ise VIP alanları ve iletişim güvenliğini kontrol altında tutmaktadır.Một bộ phận an ninh đặc biệt xử lý bảo vệ VIP và bảo mật thông tin liên lạc.
Oyundaki başarı göstergeleri pozitif bütçeyi korumak ve vatandaş memnuniyetini yüksek tutmaktır.Chỉ số thành công là duy trì cân đối ngân sách tích cực và sự hài lòng của công dân.
Erymanthian dağında yaşayan büyük yaban domuzunu ağla tutmak.Heo rừng Erymanthian sống trên ngọn núi Erymanthus, nó sống trên đỉnh núi cao.
Olaylardan Stalin'i sorumlu tutmak doğru bir tutum sayılmaz.Tuy nhiên, cũng là không công bằng nếu quy mọi trách nhiệm cho Stalin.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Tuy nhiên một số Muggle biết được sự tồn tại của thế giới phù thủy.
Tutmak için bir de sapları bulunur.Họ cũng sẽ được trang bị một cái chày gai.
Causses ve Cévennes, kır kültürünün evriminin sayısız ifadesini elinde tutmaktadır.Causses và Cevennes là nơi giữ lại nhiều bằng chứng của sự tiến hóa hoạt động nông mục theo thời gian.
Buna ilaveten, II. Şapur'un ordusu batıda yeni ele geçirilen yerleri tutmak için yeterli değildi.Hơn nữa, Shapur II không có đủ quân để bảo vệ những vùng đất mà ông vừa chiếm được.
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.Có những loài dơi thích ăn cá và biết bắt cá.
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.Hai người quyết định ở lại căn hộ để theo dõi người doanh nhân.
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.Lena cũng rất thích chơi dương cầm khi rảnh.
Balıkçılar ak balığı tutmak için yem olarak meyve bile kullanırlar.Ngay cả Chúa cũng giúp các môn đồ bắt cá để ăn.
Zincirlerinizi bıraktığınızı söyleyebilirsiniz, zaten sizin olmayan bir şeyi sıkı sıkıya tutmaktaydınız.Tiếng tiêu của anh đã thu hồn, đoạt phách của cô khiến cô say đắm không còn làm chủ được mình.
Bu veritabanı, verileri ve XML dosyaları tutmak için kullanılır.Nó cung cấp khả năng kiểm chứng và phân tích các tài liệu XML.
Ormanlık alanları ilçemizin toplam alanında %45 gibi önemli bir yer tutmaktadır.Diện tích đất có rừng của một quốc gia tối ưu phải đạt 45% tổng diện tích.
Birden fazla fotoğraf seçmek ve tutmak için yeteneği.Cô có tiếng là được nhiều người yêu và chụp ảnh.
Bilgisayarlar işlem yaparken program kodları ve veri tutmak için RAM kullanırlar.Máy vi tính sử dụng RAM để lưu trữ mã chương trình và dữ liệu trong suốt quá trình thực thi.
Andrea, kız kardeşi için yas tutmaktadır ve Dale ona destek olmaya çalışır.Andrea cũng quyết định ở lại, mặc cho Dale thuyết phục.
Grubun üyeleri gerçek kimliklerini saklı tutmaktadırlar.Mai nghi ngờ bố mẹ chồng đang giấu giếm điều gì đó.
Filmde konuşmalar çok az yer tutmaktadır.Bộ phim nổi bật với rất ít các cuộc hội thoại bằng lời nói.
Boston Bruinsi tutmakta ve ölesiye Boston Red Sox fanatiğidir.Đội bóng kình địch của New York Yankees là Boston Red Sox.
F plakasındaki tanrıça bir kuşu yükselmiş sağ eliyle tutmaktadır.プレート f の女性像は右手を挙げて鳥を持っている。
Vukuf-ı Kalbî: Kalbi uyanık tutmak gerekir.相手の心臓を奪うことで、その者を覚者とする。
Genelde bir öğrenci olduğu düşünülen aşık, sevgilisi Lenore'u kaybetmenin yasını tutmaktadır.学生であろうと指摘されることの多い主人公は、恋人レノーアを失って嘆き悲しんでいる。
B plakasındaki tanrı ise her elinde bir deniz atı ya da ejderha tutmaktadır.プレート b に描かれた神は両手にタツノオトシゴかドラゴンと思われるものを掴んでいる。
Charlie Sheen balık tutmaktan ve şiir yazmaktan zevk alır.ピーター・パンが大好きで絵本作家を志望している。
Hobileri golf oynamak ve balık tutmaktır.趣味はゴルフと釣り。
Halen 3000 metre Avrupa rekorunu elinde tutmaktadır.男子3000m・5000mのヨーロッパ記録保持者である。
Sözlerimi tutmak zorunda mıyım? (…) benim başlangıcım gülmek ve güldürmektir.^ 放送開始当初の『笑っていいとも!
BDNF özellikle uzun süreli hafıza için önemli bir yer tutmaktadır.BDNFそれ自体は、長期記憶に重要である。
Grósz avlanmaktan ve balık tutmaktan hoşlanırdı.老後は狩猟と釣りを楽しんだ。
Tutmak (T): Bir nesneyi elle tutmak.保管することを留置(とめおき)という。
Sahibi tutmak için koşmuş, arkasından yalvarmış, bağırmış, boşuna.また処刑の際に悲鳴をあげ、吐瀉物を吐き散らし苦しみながら絶命したという。
Tutmak anlamına gelen "İmsak" da, sükuta benzer bir ilkedir.荒魂は先鋒(さき)として師船(みいくさのふね)を導かむ」という神託があったとある。
Perdeyi hep açık tutmak...いつも幟を付けている。
Turizm ülke için özellikle 20. yüzyıldan sonra önemli bir yer tutmaktadır.20世紀以降は観光業が大きな役割を担っている。
Hizmetler sektörü içinde yer alan ticaret de ilçe ekonomisinde önemli yer tutmaktadır.公共部門を含むサービス業も国内経済における重要な位置を占める。
Bu geçitleri bir sonraki ilkbahara kadar elde tutmak öngörülmektedir.その状態だと春先まで保存が可能である。
Kalbi uyanık tutmak gerekir.心の夢醒める事無く。
Modifiye oyunda önemli bir yer tutmaktadır.劇中の重要な転換点を担う。
Sayfa tablosunun boyutlarını sınırlayan bir sınır kaydı tutmak.盤の升目を区切る罫線には凹凸がある。
Kahveyi yerden uzak tutmak için kahve filtresi.茶巾筒 他の道具の水濡れを避けるために茶巾を収納する。
Tutmak için bir de sapları bulunur.引っ張るための紐を付けられるものもある。
A plakasında sakallı adam figürü her iki eliyle kendisinden daha ufak bir adamın elini tutmaktadır.プレート a の髭のある人物は、両手に小さな人物像を掴んでいる。
Onun dolayı insanları çevreye zarar vermekten ve böylece aynı hatayı yapmaktan uzak tutmak için uyarırlar.この段階では、加害者は被害者に罪悪感を与え、周囲には被害者が悪いと思わせようとする。
Craze, boş vakitlerinde balık tutmaktan hoşlanmaktaydı.マックンは大の釣り好き。
Çok derin acılı bir yas tutmaktadır.縦に深い溝がある。
Herkes bu daireyi tutmak üzere harekete geçer.2人はそのアパートに住むことにした。
Çocuk gelişimi için oldukça tehlikeli olan bu sektörden çocukları uzak tutmak ve korumak gerekmektedir.これら有害なものから子供たちをいかにして守るか、これもみんなで真剣に考えなければなりません。
Orayı tutmak istiyorlardı.を入れていた。
Gerçek Mesmer'i göz önünde tutmak zordur.寄せ手が本丸・主郭の位置を把握しにくい。
Düşük gelirli vatandaşları vergiden muaf tutmak.地主は相続税の減免を受けられる。
Ancak, siyahın birincil amacı 4...d6 ile merkezi güçlü tutmak olmalıdır.白が3手目に3.d4と指すと黒に3.… d6と指される。
Zamanın modasına uygun şık bir kıyafet giymekte, bir baston tutmaktadır.コートを羽織ったファッションを好むためか年中コートを着用している。
Newton'ın hareket yasaları tutmak gerekiyordu.假若接受牛顿运动定律。
Vukuf-ı Kalbî: Kalbi uyanık tutmak gerekir.色界有:就是一念不生的心,作主的心。
Kanıtları daha kolay ve kısa tutmak için bu varsayım genellikle yapılır.通常采用这个假设来使证明更加简洁。
Örneğin, bir seferde 10 aylık bir süreçte tek bir elektronun tutmakta Penning tuzağı kullanıldı.例如,在一次實驗中,一個電子被限制於潘寧阱的時間長達10個月之久。
Genelde bir öğrenci olduğu düşünülen aşık, sevgilisi Lenore'u kaybetmenin yasını tutmaktadır.這名戀人,普遍被認為是一名學生,因失去他的所愛勒諾(Lenore)而深感悲痛。